Gıybet ve Dilin Afetleri
Kardeşlik Hukuku ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî و sellim.
DİLİ KORUMA VE İSTİĞFAR VİRDİ
يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ اغْفِرْ لَنَا
“Yâ Settâral-uyûbi iğfirlenâ.”
(Ayıpları ve kusurları örten Ey Allah’ım, bizi bağışla. Dilimi gıybetten, kalbimi riyadan manen temizle!)
0
Günlük Hedef: Dili Dedikodudan Temizleyip Sükûta Alıştırmak İçin (100+)
“Ey iman edenler! Allah’u Teala‘dan korkun ve doğru söz söyleyin.”
[Kaynak: Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[70]
[Kaynak: Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[70]
Tasavvuf yolunda sâlikin en çetin imtihanı, iki dudağı arasındaki o küçük ama ateşi büyük olan organı, yani dilini zapt etmesidir. Gıybet (dedikodu, arkadan çekiştirme); bir din kardeşinin yokluğunda, duyduğunda üzüleceği bir kusurunu ortaya dökmektir. İslam bunu “ölü kardeşinin etini yemek” kadar iğrenç ve ürpertici bir günah saymıştır. Namazla, oruçla biriktirilen onca sevap, gıybet masalarında bir çırpıda heba olup gider; kul iflas etmiş olarak Hak divanına çıkar. Dil, kalbin aynasıdır; dil gıybetle, yalanla, iftirayla kirlendikçe, kalp de kararır ve o ilahi muhabbet nurundan mahrum kalır. Kâmil bir mümin; başkalarının ayıbını deşmek yerine kendi kusurlarıyla meşgul olan, dilini zikrullah suyuyla yıkayıp dedikodudan titizlikle temizleyen kimsedir. Kardeşinin onurunu kendi onuru bilmeyen, hakiki imanın lezzetini tadamaz.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (DİLİN AFETLERİ)
Gıybetin Vahameti ve Sözün Murakebesi
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ… وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüctenibû kesîran minez-zann… ve lâ yağteb ba’duküm ba’dâ; e-yühibbü ehadüküm en ye’küle lahme ehîhi meyten fe-kerihtümûh.
1. “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının… Birbirinizin gıybetini yapmayın (arkasından çekiştirmeyin). Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz!”
[Kaynak: Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[12]
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ
Okunuşu: Mâ yelfizu min kavlin illâ ledeyhi rakîbün atîd.
2. “İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında (onu kaydeden) gözetleyen ve yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”
[Kaynak: Kâf Sûre-i Şerif’i]:[18]
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ ۚ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا
Okunuşu: Ve lâ takfü mâ leyse leke bihî ılm; innes-sem’a vel-besara vel-füâde küllü ülâike kâne anhü mes’ûlâ.
3. “Hakkında kesin bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (söylediğin sözden) sorumludur.”
[Kaynak: İsrâ Sûre-i Şerif’i]:[36]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüt-tekullâhe ve kûlû kavlen sedîdâ.
4. “Ey iman edenler! Allah’u Teala‘dan korkun ve (gıybetten temizlenmiş) doğru ve sağlam bir söz söyleyin.”
[Kaynak: Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[70]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسَىٰ أَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ… وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ yeshar kavmün min kavmin asâ en yekûnû hayran minhüm… ve lâ tenâbezû bil-elkâb.
5. “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır… Birbirinize kötü lakaplar takmayın.”
[Kaynak: Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[11]
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ
Okunuşu: Veylün li-külli hümezetin lümezeh.
6. “İnsanları arkadan çekiştiren (gıybetini yapan) ve kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!”
[Kaynak: Hümeze Sûre-i Şerif’i]:[1]
هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ
Okunuşu: Hemmâzin meşşâin bi-nemîm.
7. “Daima kusur arayıcı, laf götürüp getirici (koğuculuk yapan) kimseye boyun eğme!”
[Kaynak: Kalem Sûre-i Şerif’i]:[11]
إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Okunuşu: İnnellezîne yühibbûne en teşîal-fâhişetü fillezîne âmenû lehüm azâbün elîm.
8. “İman edenler arasında çirkin sözlerin ve ahlaksızlıkların yayılmasını (dedikoduyla yayılmasını) sevenlere dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır.”
[Kaynak: Nûr Sûre-i Şerif’i]:[19]
وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا
Okunuşu: Vellezîne yü’zûnel-mü’minîne vel-mü’minâti bi-ğayri mektesebû fe-kadihtemelû bühtânen ve ismen mübînâ.
9. “Mümin erkekleri ve mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden (iftira ve gıybetten) dolayı incitenler, şüphesiz ağır bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”
[Kaynak: Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[58]
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ
Okunuşu: İnnellâhe ye’müru bil-adli vel-ihsâni ve îtâi zilkurbâ ve yenhâ anil-fahşâi vel-münkeri vel-bağy.
10. “Şüphesiz Allah’u Teala adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardımı emreder. Her türlü çirkin işi (gıybeti), kötülüğü ve azgınlığı da yasaklar…”
[Kaynak: Nahl Sûre-i Şerif’i]:[90]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. GIYBET NEDİR?
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sordu: “Gıybet nedir bilir misiniz?” Sahabe “Allah ve Resulü bilir” dedi. Efendimiz: “Kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” “Eğer söylediğim kusur kardeşimde varsa?” diye sorulunca: “Eğer varsa gıybet ettin demektir, eğer yoksa o zaman ona iftira atmış olursun” buyurdu.
[Kaynak: Müslim, Birr]:[70]
2. CENNETİN GARANTİSİ
“Kim bana iki çenesi arasındaki (dilini) ve iki bacağı arasındaki (namusunu) koruma (ve her türlü kirden temizleme) garantisi verirse, ben de ona cenneti garanti ederim.”
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[23]
3. GERÇEK MÜFLİS KİMDİR?
“Gerçek müflis (iflas eden); kıyamet gününe kıldığı namazı, tuttuğu orucu ile gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, bunun gıybetini yapmış, ötekinin malını yemiştir. Sevapları o hak sahiplerine dağıtılır. Sevapları bitince de onların günahları buna yüklenir ve cehenneme atılır.”
[Kaynak: Müslim, Birr]:[59]
4. YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS
“Allah’u Teala‘ya ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin ya da sussun (dilini gıybetten temizlesin).”
[Kaynak: Buhârî, Edeb]:[31]
5. ATEŞE SÜRÜKLEYEN SÖZ
“Kul, Allah’u Teala‘nın gazabını gerektiren bir sözü (bir gıybeti) hiç ehemmiyet vermeden öylesine söyleyiverir de, bu söz yüzünden cehennemin dibine düşer.”
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[23]
6. KARDEŞİNİN AYIBINI ÖRTMEK
“Kim dünyada mümin kardeşinin bir ayıbını örterse (dedikodusunu yapmazsa), Allah’u Teala da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”
[Kaynak: Müslim, Zikir]:[38]
7. KOĞUCULUK YAPANIN SONU
“Koğuculuk yapan (insanların arasını bozmak için laf taşıyıp dedikodu yapan kimse) cennete giremez.”
[Kaynak: Müslim, Îmân]:[168]
8. EN ŞERLİ İNSANLAR
“Kıyamet gününde Allah’u Teala katında insanların en şerlisi, (dilinin) şerrinden dolayı insanların kendisini terk ettiği (veya şerrinden korunmak için gülümsediği) kimsedir.”
[Kaynak: Buhârî, Edeb]:[48]
9. İNSANLARI YÜZÜSTÜ DÜŞÜREN ŞEY
Muaz bin Cebel (r.a) “Ya Resulallah, konuştuklarımızdan da hesaba çekilecek miyiz?” dediğinde Efendimiz: “Annen sensiz kalsın ey Muaz! İnsanları cehenneme yüzüstü süründüren şey, ancak dillerinin biçtiği (gıybet ve yalan) hasadından başka nedir ki?” buyurdu.
[Kaynak: Tirmizî, Îmân]:[8]
10. GÜNAHI TEMİZLEYEN TÖVBE
“Gıybetin kefareti, gıybetini yaptığın kimse için ‘Ey Allah’ım, beni ve onu bağışla’ diye istiğfar etmen (ve helallik dileyerek nefsini temizlemen)dir.”
[Kaynak: Beyhakî, Şuabu’l-Îmân]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dil, kalbin kapısında bağlı bir bekçi köpektir. Sen onu zikir tasmaysıyla bağlamazsan, kardeşlerinin onurunu ısırır, parçalar. Kalbini muhabbetle temizle ki dilin bal döktsün.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz sükût ve murakabedir. Başkasının kusurunu konuşmak (gıybet), kendi kalbindeki manevi hastalıkların ve kirlerin dışa vurumudur. Gıybet eden, bizim dervişimiz olamaz.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz.” Zehirli dili, ancak Hak aşkıyla temizlenen bir kalp tatlı eyler.
– Bizim Yunus
“Gıybet, abdesti bozmaz ama imanın nurunu ve sevapları bozar. Gıybet yapan kimse, kendi elleriyle diktiği cennet köşklerini kendi diliyle ateşe veren ahmak bir tüccara benzer.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! İnsanların ayıbını konuşmadan evvel aynaya bak ve kendi günahlarını düşün. Kendi hatalarından temizlenmeye vakit bulamayan kimsenin, başkasının hatasını konuşmaya ne hakkı vardır!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) DİLİNİ TUTMASI
Bir gün Hz. Ömer (r.a), Hz. Ebu Bekir’i (r.a) eliyle kendi dilini çekiştirirken gördü. “Ne yapıyorsun ey Halife?” diye sorunca, Hz. Ebu Bekir: “Beni bütün musibetlere ve tehlikelere sürükleyen budur! Bunu zapt etmezsem helak olurum” diyerek ağladı. Ümmetin en sıddık insanı bile dilinden bu kadar korkarken ve kalbini ondan temizlemeye çalışırken, bizim pervasızca konuşmamız ne büyük gaflettir.
[Kaynak: Muvatta, Kelâm]:[5]
2. HASAN-I BASRİ’YE (K.S) GIYBET EDEN ADAM
Büyük Veli Hasan-ı Basri (k.s), bir adamın kendi arkasından ağır gıybet yaptığını ve atıp tuttuğunu işitti. Akşam olunca o adama, üzeri taze hurmalarla dolu gümüş bir tabak hediye gönderdi ve şu notu ekledi: “Duyduğuma göre sen bugün kendi namazını ve sevaplarını benim amel defterime hediye etmişsin. Ben bu büyük hediyene karşılık sadece bu hurmaları gönderebildim, kusuruma bakma!” Adam bunu görünce utancından mahvoldu, koşup tövbe etti.
[Kaynak: Gazâlî, İhyâu Ulûmiddîn]
3. HZ. AİŞE’NİN DENİZİ BOZAN SÖZÜ
Hz. Aişe (r.a) validemiz bir gün, Efendimizin (s.a.v) diğer eşi Hz. Safiyye hakkında (onun boyunun kısalığını kastederek) eliyle işaret edip “O şöyledir böyledir” dedi. Bunun üzerine Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çok hiddetlendi ve şöyle buyurdu: “Ey Aişe! Sen öyle bir söz (gıybet) söyledin ki, eğer o söz denizin suyuna karışsaydı, koca denizin suyunu ifsad eder, bozardı.” Bir tek kelime koca denizi kirletiyorsa, kalbi nasıl simsiyah yapmasın!
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb]:[35]
4. “ŞU EŞEĞİN LEŞİNDEN YİYİN!”
Asr-ı Saadet’te Maiz adında bir sahabe büyük bir günah işleyip tövbe etmiş, kendi isteğiyle recm (taşlanarak ölme) cezası uygulanmıştı. İki sahabe kendi aralarında konuşurken “Baksana şuna, köpek gibi taşlanarak öldü” dediler. Efendimiz (s.a.v) bunu duydu lakin o an sustu. Yolda şişmiş ve kokmuş bir eşek leşinin yanından geçerken o iki sahabeyi çağırdı: “İnin atınızdan ve şu eşeğin leşinden yiyin!” dedi. Onlar dehşetle: “Ya Resulallah, bu pis leş yenir mi?” dediklerinde Efendimiz: “Az önce tövbe etmiş kardeşinizin namusuna dil uzatmanız (gıybetiniz), bu leşi yemekten çok daha iğrençtir!” buyurdu.
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Hudûd]:[24]
5. İSA ALEYHİSSELÂM VE ÖLÜ KÖPEK
Hz. İsa (Aleyhisselâm) havarileriyle bir yoldan geçerken kokmuş bir köpek leşi gördüler. Havariler burunlarını tıkayarak: “Ne kadar pis kokuyor, ne iğrenç bir leş!” dediler. Ancak kalbini her türlü kirden ve çirkin sözden temizlemiş olan Hz. İsa (Aleyhisselâm) köpeğe baktı ve: “Dişleri ne kadar da güzel, inci gibi bembeyaz” dedi. Kusur arayan göz daima kokmuş leşi, rahmetle bakan göz ise o leşte bile bir güzelliği görür. Gıybet, bakanın kalbindeki çürümenin eseridir.
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, ez-Zühd]
Nefis Muhasebesi: Kardeşlik ve Dilin Aynası
(Gıybetle kendi sevaplarımızı nasıl yaktığımızı tartmak için soralım)
- Bir mecliste din kardeşimin arkasından konuşulurken; “Ölü kardeşimin etini yiyorlar” şuuruyla o meclisi terk edip kalbimi bu pislikten temizleyebiliyor muyum?
- Gün boyu kıldığım namazların, ettiğim duaların sevabını; akşam bir çay masasında başkasının dedikodusunu yaparak o kişiye hediye eden “gerçek bir müflis” miyim?
- “Onda olanı söylüyorum, yalan söylemiyorum ki” diyerek, gıybetin tam olarak “onda olan kusuru söylemek” olduğunu unutup şeytanın vesvesesine mi kanıyorum?
- Hz. Ebu Bekir (r.a) gibi dilimi tutup “Beni helak eden budur” deme erdemine ve korkusuna sahip miyim?
- Daima kusur arayan gözlerimi ve dilimi istiğfar ile temizleyip, “Ya hayır söyle ya da sus” hadisinin edebiyle ahlaklanmaya niyetli miyim?
“Ey İman Edenler! Doğru Söz Söyleyin…”
“Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan din kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimizde en ufak bir kin (ve kıskançlık) bırakma. (Dillerimizi gıybetten, kalplerimizi fesattan manen temizle). Şüphesiz Sen çok şefkatli ve çok merhametlisin!”
[Kaynak: Haşr Sûre-i Şerif’i]:[10]
Kur’an-ı Kerim’in müminlere öğrettiği; kalpteki hasedi, kindarlığı söküp atan ve gıybetin kökünü kurutarak kardeşlik hukukunu inşa eden o eşsiz ve temizleyici dua.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ
Okunuşu: Rabbenâğfirlenâ ve li-ihvâninellezîne sebekûnâ bil-îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm.
“Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan din kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimizde en ufak bir kin (ve kıskançlık) bırakma. (Dillerimizi gıybetten, kalplerimizi fesattan manen temizle). Şüphesiz Sen çok şefkatli ve çok merhametlisin!”
[Kaynak: Haşr Sûre-i Şerif’i]:[10]
Kur’an-ı Kerim’in müminlere öğrettiği; kalpteki hasedi, kindarlığı söküp atan ve gıybetin kökünü kurutarak kardeşlik hukukunu inşa eden o eşsiz ve temizleyici dua.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
