BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Evrad-ı Bahâiyye

Şâh-ı Nakşibend (k.s) Hazretleri
Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle.
Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaüddin -kuddise surrıh- Hazretlerine ait olan bu evrad-ı şerif, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz tarafından ders ders öğretilmiştir.
İLTİCA VE İTİRAF
“Ey benim Allah’ım! Sen mülküne zevâl ermeyen, bütün kâinâtı dilediği gibi tasarruf ve idare eden, dilediğini dilediğine veren, dilediğini dilediğinden alan, ezelî ve ebedî hayat ile diri, zâtı ve kemâli ile kaim, uluhiyette zâhir, sevap ve ikâba kadir mutlak hükümdarsın. Senden başka Hakk mâbud yoktur, ancak sen varsın. Sen beni yaratan Rabbimsin, ben ise senin kulun ve mahlukunum. Kezâ kulluk vazifeme dâir Kâlûbela’da verdiğim söz ve yeminin yerine getirilmesine beşeri gücümün yettiği kadar âmâdeyim. Şu kadar var ki; gaflet ve cehaletle vâki olan geçmiş kusurlarımın kötülüğünden, canımı ve cânânımı kurtarabilmek için, emniyet ve güven yurdu olan ilâhî bağış ve mağfiretine ilticâ ediyorum. Ey benim sevgili Allah’ım! Kusurlu kulluğuma rağmen, apaçık gözüken çeşit çeşit nimetlerine nâil olduğumu bildiğim gibi, hiçbir akıl ve mantığa sığmayan günahlarımı da biliyor ve itiraf ediyorum. Öyle ise ey Rabbim! Vâki olan kusur ve günahlarımı af ve mağfiret et! Günahları zât-ı ecellü âlândan başka hiç kimse affedemez, ancak sen affedersin ey Gaffar!”
TEVHİD VE TENZİHAT
“Allah-u Teâlâ’yı şânına lâyık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemâl sıfatları ile tavsif ederim. Bütün hamd-ü senâ Allah-u zülcelâle mahsustur, O’ndan gayrı mâbud-u bil-hak yoktur, O çok uludur. O çok yüce ve ulu olan Allah-u Teâlâ’nın koruması olmasa, günahlardan ve isyanlardan kaçınmaya ve O’nun yardımı kuvvet ve kudreti olmasa kulluk ve ibâdetlerde bulunmaya kuvvet ve kudret yoktur. O evveldir ezelîdir, varlığının başlangıcı yoktur. O âhirdir ebedîdir, sona ermekten münezzehtir. O zâhirdir, varlığı ve kudreti ile âşikârdır, görünen şeylerin hepsi O’nun kudretinin eseridir, insan da bütün yaratılmışlar da O’nun Ol! emr-i şerifi ile zahir olmuşlardır. Bâtındır, ulûhiyet sırları kâinatın her zerresinde gizlidir, kibriyası ile halkın nazarından gizlenmiştir. O her şeyi hakkıyle bilir ve her şeye vakıftır. Dirilten de O’dur, öldüren de O’dur. O, ezelî ve ebedî hayat ile diridir, O’na ölüm erişmez. Bütün hayırlar ve iyilikler O’nun yed-i kudretindedir. O her şeye hakkıyle kadirdir.”
TESBİHAT VE YAKARIŞ
Seni tesbih ve tenzih ederiz ey büyükler büyüğü! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey zâtı ve kemâli ile kaim ve yarattıklarının korunup kollanmasında yegâne hâkim olan şeref ve izzet sahibi Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey peygamberler gönderen ve kullarını ölümden sonra kıyamet günü yeniden dirilten Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey mahlûkatın yok olmasından sonra da bâki kalan, cenneti müminlere miras kilan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey sebeplere kuvvet vererek her şeyi kolayca halk ve icat eden gerçek kudret sahibi Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey bütün gizli şeyleri gizliden daha gizli olanlanı hakkıyle bilen Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey toprakların derinliklerinde yatanları dirilten Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey bütün yarattıklarını kul kılan ve ibadete dâvet eden Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey muhabbetullahi ve hadiselerin safhalarını takdir eden Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey üzerine âfet ârız olmayan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey vakitleri ve zamanları kendi takdirine göre yaratan ve yürüten Allah! Ululuk ve yücelikte, zâlimlerin dediklerinden de ulu ve yücesin. Seni tesbih ve tenzih ederiz ey günahkârları cehennemden âzad eden Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey sebeplere sebep yaratan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey ezelî ve ebedî diri, zâtı ve kemâli ile kaim ve hâkim olan ölümsüz Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey benim ve bütün insanların Hakk mâbudu olan Allah! Yed-i kudretinle bizleri yarattın ey Rabbimiz! Ve bizleri yarattıklarının çoğundan üstün kıldın. Hamd sana mahsustur, nimetler, atiyyeler, ihsanlar senindir. Ey Rabbimiz! Hayır ve bereketin bol, şan ve azametin çok yücedir. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederiz.
KUDRET VE AZAMET
Allah’ım sen evvelsin, senden evvel hiçbir şey yoktur. Sen âhirsin, senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, sana benzeyen hiçbir şey yoktur. Sen bâtınsın, seni görebilecek hiçbir şey yoktur. Sen çoğu olmayan teksin, birsin. Sen yardıma ve yardımcıya muhtaç olmayan gerçek kudret sahibisin. Sen yol göstericiye muhtaç olmaksızın bütün kâinat ve mevcudâti yerli yerinde tedbir eden, idare edensin.

“Resulüm de ki: Ey mülkün sahibi olan Allah! Sen mülkü kime dilersen ona verirsin, kimden dilersen ondan alırsın. Kime dilersen ona izzet verirsin, yükseltirsin. Kime dilersen ona zillet verirsin, alçaltırsın. Hayır ve şer senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın, dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” Seni tesbih ve tenzih ederiz ey dünyada bütün mahluklarından gizlenen Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey vekar ve azameti ile örtünen Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey bütün eşyânın mâliki olan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey kudret ve yücelikte aziz olan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey dağlarda ve ovalardaki her şeyi bilen Allah! Ey kalblerde ve nefislerde kıpırdananları ve deprenenleri bilen Allah! Ey Aruz’u, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere’yi bütün şehirlerden ve köylerden şerefli kılan Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey yeryüzünü ve toprağın altındakileri hakkıyla bilen Allah! Seni tesbih ve tenzih ederiz ey yücelerin yücesi ve görülmekten låtif olan Rabbimiz! Hayır ve bereketin çok bol, şan ve azametin çok yücedir. Senden gayrı Rabb yoktur. Senden gayrı kahredecek de yoktur.
ŞEHADET VE KUR’AN’DAN İNCİLER
Ey Allah’ım! Nimetlendiren sensin, faziletlendiren sensin, sana lâyık şükür olamaz. Şehadet ederim sen gerçekten o Allah’sın ki, senden gayrı Mâbud-u bil-hak yoktur, ancak sen varsın. Sen benim ve her şeyin Rabbisin. Yerleri ve gökleri yaratan, varı yoğu, gizliyi ve âşikârı bilen, yücelerden yüce, ululardan ulu ve her şeyden âlîsin. Tâ-hâ… Tâ-sin-mim… Yâ-sîn… Hâ-mim-ayın-sin-kaf… “Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir, aralarında bir berzah vardır birbirine geçip karışmazlar.”

“Allah o Allah’tır ki, kendinden başka hiçbir ilâh yoktur. Ezelî ve ebedî hayat ile bâkidir. Zât ve kemal sıfatları ile her şeye hâkim olup, bütün varlıklar O’nunla kaimdir. Kendisini ne bir uyku tutar ne de uyuklama. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? Kullarının işlediklerini ve işleyeceklerini bilir. Dilediğinden başka, ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.” Hâ-mim… Hâ-mim….. Hâ-mim… Hâ-mim… Hâ-mim… Hâmim… Hâ-mim. Emrolundu, yardım geldi. Onlar bize karşı nusrete ve zafere nail olamazlar.

“Ha-mim… Kitab’ın (Kur’an-ı azîmüşan’ın) indirilmesi aziz ve alîm olan Allah katındandır. O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O’ndan başka ilah yoktur, dönüş ancak O’nadır.”
MÜLK VE MELEKÛT
Allah-u Teâlâ kudreti ile dilediğini işler, izzeti ile dilediği gibi hükmeder. O’nun ceberûtunda münazaa eden yoktur, mülkünde şeriki ortağı da yoktur. Allah-u Teâlâ’yı şânına layık olmayan noksan sifatlardan tenzih ve O’na hamd-ü senâ ederim. Günahlardan dönüş ve ibadetlere giriş, ancak Allah-u Teâlâ’nın yardımı, kuvvet ve kudreti ile olur. O’nun dilediği olur, dilemediği olmaz. Gerçekten bilirim ki Allah-u Teâlâ her şeye kadirdir. O gerçekten ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Allah’ım! Bizi gazabınla öldürme, kötü ve çirkin icraatlarımızdan dolayı bizi helâk eyleme! Bizi bunlardan önce affet! Göklerin, yerin, bütün mevcudâtın müstakillen mâliki olan, mülküne zeval ermeyen, azamet ve celâline lâyık olmayan şeylerden pâk ve münezzeh olan Allah-u Teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederim. Mülk ve melekût sahibi olan Allah-u Teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederim. İzzet ve azamet, heybet, kudret, ululuk, celâl, cemâl, kemâl, bekâ, hükümranlık ve ceberût sahibi bulunan Allah-u Teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederim. Göklerin, yerlerin, bütün mevcûdâtın müstakillen mâliki bulunan, ebedî ve ezelî hayat ile diri ve kaim olan, uyku ârız olmayan, ölüm erişmeyen, ebediyete kadar devamlı bâki olan Allah-u Teâla’yı tesbih ve tenzih ederim.
DUALAR VE YAKARIŞLAR
Tesbih ve takdis olunan, kendi kendisini tenzih buyuran Allah’ımız bizim Rabbimizdir, meleklerin ve ruhların da Rabbidir. Allah’ım! Bize ilminden ilim öğret ve seni bilmemize anlayış ver, yardım kılıcını boynumuza as! Allah’ım! Bizi nimetlerine şükredenlerden, seni zikredenlerden, senden korkanlardan, sana itaat edenlerden, sana boyun eğenlerden, sana bağlı olan ve sana dönenlerden eyle! Allah’ım! Tevbelerimizi kabul eyle, günahlarımızı rahmet deryâsında yıka, konuşmalarımızı düzelt ve doğrula, göğüslerimizden kini yok et! Kâlplerimizden kuruntuları, gizli düşmanlıkları, öfkeyi ve bütün kötülükleri gider! Allah’ım! Ansızın ölmekten, ateşte yanmaktan, doğru yoldan ayrılmaktan, sapıtmaktan, gururdan, kinden, gafletten ve insanı helâk eden bütün iş ve kötü düşüncelerden sana sığınırız. Allah’ım! Korkundan öyle bir hisse ver ki, bizimle günahlarımız arasına girsin. Tâatinden öyle bir hisse ver ki, bizi kudsî cennetine götürebilsin. Yakînden öyle bir hisse ver ki, dünyâ ve âhiret musibetlerini karşılayabilelim. Bizi iyi ve sâlih kullarınla haşret. Hayatta bıraktığın müddetçe kulaklarımızı, gözlerimizi ve gücümüzü, kuvvetimizi bize faydalı hâle getir. Bizi yaşattığın bu minvâl üzere ruhumuzu al ki, bu hal bizden geriye kalan miras olsun. Bize zulmedenlerden öcümüzü al, düşmanlarımıza karşı bize yardım et, hatalarımızı bağışla ve günahlarımızı yarlığa, musibetlerimizi kaldır, hastalarımıza şifâ ver. Kalblerimizi nurlandır, ihtiyaçlarımızı yerine getir, ana ve babamıza merhamet eyle, dünyayı bizim için en mühim bir maksat ve gaye kılma, bütün bilgimizi ona hasrettirme, dinimiz hususunda bizi musibetlere düçar etme, günahlarımızdan ötürü bize acımayanları bize musallat eyleme. Sen bütün acıyanlardan daha fazla acıyansın.
NUR VE RAHMET TALEBİ
Allah’ım! Korkularımızı yatıştıracak ve bizi hidayetine ulaştıracak rahmetini istiyoruz. Dağınıklıklarımızı derleyip toparlayacak, dargınlıklarımızı giderecek, hastalarımıza şifâ verecek, amellerimizi ve vakitlerimizi tertemiz bir hâle getirecek, bize doğruyu ilham edecek ve gösterecek bir rahmet istiyoruz. Allah’ım! Mahlukattan müstağni olan varlığın, birliğin, tek ve benzersizliğin âşikâr olan izzetin, çok geniş olan rahmetin hürmetine kulaklarımızı nurlandır, gözlerimizi nûrlandır, kâlblerimizi nûrlandır, kabirlerimizi nurlandır, ruhlarımızı nûrlandır, önümüzü nurlandır. Allah’ım! İlmimizi, hilmimizi ve nûrumuzu artır, bize hem zâhir nimetlerini, hem bâtın nimetlerini ver! Allah-u Teâlâ, dinimiz için bize yeter. Allah-u Teâlâ, dünyamız için bize yeter. Kerim olan Allah-u Teâlâ, bütün mühim işlerimiz için bize yeter. Halim ve kuvvetli olan Allah-u Teâlâ, zulmedenlere karşı bize yeter. Çetin kuvvete sahip bulunan Allah-u Teâlâ, bize tuzak kurmak isteyenlere karşı bize yeter. Merhamet sahibi olan Allah-u Teâlâ, ölüm zamanında bize yeter. Kerim olan Allah-u Teâlâ hesapta bize yeter. Hâkim olan Allah-u Teâlâ, cennet ve cehennem hususunda bize yeter. Kerem sahibi olan Allah-u Teâlâ, sorgu zamanında da bize yeter. Kendisinden gayrı mâbud-u bil’hak bulunmayan Allah-u Teâlâ bana yeter, tevekkülüm O’nadır. O, büyük arşın sahibidir. Sabaha ve yeni güne merhabalar merhabalar… Zamana, uğurlu saate, hazır bulunmayan arkadaşa, hazır olan arkadaşa merhabalar…
İMAN VE İTİRAF
Hamd edenlerin hamd-ü senâsına lâyık, geniş merhamet sahibi, yücelerden yüce, sevilen, ilmiyle her şeyi kuşatan, insana şâh damarından yakın olan Allah-u Teâlâ’nın adıyla söyleyeceklerimizi yaz. Allah-u Teâlâ’ya iman eden ve O’na kavuşmayı tasdik eden, Kitab’ını itiraf eden, O’ndan gayrısının ulûhiyetini inkâr eden ve Allah-u Teâlâ’ya tevekkül eden bahtiyarlar olduk. Allah-u Teâlâ’yı, meleklerini, bütün peygamberlerini, arşını taşıyanları şahid tutuyoruz ki O’ndan gayrı Hakk mâbud yoktur, ancak O vardır, birdir şeriki yoktur. Muhammed Aleyhisselâm, şehadet ederiz ki O’nun kulu ve Resul’üdür. Cennet haktir, cehennem haktır, kevser havuzu haktır, şefaat haktır, münker ile nekir haktır, Allah-u Teâlâ’nın vaadi haktır. Kıyamet mutlaka kopacaktır ve Allah-u Teâlâ bütün yarattıklarını ölümlerinden sonra tekrar diriltecektir. Biz, bunu bilerek ve buna inanarak yaşıyoruz, böylece öleceğiz, kabirlerimizden bu inanç ile dirilip kalkacağız ve Allah-u Teâlâ’nın yardımı ile azap görmeyeceğiz. Allah’ım! Biz, nefislerimize zulmettik. Sen, büyük ve küçük günahlarımızı affeyle, çünkü senden gayrı hiç kimse onları affedemez, ancak sen affeder, bağışlar, yarlığarsın. Bizi, en güzel ahlâklar ile ahlâklandır, bu güzelliklere ancak sen hidayet edebilirsin, kimse edemez. Davetine icabet ettim, emrine hazırım. Emrine icabet ettiğim için mutluyum, hayırlar senin elindedir. Sana tevbe eder ve senden yarlığanmamı dilerim. Allah’ım! Gönderdiğin resullere iman ettik. Allah’ım! Resullerin vasıtası ile indirdiğin kitaplara da iman ve tasdik ettik. Allah’ım! Yüzümüzü hayâ ile ve kâlplerimizi hikmetle, mârifetle doldur. Allah’ım! Bizi hayırlı işlerde sabit kıl. Cimri, dar görüşlü, dedikoducu, kibirli, fitne ve fesatçılardan eyleme. Allah’ım! Oburluktan, hapisten, haddini aşmaktan, kıtlıktan, kötü zandan, içkiden, vahşi insandan, fâizden, korkutucu fitneden ve geçim darlığından sana sığınırız. Allah’ım! Bu günümüzün evveli salâhımız, ortası felâhımız ve sonu kurtuluşumuz olsun. Allah’ım! Günümüzün başlangıcını rahmet, ortasını dünyâdan yüz çevirme ve sonunu da kerem kil. Allah’ım! Bizi en iyi ve en güzel nimet ve geçimlerle rızıklandır, ömürlerimizi mutlu kıl, rızıklarımızı genişlet. Allah’ım! Affinla bizi affet; fazlınla bize halim ol.
ŞÜKÜR VE SIĞINMA
Allah’ım! Seni her türlü noksan sifatlardan tenzih ve kemâl sıfatları ile tavsif eder ve hamd-ü senâ eylerim. Ben, seni ne kadar övsem senin zâtını övmen gibi övmeye gücüm yetmez. Sana sığınan kuvvetli ve galip olur. Seni öven yükselir ve yücelir. Senin orduların asla yenilmez ve bozguna uğramaz. Senin vaadin değişmez. Senden gayrı mâbud-u bil’hak yoktur. Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla kulluk ve ibadet edemedik ey yegâne mâbud! Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla bilemedik ey mâruf! Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla zikredemedik ey mezkûr! Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla şükredemedik ey meşkûr! Allah’ım! Bize ihsan buyurduğun nimetlere karşı şükredebilmeyi ilham ve nasip eyle. Sen O Allah-u Azîmüşan’sın ki, kudret sıfatların, mahlukatın sıfatlarından çok yücedir. Sen, zararlı mahlukları yarattığın zaman, hiç kimse karşı gelmedi. Sen, günahları yarattığın zaman hiçbir râkip seni men edemedi. Allah’ım! Ağlamayan gözden, korkmayan kâlpten, boyun eğmeyen ve tevâzu göstermeyen gönülden, herkese muhtaç olmaktan sana sığınırız. Allah’ım! Sırlarını bize öğret, bize nûrlarından elbiseler giydir, bizi lütuflarının deryalarına daldır, üzerimize âriflerin mâriflerini dökerek bizi feyizlendir. Ey nûrların nûru, ey lütuf sahibi! Ey günahları örten! Senden, efendimiz Muhammed Aleyhisselâm’ın üzerine rahmetini indirmeni dileriz. O, peygamberlerin meşalesi, evliyânın ışığı, asfiyânın kameri, cinlerin ve insanların efendisi, doğu ile batının ziyasıdır. Senden, varlığımızın irfân semâsına yüceltilmesini, ihsan denilen makamda yazılmasını dileriz. Ey Allah’ımız! Ey yerleri ve gökleri nûrlandıran! Ey rahmet ve ilmi her şeyden geniş olan! Ey günahkâr kullarını yarlığayan! Ey emriyle semâsının inşa edildiği, kudreti ile yerlerin döşendiği, hikmeti ile dağların yükseldiği, fazlıyla ay ve güneşin ışık saçtığı Allah! Senin ism-i celil’in hürmetine ay ve güneş parlamakta, gökler harekete gelmekte, yıldızlar, ay ve güneş doğup batmaktadır. İşte o ism-i celil’in hürmetine senden muhkem bir kal’a, parıldayan bir nûr istiyoruz. O nûr ki ziyası gözleri kamaştırmaktadır. Allah-u Teâlâ geceleri gündüzlere çevirerek akıl ve basiret sahiplerine gerçek bir ibret vermektedir. Tâ-sin-mim… Çalgılı eğlencelerden, yalan ve iftiralardan, yasak ve mahzurlu olan şeylerden, hîleden, kinden, kıskançlardan, fâsıkların tuzağından, sabahın ve akşamın kötü hadiselerinden, insanların cinlerin şerlerinden sana sığınırım.
ESMÂ İLE NİDÂ
Ey yapılan her işi bütün tafsilâtı ile tutan, belli vaktine kadar âfetlerden ve belâlardan koruyan, bizleri de koru! Ey müminlere dost ve yardım edici, onları sevici ve işlerini bitirici! Ey bütün kâinat ve mevcûdâtı idare edici Allah’ım! Ey rütbe ve hükümde en üstün ve yüksek olan! Ey ululardan ulu, yücelerden yüce! Ey kendisinden gayrı mâbud-u bil’hak bulunmayan! Ey kendisinden gayrı ibadete müstehak kimse olmayan! Ey nasıl olduğunu, kendisinden gayrı hiç kimse bilemeyen! Ey Allah’ım! Ey bütün yaratıklarına dünyada rızıklarını vererek rahmetini dağıtan! Ey ezelî ve ebedî hayat ile diri olan! Ey zâtı ve kemâli ile kaim ve mahlukatının korunup kollanmasına yegâne hâkim olan! Ey varlığı hiç değişmeden duran! Ey zâtında, sıfatlarında, işlerinde. isimlerinde, hükümlerinde benzeri ve ortağı bulunmayan! Ey tek ve bir olan! Ey misli olmayan tek! Ey hâcetlerin bitirilmesi ve istirapların giderilmesinde tek merci! Ey fazlının hazinelerinden hiçbir karşılık beklemeksizin rahmet ve nimet bağışlayan! Ey bütün yarattıklarına hayır kapılarını açan! Ey mahlukatını yoktan vücuda getirerek hayat veren! Ey mahluklarını dünyâ hayatlarından sonra öldüren! Ey küfür ve isyan ile karşı gelenleri ve tevbe etmeyenleri kahreden! Ey her çeşit ârıza ve âfetlerden sâlim kalan ve kullarını her türlü tehlikelerden selâmete çıkaran, cennetinde bahtiyar kullarına selâm eden! Onlara, rahîm olan Rabb celle şânühu’den selâm gelir. Allah-u Teâlâ düşmanların şerlerini bertaraf etmekte, sana kâfidir. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. O öyle bir Allah-u Azîmüşan’dır ki; O’ndan başka mâbud-u bil’hak yoktur, ancak O vardır. O, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırdetmeyerek bütün mahlukatını sayısız nimetlerine gark edendir. O, pek ziyade merhamet eden, verdiği nimetleri iyi kullananları, daha büyük ve ebedî nimetlerle mükafatlandıran ve âhirette yalnız mümin kullarına merhamet edendir. O, mahlukatına benzemeyen, her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan münezzeh, emniyet bahşeden, her şeyi görüp gözeten, kuvvet ve ceberut sahibi, ulu, yaratan, her şeye şeklini veren ve bağışlayıcı olan hükümdardır.
ZİKİRLER VE İLTİCALAR
O Allah-u Azîmüşan ki, yoktan vâr eden, tekrar dirilten, iyilik ve ihsan sahibi, her şeyi hakkıyle bilen, rızık veren, hikmeti iktizâsı daraltan genişleten, indiren ve kaldıran, aziz kılan ve zelil eden, rızıkları yaratan, doğru, ebedî, geniş merhamet sahibi, yararlandıran, helâk eden, ilerleten, gerileten, affeden, zengin eden, zâlimlerden intikam alan, tevbeleri kabul eden, işiten, bilen ve her şeyi görendir. Allah-u Teâlâ bize kâfidir. O ne güzel bir vekildir, ne güzel Mevlâ’dır ve ne güzel yardımcıdır. Ey Rabbimiz! Senden mağfiret dileriz, zira gelişimiz sanadır. Ey yok olmayan daim! Ey son bulmaksızın kâim. Ey yardımcıya muhtaç olmaksızın her işini tedbir eden! Sen bizim ve ana-babalarımızın bütün güçlüklerimizi kolaylaştır. Allah’ım! Verdiklerine kimse mâni olamaz. Menettiklerini de kimse vermez. Senin hükmettiğin şeyi, kimse reddedemez. Senin hükmünü kimse değiştiremez. Varlıklı olanların varlıkları da senin katında onlara bir fayda sağlayamaz. Uluların ulusu, yücelerin yücesi olan ve kıyamet günü bütün mahlukatını hesaba çekecek olan Rabbimizi şânına lâyık olamayan şeylerden tenzih ederiz. O, hakkı yerine getirerek hükmeder. Mahlukatına hak ve adeletle muamele eyler, bütün yarattıklarını görür gözetir. O, doğru yolu gösterir, sabırlıdır, büyüktür, icabet edicidir. Zâtında ve sıfatında yüce, nuru yaratan, adaletli, bütün işlerini denk, birbirine uygun, yerli yerince yapar. İstediğini istediği zaman, istediği yerde toplar. Veren de, meneden de O’dur. Mâbud-u bil’hak yoktur, ancak O Allah-u Teâlâ vardır ki, kullarının her işine şâhid ve vekildir. Mâbud-u bil’hak yoktur, ancak O Allah-u Teâlâ vardır ki, kudreti her şeye yeter, şânı büyük, zâtı şerefli ve bütün işleri güzeldir. Mâbud-u bil’hak yoktur, ancak Allah-u Teâlâ vardır ki, istediğini istediği zaman bulur, bütün kâinat ve mevcûdâtı tek başına idare eder. Mâbud-u bil’hak yoktur, ancak Allah-u Teâlâ vardır ki, kadri ve şânı büyük, her şeyden yücedir.

Her korku için lâilâhe illallah. Her nimet için elhamdü lillâh. Her genişlik için eşşükrü lillâh. Her garip şey için sübhânellah. Her şiddeti için hasbiyallah. Her günah için estağfirullah. Her keder için mâşâallah. Her kaza ve kader için tevekkeltü alellah. Her musibet için innâ lillâh. Her taat ve günah için lâhavle velâ kuvvete illâ billâh. Her elem için iste’antü billâh… hazırladık.
HIFZ VE KORUNMA
Allah’ım! Biz sabaha dahil olurken seni, arşını taşıyanları, meleklerini, peygamberlerini ve bütün yarattıklarını şahid tutar olduk ve deriz ki; sen bizim Allah’ımızsın, senden gayrı mabud-u bil’hak yoktur, ancak sen varsın, birsin, şerikin yoktur ve Muhammed Aleyhisselâm senin kulun ve Resul’ündür. Günahlardan ve masiyetlerden dönüş, ibadet ve taate başlayış senin yardımın kuvvet ve kudretinle olur. Ey dünya hayatında bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırdetmeyerek bütün mahlukatını sayısız nimetlere garkeden ve âhirette yalnız mümin kullarına rahmet ve merhamet eden Allah’ım! Bizi affeyle, bizi yarlığa, bize merhamet et, sen bizim Mevla’mızsın ve gerçekten sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Şifâ veren Allah-u Teâlâ’nın ismine sığınırım. O Allah’ımdır. Kâfi olan Allah-u Teâlâ’nın ismine sığınırım. O Allah’ımdır. Afiyet veren Allah-u Teâlâ’nın ismine sığınırım. O Allah’ımdır. Allah-u Teâlâ’nın ismi ile başlarım ki, yerlerde ve göklerde O’nun ismine sığınanlara hiçbir zarar erişmez. O, her şeyi işitir ve bilir. Koruyucuların en hayırlısı Allah-u Teâlâ’dır. O merhamet edenlerin en merhamet edicisidir. Allah-u Teâlâ ilim ve kudretiyle onları ihata etmiştir. Kâfirlerin yalanladıkları kitap, çok yüce ve çok şerefli Kur’an-ı Azîmüşandır ki, Levh-i mahfuz’dadır. “Namazlara ve orta namaza (ikindi) devam edin, gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.” “Hiçbir insan yoktur ki mutlaka onun üzerinde bir koruyucu bulunmasın.” En iyi koruyucu Allah-u Teâlâ’dır. Ey yüce koruyucu! Bizi de koru.
ÂYET-İ KERÎMELERLE NİYAZ
“Bir tâife de kendi canlarının kaygusuna düşmüşlerdi. Allah’a karşı haksız yere cahiliye devrindekilere benzer bir zanda bulunuyorlar ‘Bu işten bize bir şey var mı?’ diyorlardı. De ki: Emir bütünüyle Allah’ındır. Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. ‘Bizim bu işten bir payımız olsaydı burada öldürülmezdik.’ diyorlar. De ki: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah içinizdekileri yoklamak ve kâlplerinizdekini temizlemek için böyle yaptı. Allah içinizde ne varsa hepisini bilir.”

“Onlar öyle kullar ki ‘Ey Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!’ derler. Sabrederler, dürüst olurlar, huzurda gönülden boyun bükerler, hayra harcarlar ve seher vakitlerinde istiğfar ederler. Allah kendisinden başka ilâh olmadığına şâhidlik etti. Melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahipleri de O’ndan başka ilâh olmadığına şahidlik ettiler. O’ndan başka ilah yoktur, O Aziz’dir, Hakîm’dir. Allah katında din İslâm’dır.”

“Akşama girerken de sabaha girerken de Allah’ı tesbih ve tenzih ederiz. Semâlarda ve yeryüzünde geceli ve gündüzlü hamd O’na mahsustur.” “Allah ölüden diri ve diriden ölü çıkarır ve arz kuruduktan sonra ona hayat verir. Bunun gibi siz de kabirlerinizden çıkarılacaksınız.”

“Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Hiçbir varlık yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Gerçekten Rabbim doğru bir yol üzerindedir.” “Bize yollarımızı gösteren Allah’a niçin tevekkül etmeyelim? Bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkülde sebat etsinler.” “De ki: Allah bizim için ne yazmış ne takdir etmiş ise bize o ulaşır. O bizim sahibimizdir. Müminler yalnız Allah’a güvenip bağlansınlar.”

“Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Allah o canlının durduğu ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. Bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.” “Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O işitir ve bilir.” “Allah’ın insanlara rahmetinden açtığı bir nimeti tutacak yoktur. Tuttuğu bir nimeti de, tuttuktan sonra salıverecek yoktur. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.”

“Celâlim hakkı için… Onlara ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye sorsan, muhakkak ki ‘Allah’dır’ diyeceklerdir. De ki: Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O’nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Allah bana yeter! Tevekkül edenler ancak Allah’a tevekkül ederler.” “Allah bunu sırf size bir müjde olsun ve kâlpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Yardım yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah’ındır.” “Kaf-Ha-ya-ayın-sâd… Ha-mim-ayın-sin-kaf…” O Allah-u Teâlâ ki kadirdir, zâhirdir, bâtındır, fâtırdır, lâtiftir, habirdir. Sözü haktır. Sûr nefholunduğu gün de mülk O’nundur. Görünmeyeni de görüneni de bilen O’dur. Hakîm ve Habîr O’dur.
HİTAM VE SALAVAT-I ŞERİFE
Ey çok merhametli! Ey kullarına pek çok iyilikler eden ve onların hayırlarını isteyen! Ey gökleri ve yerleri akıllara hayret ve durgunluk verecek şekilde halk ve icad eden Allah’ım! Ulûhiyetin azameti hakkı için senden, tabiatlarımızın beşerî tabiattan çevrilmesini diliyoruz. Yüce meleklerinle ruhlarımızın yüceltilmesini istiyoruz. Ey kuvvet ve halleri değiştiren Allah’ım! Bizim hâlimizi de en güzel hâle çevir. Allah’ım! Seni tesbih ve tenzih eder, sana hamd-ü senâ eylerim. Şehadet ederim ki mâbud-u bil’hak yoktur, ancak sen varsın. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim.

Allah’ım! Nûru mahlukattan önce olan, zuhuru âlemlere rahmet olan Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm’a; kâinattan geçmişlerin ve kalanların, onlardan said ve şakî olanlar adedince salât eyle! Ona öylesine bir salât ve rahmet eyle ki, cihetle sınırlı olmayan, nihayete ermeyen, kesintisiz bir salât olsun. Ona öylesine salât eyle ki, senin devamınla daim olan ona has salâtın olsun. Onun aline, ashâbina da rahmet eyle ki, rahmetin kadar selâmın ve selâmın kadar da rahmetin olsun.

“Senin kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların isnad etmekte oldukları vasıflardan münezzehtir yücedir. Gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun, âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” Rahmetinle ey merhamet edicilerin en merhamet edicisi! Ey Rabbimiz! Duâlarımızı kabul et, sen çok iyi işiten ve bilensin! Allah’ım!
Nurunla Temizle…
Sen bana hayır ve iyilikler ver, sen beni şerlerden ve kötülüklerden koru! ÂMİN.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler