Gelecek Endişesi
Yarınları Allah’u Teala’ya Bırakmak
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: ENDİŞEDEN KURTULUŞ DUASI
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ
“Allâhümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen.”
(Allah’ım! Gelecek endişesinden ve geçmişin hüznünden Sana sığınırım.)
0
Günlük Hedef: 33 Adet (Sabah ve Akşam)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Şeytan sizi fakirlikle korkutur…” (Bakara, 268).
Gelecek endişesi (tûl-i emel), kalbi kemiren, tevekkülü zedeleyen ve insanı anın bereketinden kopardığı için şeytanın en sevdiği vesveselerden biridir. Tasavvuf ehli “İbnü’l-vakt” (vaktin çocuğu) olmalıdır. Yani geçmişin pişmanlığından ve henüz var olmayan yarının korkusundan kalbini manen temizlemeli, sadece içinde bulunduğu anı Allah’u Teala’nın rızasına uygun yaşamaya gayret etmelidir. Rızkı veren O’dur, yarını vareden O’dur; O’na güvenen asla yolda kalmaz.
Gelecek endişesi (tûl-i emel), kalbi kemiren, tevekkülü zedeleyen ve insanı anın bereketinden kopardığı için şeytanın en sevdiği vesveselerden biridir. Tasavvuf ehli “İbnü’l-vakt” (vaktin çocuğu) olmalıdır. Yani geçmişin pişmanlığından ve henüz var olmayan yarının korkusundan kalbini manen temizlemeli, sadece içinde bulunduğu anı Allah’u Teala’nın rızasına uygun yaşamaya gayret etmelidir. Rızkı veren O’dur, yarını vareden O’dur; O’na güvenen asla yolda kalmaz.
KUR’AN-I KERİM’DE TEVEKKÜL VE RIZIK
Korkuları Gideren İlahi Müjdeler
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
الشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُمْ بِالْفَحْشَاءِ ۖ وَاللَّهُ يَعِدُكُمْ مَغْفِرَةً مِنْهُ وَفَضْلًا
Okunuşu: Eş-şeytânü yeıdükümül-fakra ve ye’müruküm bil-fahşâ’; vallâhu yeıdüküm mağfiraten minhü ve fadlâ.
1. “Şeytan sizi fakirlikle (gelecek korkusuyla) korkutur ve size cimriliği, çirkinliği emreder. Allah’u Teala ise size kendi katından bir bağışlanma ve lütuf vaad eder.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 268)
وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا
Okunuşu: Ve mâ tedrî nefsün mâzâ teksibü ğadâ.
2. “Hiç kimse yarın ne kazanacağını (başına nelerin geleceğini) bilemez…”
(Lokmân Sûre-i Şerif’i, 34)
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ
Okunuşu: Ve men yetevekkel alallâhi fe-hüve hasbüh; innallâhe bâliğu emrih.
3. “Kim Allah’u Teala’ya tevekkül ederse (geleceğini O’na bırakırsa), O ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir.”
(Talâk Sûre-i Şerif’i, 3)
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا
Okunuşu: Ve mâ min dâbbetin fil-ardı illâ alallâhi rızkuhâ.
4. “Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’u Teala’ya ait olmasın.”
(Hûd Sûre-i Şerif’i, 6)
وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Okunuşu: Ve üfevvidu emrî ilallâh; innallâhe basîrun bil-ıbâd.
5. “(Mümin kul şöyle dedi:) Ben işimi (ve geleceğimi) Allah’u Teala’ya havale ediyorum. Şüphesiz O, kullarını hakkıyla görendir.”
(Mü’min Sûre-i Şerif’i, 44)
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Okunuşu: Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ hüve mevlânâ; ve alallâhi felyetevekkelil-mü’minûn.
6. “De ki: Allah’u Teala’nın bizim için yazdığından başkası bize asla isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 51)
وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ
Okunuşu: Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ; allâhu yerzükuhâ ve iyyâküm.
7. “Nice canlılar var ki, rızıklarını (yarın için) taşıyıp biriktiremezler. Onları da sizi de Allah’u Teala rızıklandırır.”
(Ankebût Sûre-i Şerif’i, 60)
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ۞ إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
Okunuşu: Fe-inne meal-usri yüsrâ. İnne meal-usri yüsrâ.
8. “Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.”
(İnşirâh Sûre-i Şerif’i, 5-6)
لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا آتَاكُمْ
Okunuşu: Likeylâ te’sev alâ mâ fâteküm ve lâ tefrahû bimâ âtâküm.
9. “(Allah’u Teala kaderi yazdı ki) Elinizden çıkana (geçmişe) üzülmeyesiniz ve size verdiğine (gelecekteki kazanca) de şımarmayasınız.”
(Hadîd Sûre-i Şerif’i, 23)
وَعَسَىٰ أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ ۖ وَعَسَىٰ أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Okunuşu: Ve asâ en tekrahû şey’en ve hüve hayrun leküm; ve asâ en tühibbû şey’en ve hüve şerrun leküm; vallâhu ya’lemü ve entüm lâ ta’lemûn.
10. “Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken sizin için o hayırlı olur. Bir şeyi de severken sizin için şerli olur. Allah’u Teala bilir, siz bilemezsiniz.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 216)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. KUŞLARIN TEVEKKÜLÜ
“Eğer siz Allah’u Teala’ya hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Onlar sabahleyin yuvalarından aç çıkar, akşamleyin tok dönerler (yarın ne yiyeceğim endişesi taşımazlar).”
[Tirmizî, Zühd, 33]
2. DÜNYANIN SAHİBİ GİBİ OLMAK
“Sizden kim, kalbi ve bedeni huzur ve sağlık içinde, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki bütün dünya ona verilmiş gibidir.”
[Tirmizî, Zühd, 34]
3. DÜNYA VE AHİRET DENGESİ
“Dünya için dünyada kalacağın kadar, ahiret için de ahirette kalacağın kadar çalış (ve endişe et).”
[Deylemî, Firdevs]
4. KIYAMET KOPARKEN BİLE ÜMİT
“Kıyamet kopuyor olsa bile, birinizin elinde bir fidan bulunursa, kıyamet kopmadan onu dikebilecekse hemen diksin (gelecekten asla ümit kesmesin).”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
5. RIZIK İNSANI BULUR
“İnsanoğlu ölümden (ecelinden) kaçtığı gibi rızkından da kaçsa, ölümü onu nasıl buluyorsa rızkı da onu muhakkak bulur.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat]
6. SABAHI BEKLEMEMEK
İbn Ömer (r.a) şöyle derdi: “Akşama erdiğinde sabahı bekleme (yarının endişesini çekme), sabaha erdiğinde de akşamı bekleme. Sağlıklı günlerinde hastalanacağın vakit için, hayatında iken de ölümün için hazırlık yap.”
[Buhârî, Rikâk, 3]
7. MÜMİNİN ŞAŞIRTICI HALİ
“Müminin durumu ne gariptir! Onun her işi hayırdır. Kendisine bir iyilik dokunursa şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir musibet gelirse sabreder, bu da onun için hayır olur.”
[Müslim, Zühd, 64]
8. YARINI DÜŞÜNEREK YIPRANMAK
“Şüphesiz ki Allah’u Teala; midesi için, yarın ne yiyeceğim endişesiyle kalbini yıpratan ve dünyaya aşırı hırs gösteren kimseyi sevmez.”
[Hadis mefhumu / İhyâ]
9. KADER ÇİZGİSİNE İNANMAK
“Bil ki, bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa, Allah’ın yazdığından başkasını veremezler. Ve sana zarar vermek için toplansalar, yine Allah’ın yazdığından başkasını yapamazlar. Kalemler kaldırılmış, sahifeler kurumuştur.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 59]
10. ZENGİNLİK KANAATTİR
“Gerçek zenginlik, mal ve eşyanın (veya gelecekteki garantilerin) çokluğu değil; gönül tokluğudur (kanaattir).”
[Buhârî, Rikâk, 15]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dün geçti gitti. Yarın ise meçhul… O halde sen bugünün (anın) hakkını ver, kalbini yersiz korkulardan temizle.”
– Hz. Mevlânâ
“Sufi, ‘İbnü’l-vakt’ (vaktin çocuğu) olmalıdır. Geçmişin hüznünü ve geleceğin endişesini bırakıp, şu anı Allah’u Teala ile beraber olarak manen temizlenmelidir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
“Yarını düşünerek bugünün huzurunu bozma. Seni düne kadar getiren Rabbin, yarına da selametle ulaştırır.”
– Abdülkadir Geylânî
“Gelecek endişesi şeytanın kalbe attığı bir karanlıktır. Allah’u Teala’ya hakkıyla güvenen bir kalpte bu karanlık barınamaz.”
– İmam Gazâlî
Bizim Yunus der ki: “Gamsız ol, endişeyi bırak. Mevla görelim neyler, ne eylerse güzel eyler.”
– Bizim Yunus (Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri mefhumuyla)
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. ŞAKİK-İ BELHİ VE KÖLENİN TEVEKKÜLÜ
Belh şehrinde büyük bir kıtlık ve kuraklık olmuştu. Herkes gelecek endişesiyle ağlıyor, “Yarın ne yiyeceğiz?” diye sızlanıyordu. Şakik-i Belhi, bu telaşın içinde gayet neşeli bir köle gördü. Ona sordu: “Herkes açlıktan ve yarından korkarken sen nasıl bu kadar rahatsın?” Köle gülümsedi: “Neden endişe edeyim ki? Benim efendimin devasa ambarları buğdayla dolu. O beni aç bırakmaz.” Bu söz Şakik-i Belhi’yi ağlattı. “Ya Rabbi! Bir köle fani efendisinin ambarına güvenip endişesini siliyor da, biz senin sonsuz hazinelerine neden güvenemiyoruz?” diyerek kalbini gelecek korkusundan temizledi.
[Kaynak: Tezkiretü’l Evliyâ]
2. HZ. İBRAHİM VE ATEŞİN SERİNLİĞİ
Hz. İbrahim (a.s) Nemrut tarafından ateşe atılmak üzere mancınığa konulduğunda, bütün melekler endişeyle yardıma koştu. Cebrail (a.s): “Bir ihtiyacın var mı?” diye sordu. O, geleceğin ve akıbetinin endişesini bir kenara bırakmış, tam bir tevekkülle: “Sana ihtiyacım yok. Rabbim benim halimi biliyor, Hasbünallah (Allah bana yeter)” dedi. Bu kaygısız ve temizlenmiş teslimiyet, alevleri serin bir gül bahçesine çevirdi.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i 69 / Tefsir]
3. HATEM-İ ESAM’IN DÖRT DÜSTURU
Büyük veli Hatem-i Esam’a “Gelecek korkusundan ve dünya endişesinden nasıl kurtuldun?” diye sordular. Şöyle cevap verdi: “Dört şeye inandım, kalbim huzur buldu: 1. Rızkımı benden başkasının yiyemeyeceğini anladım, midem rahatladı. 2. İbadetimi benden başkasının yapamayacağını bildim, ona sarıldım. 3. Ölümün beni mutlaka bulacağını anladım, ona hazırlandım. 4. Allah’u Teala’nın beni her an gördüğünü bildim, O’ndan haya ederek kalbimi temizledim.”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
4. HZ. SÜLEYMAN VE KÖR YILAN
Hz. Süleyman (a.s) bir gün deniz kenarında otururken, bir karıncanın ağzında yeşil bir yaprakla denize doğru gittiğini gördü. Suyun içinden bir kurbağa çıkıp ağzını açtı, karınca içine girdi ve kurbağa suya daldı. Bir süre sonra kurbağa çıktı, karınca ağzında yaprak olmadan dışarı çıktı. Hz. Süleyman karıncaya sordu: “Bu ne haldir?” Karınca dedi ki: “Ey Allah’ın Peygamberi! Denizin dibinde kör ve elsiz ayaksız bir yılan yaşar. Allah’u Teala benim rızkımı o yılana taşımakla görevlendirdi. Kurbağayı da beni incitmeden suya daldırmakla görevlendirdi.” O yılanın duasını da karınca şöyle aktardı: “Beni denizin dibinde unutmayan Rabbimi tesbih ederim.”
[Kaynak: Mesnevi-i Şerif]
5. ÇÖLDEKİ KUŞUN RIZKI
Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri bir gün çölde tek başına bir kuş gördü. Her taraf kumdu, yiyecek hiçbir şey yoktu. “Bu kuş burada yarın ne yiyecek, nasıl hayatta kalacak?” diye düşünürken rüzgar esti ve kumların altından bir çekirge çıkarıp kuşun önüne bıraktı. Cüneyd Hazretleri secdeye kapanıp ağladı: “Ey nefsim! Kuşun yarınki rızkını kumun altında saklayan ve rüzgarla ona taşıyan Allah varken, sen kendi yarına neden endişe edersin?”
[Kaynak: Tezkiretü’l Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Tevekkül Aynası
(Kalbimizdeki korkuları silmek için kendimize soralım)
- “Yarın ne olacak, nasıl geçineceğim?” diyerek aslında Allah’u Teala’nın Rezzâk (Rızık veren) ismine karşı bir güvensizlik mi yaşıyorum?
- Geçmişe üzülüp geleceğe kaygılanırken, bana verilmiş en büyük nimet olan “şu anı” (bugünü) ibadetsiz ve şükürsüz mü harcıyorum?
- Dünyevi planlarım bozulduğunda isyan mı ediyorum, yoksa “Allah’u Teala benim için daha hayırlısını diledi” diyebiliyor muyum?
- Kalbimi “şeytanın fakirlik vesvesesinden” temizleyip, “Allah bana yeter” (Hasbünallah) makamına ulaşabildim mi?
- Fani bedenim ve rızkım için gösterdiğim endişenin onda birini, ebedi olan ahiretim ve imanım için gösteriyor muyum?
O’na Güvenen Asla Yolda Kalmaz
(Peygamberimiz efendimiz’in en çok okuduğu ve ümmetine tavsiye ettiği dua / Buhârî, Daavât, 35)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen, ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel, ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl.
“Allah’ım! Gelecek endişesinden ve geçmişin hüznünden Sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım.”(Peygamberimiz efendimiz’in en çok okuduğu ve ümmetine tavsiye ettiği dua / Buhârî, Daavât, 35)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
