Gelecek Kaygısı
Tevekkül, Rızık Endişesi ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
TEVEKKÜL VE RIZA VİRDİ
حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
“Hasbiyellâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül-arşil-azîm.”
(Bana Allah’u Teâlâ yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayandım. O, yüce Arş’ın Rabbidir.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Yarın Korkusundan Temizleyip Hakka Yaslanmak İçin (7+)
“…Kim Allah’u Teâlâ‘ya tevekkül ederse (güvenip dayanırsa), O, ona yeter. Şüphesiz Allah’u Teâlâ emrini yerine getirendir…”
[Kaynak: Talâk Sûre-i Şerif’i]:[3]
[Kaynak: Talâk Sûre-i Şerif’i]:[3]
Gelecek kaygısı ve rızık endişesi, insanın kalbindeki tevekkül nurunu gölgeleyen ve şeytanın en çok kullandığı vesvese kapılarından biridir. İnsan, “Yarın ne yiyeceğim, işlerim nasıl olacak, başıma ne gelecek?” korkusuyla bugünün şükrünü unutur ve görünmeyen bir yükün altında ezilir. Oysa kâinatı yoktan var eden Allah’u Teâlâ, karıncanın rızkını da, göklerde uçan kuşun nasibini de ezelde takdir etmiştir. Mümin, gayret edip çalışmakla mükelleftir; ancak neticeyi dert edinmek, kalbi yersiz kuruntularla doldurmak imanın lezzetini bozar. Gerçek huzur, “Benim rızkım ve kaderim Rabbimin elindedir” diyerek kalbi bu dünyevi panikten manen temizlemek ve Yüce Yaratıcı’nın sonsuz kudretine teslim olmaktır. Yarını dert edinen, bugünün ibadetinden ve huzurundan mahrum kalır.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (KADER VE RIZIK)
Korkudan Arınmak ve Hakka Teslimiyet
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا
Okunuşu: Ve mâ min dâbbetin fil-ardı illâ alellâhi rizkuhâ.
1. “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’u Teâlâ‘ya ait olmasın.”
[Kaynak: Hûd Sûre-i Şerif’i]:[6]
وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ
Okunuşu: Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rizkahâ; allâhu yerzükuhâ ve iyyâküm.
2. “Kendi rızkını taşıyamayan (ve biriktiremeyen) nice canlı vardır ki, onları da sizi de Allah’u Teâlâ rızıklandırır.”
[Kaynak: Ankebût Sûre-i Şerif’i]:[60]
وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا ۞ وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ
Okunuşu: Ve men yettekıllâhe yec’al lehû mahracâ. Ve yerzukhü min haysü lâ yahtesib.
3. “…Kim Allah’u Teâlâ‘dan korkar (kalbini kirden temizlerse), Allah’u Teâlâ ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği, ummadığı yerden rızık verir.”
[Kaynak: Talâk Sûre-i Şerif’i]:[2-3]
أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ
Okunuşu: E-leysellâhu bi-kâfin abdeh.
4. “Allah’u Teâlâ, kuluna yetmez mi? (Halbuki) onlar seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar.”
[Kaynak: Zümer Sûre-i Şerif’i]:[36]
الشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُمْ بِالْفَحْشَاءِ ۖ وَاللَّهُ يَعِدُكُمْ مَغْفِرَةً مِنْهُ وَفَضْلًا
Okunuşu: Eş-şeytânü yeıdükümül-fakra ve ye’müruküm bil-fahşâ’; vallâhu yeıdüküm mağfiraten minhü ve fadlâ.
5. “Şeytan (vesvesesiyle) sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği, çirkinliği emreder. Allah’u Teâlâ ise kendi katından bir mağfiret ve lütuf vaat eder.”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[268]
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Okunuşu: Kul len yüsîbenâ illâ mâ ketebellâhu lenâ, hüve mevlânâ; ve alellâhi fel-yetevekkelil-mü’minûn.
6. “De ki: Bizim başımıza, Allah’u Teâlâ‘nın bizim için yazdığından başka hiçbir şey gelmez. O bizim Mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’u Teâlâ‘ya tevekkül etsinler.”
[Kaynak: Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[51]
وَعَسَىٰ أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ ۖ وَعَسَىٰ أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Okunuşu: Ve asâ en tekrahû şey’en ve hüve hayrun leküm; ve asâ en tühıbbû şey’en ve hüve şerrun leküm; vallâhu ya’lemu ve entüm lâ ta’lemûn.
7. “…Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz bir şey sizin için şerdir. Allah’u Teâlâ bilir, siz bilemezsiniz.”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[216]
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ۞ إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
Okunuşu: Fe-inne meal-usri yusrâ. İnne meal-usri yusrâ.
8. “Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.”
[Kaynak: İnşirâh Sûre-i Şerif’i]:[5-6]
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Ellezîne kâle lehümün-nâsü innen-nâse kad cemeû leküm fahşevhüm fe-zâdehüm îmânen ve kâlû hasbünallâhu ve ni’mel vekîl.
9. “O müminler ki, insanlar onlara, ‘Düşmanınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun!’ dediklerinde bu onların imanını artırdı ve ‘Allah’u Teâlâ bize yeter, O ne güzel vekildir!’ dediler.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[173]
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ ۗ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
Okunuşu: Ve le-neblüvenneküm bi-şey’in minel-havfi vel-cûı ve naksın minel-emvâli vel-enfüsi ves-semerât; ve beşşiris-sâbirîn.
10. “Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[155]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri ve Tesellileri
1. KUŞLARIN TEVEKKÜLÜ
“Eğer siz Allah’u Teâlâ‘ya hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabahleyin yuvasından aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi elbette sizi de rızıklandırırdı.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[33]
2. SANA İSABET EDECEK OLAN
“Bil ki; başına gelen bir musibetin seni es geçmesi, seni es geçen bir şeyin de senin başına gelmesi asla mümkün değildir. Kalbini bu şuurla temizle.”
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Sünnet]:[16]
3. MÜMİNİN İŞİNE ŞAŞILIR
“Müminin işine şaşılır! Onun bütün işleri onun için hayırdır. Kendisine bir iyilik isabet ederse şükreder, hayır olur. Bir darlık isabet ederse sabreder, yine hayır olur.”
[Kaynak: Müslim, Zühd]:[64]
4. AHİRETİ DERT EDİNENİN DURUMU
“Kimin asıl gayesi (derdi) ahiret olursa, Allah’u Teâlâ onun kalbine zenginlik verir, dağınık işlerini toparlar ve dünya boyun eğmiş olarak ona gelir.”
[Kaynak: Tirmizî, Kıyâmet]:[46]
5. KENDİNDEN AŞAĞIYA BAKMAK
“Dünyalık konularda sizden daha aşağıda olanlara bakın, sizden daha üstün olanlara bakmayın. Bu, Allah’u Teâlâ‘nın size verdiği nimetleri küçümsememeniz ve kalbinizin hasetten temizlenmesi için en uygun olanıdır.”
[Kaynak: Müslim, Zühd]:[9]
6. GERÇEK ZENGİNLİK
“Zenginlik, malın ve mülkün çokluğu ile değildir. Gerçek zenginlik, göz tokluğu ve gönül (kalp) zenginliğidir.”
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[15]
7. KAYGI VE ÜZÜNTÜDEN SIĞINMAK
Peygamber Efendimiz (s.a.v) sık sık şöyle dua ederdi: “Ey Allah’ım! Kederden, kaygıdan (gelecek endişesinden), acizlikten, tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım.”
[Kaynak: Buhârî, Daavât]:[35]
8. KENDİNİ HELAK ETME!
“Sizden biri rızkı gecikti diye, Allah’u Teâlâ‘ya karşı ümitsizliğe düşerek kendi kendini (kederle) helak etmesin! Hiçbir kul, son lokmasını yemedikçe dünyadan ayrılmaz.”
[Kaynak: İbn Mâce, Ticârât]:[2]
9. ÜÇ ŞEYDE GÜVENCE
“Kimin bedeni sıhhatli, nefsi güvende olur ve günlük yiyeceği de yanında bulunursa, sanki bütün dünya ona verilmiş gibidir.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[34]
10. BÜTÜN ÜMMET TOPLANSA
“Bilesin ki, bütün ümmet sana bir fayda sağlamak için toplansa, Allah’u Teâlâ‘nın senin için yazdığından başkasını yapamazlar. Ve sana zarar vermek için toplansalar, yine O’nun yazdığından başkasını yapamazlar. Kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.”
[Kaynak: Tirmizî, Kıyâmet]:[59]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dünü unuttuk, yarına da henüz varmadık. Öyleyse bugünün kadrini bil. Yarın ne olacak diye gam çekmek, aklın noksanlığından ve kalbin Hakka güvensizliğinden doğar. Kalbini bu vehimlerden temizle.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda yarına dertlenmek tevekkül eksikliğidir. Bir salik kalbini rızık korkusundan titizlikle temizlemedikçe, muhabbetullah şerbetini tam manasıyla içemez.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Rızkını endişe edip sararma, solma. O Razzâk olan, kurdu kuşu unutmaz da, Seni mi unutur sanırsın?” Kadere rıza göster, kalbini kirden temizle.
– Bizim Yunus
“Gelecek endişesi ve fakirlik korkusu şeytanın kalbe attığı bir zehirdir. İlaç ise rızkın kefilinin Allah’u Teâlâ olduğunu bilmek ve o zehiri tevekkül panzehiriyle temizlemektir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Kader kalemi kurudu, rızıklar ezelde taksim edildi. Sen kendi elinde olmayan yarın için üzülmek yerine, kendi elinde olan bugünkü ibadetini güzelleştir ve kalbini masivadan temizle.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) ATEŞTEKİ TEVEKKÜLÜ
Hz. İbrahim (Aleyhisselâm), Nemrut tarafından mancınıkla devasa bir ateşe fırlatıldığında havada Cebrail (Aleyhisselâm) ona gelip: “Bir ihtiyacın var mı?” diye sordu. O eşsiz tevekkül abidesi: “Sana ihtiyacım yok. Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl (Bana Allah’u Teâlâ yeter)” cevabını verdi. Geleceği ateş olan bir sahnede bile kalbinde zerre kaygı taşımadı. Bunun üzerine ateş Allah’u Teâlâ‘nın emriyle ona serin ve selamet oldu.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
2. İBRAHİM ETHEM VE KÖTÜRÜM KARGA
Büyük zahid İbrahim Ethem (k.s) ticarete atılmak için yola çıkmıştı. Yolda dinlenirken kötürüm (uçamayan) bir karga gördü. “Bu karga nasıl besleniyor?” diye düşünürken, sağlam bir karganın gelip gagasıyla o kötürüm kargayı beslediğine şahit oldu. İbrahim Ethem kalbindeki dünya endişesini temizleyerek: “Bu kötürüm kuşu çölde aç bırakmayan Rabbim, beni de aç bırakmaz” diyerek ticaret kervanını bıraktı ve ömrünü ibadete, tevekküle adadı.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
3. HZ. ÖMER VE TEVEKKÜL ETMEDEN BEKLEYENLER
Hz. Ömer (r.a) mescitte sabahtan akşama kadar oturup “Biz Allah’u Teâlâ‘ya tevekkül ettik” diyerek rızık bekleyen bir grup gence rastladı. Onları mescitten çıkararak: “Gidin rızkınızı arayın! Gökten ne altın yağar ne gümüş. Gerçek tevekkül, tohumu toprağa ekip sonra Rabbine güvenmektir. Tembellik edip rızkı Allah’tan beklemek, kalpteki tembelliği tevekkül zannetmektir” dedi.
[Kaynak: İbn Ebi’d-Dünyâ, et-Tevekkül]
4. HATEM-İ ESAM VE KIZININ FERASETİ
Evliyaullahtan Hatem-i Esam (k.s) hacca gitmek istedi lakin geride bırakacağı ailesinin yiyeceği yoktu. Komşular ailesine: “Babanız sizi kime bıraktı gitti?” diye kınadıklarında, Hatem’in iman dolu küçük kızı: “Babam rızkı yiyendir, rızkı veren değildir! Rızkı yiyen gitti ama rızkı veren Rabbim bizimle beraberdir” dedi. Bu muazzam teslimiyet sebebiyle, o gün mahallenin zengini kapılarına yüklü bir erzak bırakarak onların rızkına vesile oldu.
[Kaynak: Gazâlî, İhyâu Ulûmiddîn]
5. HASAN-I BASRİ’NİN (K.S) DÖRT DÜSTURU
Hasan-ı Basri’ye (k.s) “Bu dünyada kalbini endişelerden nasıl temizledin ve huzuru nasıl buldun?” diye sordular. Şöyle cevap verdi: “1- Bildim ki rızkımı benden başkası yiyemez, kalbim mutmain oldu. 2- Bildim ki amelimi benden başkası yapamaz, ibadetime sarıldım. 3- Bildim ki Allah’u Teâlâ beni her an görmektedir, günah işlemekten haya ettim. 4- Bildim ki ölüm beni beklemektedir, ahirete hazırlandım.”
[Kaynak: Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye]
Nefis Muhasebesi: Endişe ve Teslimiyet Aynası
(Gelecek korkusuyla imanın lezzetini nasıl kaybettiğimizi tartmak için soralım)
- “Yarın ne olacak, işimi kaybeder miyim?” korkusuyla, bana o nefesi ve aklı veren Allah’u Teâlâ‘nın rahmetinden ve merhametinden şüpheye düşüyor muyum?
- Rızkın sahibinin patronum, zekam veya diplomam olduğunu mu zannediyorum; yoksa asıl verenin Rezzâk olan Allah olduğunu bilip kalbimi bu kibir ve şirkten manen temizliyor muyum?
- Gelecekteki ihtimaller için ağlayıp dövünürken, bugünün namazını, bugünün şükrünü ve bugünün nimetlerini nankörce israf mı ediyorum?
- Kuşların bile sabah aç çıkıp akşam tok döndüğü bu nizamda, benim tevekkülüm bir kuşun kanadındaki güven kadar sağlam değil mi?
- Ey Allah’ım bana yetersin derken, dilim bunu söylerken kalbim banka hesaplarındaki rakamlara mı güveniyor?
“Allah’a Tevekkül Edenlere O Yeter…”
“Ey Allah’ım! Gelecek kaygısından ve geçmişin kederinden, acizlikten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç altında ezilmekten ve insanların tahakkümünden Sana sığınırım. (Kalbimizi dünyevi kuruntulardan ve rızık endişesinden manen temizle; bizleri sadece Sana tevekkül eden mütevekkil kullarından eyle!)”
[Kaynak: Buhârî, Daavât]:[35]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine, kalpteki tüm stres, kaygı, keder ve gelecek endişesini söküp atmak için öğrettiği o sarsılmaz sığınma duası.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen; vel-aczi vel-kesel; vel-buhli vel-cübni; ve daleıd-deyni ve ğalebetir-ricâl.
“Ey Allah’ım! Gelecek kaygısından ve geçmişin kederinden, acizlikten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç altında ezilmekten ve insanların tahakkümünden Sana sığınırım. (Kalbimizi dünyevi kuruntulardan ve rızık endişesinden manen temizle; bizleri sadece Sana tevekkül eden mütevekkil kullarından eyle!)”
[Kaynak: Buhârî, Daavât]:[35]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine, kalpteki tüm stres, kaygı, keder ve gelecek endişesini söküp atmak için öğrettiği o sarsılmaz sığınma duası.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
