BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Evin Bereketi

İhtiyarların Kıymeti ve Yedirme Sevdası
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: BEREKET VE MERHAMET ZİKRİ
يَا بَرُّ يَا رَزَّاقُ
“Yâ Berr Yâ Rezzâk”
(Ey kullarına iyiliği, şefkati bol olan ve evlere rızkı, bereketi hesapsız indiren Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Evin Bereketini Korumak İçin (100+)
Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Şimdi ihtiyarların kıymeti kalmadı. Bilinmediği için kalmadı. Halbuki onlar evin bereketidir. Onlar gittikten sonra evin bereketi de gidiyor. Eskiler yedireyim sevdasında idiler, yeniler yiyeyim sevdasında… Bunun için de bereketten mahrum kalıyorlar.”
Evlerimizi ayakta tutan asıl direkler, beton kolonlar değil; köşede sessizce tesbih çeken, ocağın tütmesi için Rabbine yakaran beli bükülmüş ihtiyarlarımızdır. Onlar, göklerden haneye inen görünmez kalkanlar, hanenin rızkını çeken manevi mıknatıslardır. Günümüzün o bitmek bilmeyen “ben yiyeyim, ben yaşayayım” hırsı, ne yazık ki merhameti öldürmüş ve sofralardaki bereketi kurutmuştur. Eskiler, “bir yetimi, bir yaşlıyı, bir misafiri nasıl doyururum” sevdasındayken; yeniler sadece kendini düşünme hastalığına kapılmıştır. Kalbi bu bencil “yeme sevdasından” ve hasetten temizlemeden, o yuvaya bereketin ve huzurun girmesi mümkün değildir. İhtiyarın duasını alan, iki cihanın tapusunu almış demektir.
KUR’AN-I KERİM’DE BÜYÜKLER VE İNFAK
Yedirme Sevdası ve Merhamet
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا ۚ إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا أُفٍّ Okunuşu: Ve kadâ rabbüke ellâ ta’büdû illâ iyyâhü ve bil-vâlideyni ihsânâ; immâ yeblüğanne ındekel-kibera ehadühümâ ev kilâhümâ fe-lâ tekul lehümâ üff. 1. “Rabbin yalnız Kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılığa (ihtiyarlığa) ulaşırsa, onlara ‘Öf’ bile deme!” (İsrâ Sûre-i Şerif’i, 23)
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا Okunuşu: Vahfıd lehümâ cenâhaz-zülli miner-rahmeti ve kul rabbirhamhümâ kemâ rabbeyânî sağîrâ. 2. “Onlara (o yaşlılara) merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Onlar beni küçüklüğümde nasıl şefkatle büyüttülerse, Sen de onlara öyle merhamet et.” (İsrâ Sûre-i Şerif’i, 24)
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا Okunuşu: Ve yut’ımûnet-taâme alâ hubbihî miskînen ve yetîmen ve esîrâ. 3. “Onlar (yedirme sevdasında olanlar), kendileri yemeği sevdikleri (ve ihtiyaç duydukları) halde, onu yoksula, yetime ve esire yedirirler.” (İnsân Sûre-i Şerif’i, 8)
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا Okunuşu: İnnemâ nut’ımüküm li-vechillâhi lâ nürîdü minküm cezâen ve lâ şükûrâ. 4. “(Ve derler ki): Biz sizi sadece Allah’u Teala’nın rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsân Sûre-i Şerif’i, 9)
يَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ ۖ قُلْ مَا أَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْأَقْرَبِينَ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ Okunuşu: Yes’elûneke mâzâ yünfikûn; kul mâ enfaktüm min hayrin fe-lil-vâlideyni vel-akrabîne vel-yetâmâ vel-mesâkîn. 5. “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Harcayacağınız her türlü hayır, ana-baba (ihtiyarlar), akrabalar, yetimler ve yoksullar içindir.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 215)
وَيُؤْثِرُونَ عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ Okunuşu: Ve yü’sirûne alâ enfüsihim ve lev kâne bihim hasâsah. 6. “Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile, (başkalarını, misafirleri) kendilerine tercih ederler (kendileri yemez, onlara yedirirler).” (Haşr Sûre-i Şerif’i, 9)
وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا Okunuşu: Ve vassaynel-insâne bi-vâlideyhi husnâ. 7. “Biz insana, ana-babasına (özellikle yaşlılıklarında) iyi davranmasını kuvvetle tavsiye ettik.” (Ankebût Sûre-i Şerif’i, 8)
فَآتِ ذَا الْقُرْبَىٰ حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ Okunuşu: Fe-âti zel-kurbâ hakkahû vel-miskîne vebnes-sebîl; zâlike hayrun lillezîne yürîdûne vechellâh. 8. “Öyleyse akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa (yedirerek) hakkını ver. Bu, Allah’u Teala’nın rızasını isteyenler için en hayırlı yoldur.” (Rûm Sûre-i Şerif’i, 38)
مَثَلُ الَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ Okunuşu: Meselüllezîne yünfikûne emvâlehüm fî sebîlillâhi ke-meseli habbetin enbetet seb’a senâbil. 9. “Mallarını Allah yolunda harcayanların (yedirenlerin) misali, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir.” (Evin bereketi böyle artar). (Bakara Sûre-i Şerif’i, 261)
أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ Okunuşu: Enişkür lî ve li-vâlideyk; ileyyel-mesîr. 10. “Bana ve ana-babana şükret (teşekkür et ve kıymetlerini bil). Dönüş ancak Banadır.” (Lokmân Sûre-i Şerif’i, 14)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. BELALARI DEF EDEN İHTİYARLAR “Eğer aranızda beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı, üzerinize belalar sel gibi dökülürdü (yağardı).” (Evin bereketi ve koruması onlardır).
[Ebû Ya’lâ, el-Müsned]
2. BEREKET BÜYÜKLERİNİZLEDİR “Bereket (ve hayır), yaşlılarınızın (büyüklerinizin) yanındadır. Onlarla beraber olun.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat]
3. ALLAH’A SAYGIDANDIR “Saçı sakalı ağarmış Müslüman bir ihtiyara ikram edip saygı göstermek, Allah’u Teala’ya duyulan saygı ve hürmettendir.”
[Ebû Dâvûd, Edeb, 20]
4. YAŞLIYA HİZMET EDEN GENÇ “Hangi genç, yaşından dolayı bir ihtiyara ikramda bulunursa (ona hizmet ederse), Allah’u Teala da yaşlandığı zaman o gence ikram edecek kimseler var eder.”
[Tirmizî, Birr, 75]
5. BİZDEN DEĞİLDİR “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize (ve ihtiyarlarımıza) saygı göstermeyen bizden değildir.”
[Tirmizî, Birr, 15]
6. YEMEK YEDİRME SEVDASI “Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalarınızı gözetin ve insanlar uyurken geceleyin namaz kılın ki, selametle cennete giresiniz.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 42]
7. MİSAFİR RIZKIYLA GELİR “Misafir, rızkıyla gelir ve (evin) halkının günahlarının bağışlanmasına (ve kalplerinin temizlenmesine) vesile olarak gider.”
[Deylemî, Firdevs]
8. CÖMERT KİMSE ALLAH’A YAKINDIR “Cömert (yedirme sevdasında olan) kimse Allah’a, cennete ve insanlara yakın, cehennem ateşine ise uzaktır. Cimri (sadece kendi yiyen) ise Allah’a, cennete ve insanlara uzak, ateşe yakındır.”
[Tirmizî, Birr, 40]
9. CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDADIR “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Yaşlanan anneyi bir yük değil, cennete köprü görmek gerekir).
[Nesâî, Cihâd, 6]
10. BURNU YERDE SÜRTÜLSÜN Peygamberimiz efendimiz üç kere “Burnu yerde sürtülsün!” buyurdu. “Kimin Ya Resulallah?” dediklerinde: “Ana babasına, veya ikisinden birine yaşlılıklarında yetişip de (onlara hizmet etmeyerek bereketi kaçıran) ve cennete giremeyenin!”
[Müslim, Birr, 9]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Cimrinin sofrasında bereket bulunmaz. Sen sofranı başkasına açtıkça, Allah’u Teala da rahmet kapılarını sana açar. Yaşlıları köşeye itip sadece kendi yemeyi düşünen, hanesinin bereket pınarını kendi elleriyle kurutur.”
– Hz. Mevlânâ
“Tasavvufun temeli hiçlik ve hizmettir. Evindeki bir ihtiyarın altını temizleyen, yemeğini yediren kişi, aslında kendi nefsindeki kibri ve bencilliği silip manen temizleniyordur. Bereket, o eğilen boyundadır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Bir hastaya vardın ise / Bir içim su verdin ise / Yarın anda karşı gele / Hak şarabın içmiş gibi.” Yaşlıya, düşküne verilen bir yudum su, ahirette kevser olup geri döner.
– Bizim Yunus
“Eskiler, kazandıklarını ‘kime yedirebilirim, kimi doyurabilirim’ diye düşünür ve kalplerini cömertlikle nurlandırırdı. Şimdikiler ise ‘nasıl daha çok yerim, lüks yaşarım’ hırsıyla kalplerini kararttıkları için yedikleri onlara şifa değil zehir oluyor.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Evinde beli bükülmüş bir dede, duası makbul bir nine varsa, bil ki o evin sığınağı onlardır. Onlar ahirete göçtüğünde, evinin üstündeki görünmez kalkan kalkar. Onların kıymetini bil, sofranın baş köşesini onlara ver.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) MİSAFİRSİZ YEMEK YEMEMESİ Halilullah (Allah’ın Dostu) olan Hz. İbrahim (a.s), misafir olmadan asla yemeğe oturmaz, o “yedirme sevdası” ile bazen millerce yol gidip sofrasına bir ihtiyar veya misafir bulup getirirdi. Bir gün ateşe tapan yaşlı bir adam geldi. İbrahim (a.s) adamın inancını duyunca ona yemek vermekten vazgeçti. Bunun üzerine Allah’u Teala uyardı: “Ey İbrahim! Ben bu adama kâfir olduğu halde yetmiş yıldır rızık (yemek) veriyorum, sen Benim misafirime bir öğün yemeği çok mu gördün?” İbrahim (a.s) ağlayarak ihtiyarın peşinden koştu ve sofrasına oturttu. Bereket, rızkı paylaşmaktır.
[Kaynak: İhya-u Ulûmiddîn / İbnü’l Cevzi]
2. EBU HUREYRE’NİN (R.A) ANNESİNE HÜRMETİ Sahabeden Ebu Hureyre (r.a), yaşlı annesine öyle hürmet ederdi ki, evden çıkarken annesinin kapısına gelir: “Beni küçükken şefkatle büyüttüğün gibi, Allah’u Teala da sana merhamet etsin anneciğim” derdi. Annesi de: “Büyüdüğünde bana bu yaşlılığımda böyle güzel baktığın için Allah da senden razı olsun oğlum” derdi. İşte o evin bereketi, her gün edilen bu karşılıklı dualarda ve “of” bile demeyen o muazzam edepte gizliydi.
[Kaynak: Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 14]
3. VEYSEL KARANİ VE İHTİYAR ANNESİ Veysel Karani Hazretleri, Peygamberimiz efendimizi görme aşkıyla yanıp tutuşmasına rağmen, evdeki kötürüm ve kör annesine hizmeti bırakıp da Medine’ye gidememişti. Dünyadaki tek arzusu Efendimizi görmekken, o “yedirme ve hizmet sevdasıyla” annesinin başucunda kalmayı tercih etti. Efendimiz (s.a.v) onun bu fedakarlığını bildiği için vefatından evvel hırkasını ona gönderdi ve “O’na söyleyin, ümmetime dua etsin” buyurdu. Bir ihtiyarın duasını almak, insanı böylesine kutlu bir makama taşır.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
4. HZ. ÖMER (R.A) VE UN TAŞIDIĞI KADIN Hz. Ömer (r.a) halife iken gece Medine sokaklarını gezerdi. Bir gün yoksul bir çadırda, çocukları ağlayan yaşlı bir kadın gördü. Kadın tencerede su kaynatıp çocukları avutuyordu. Hz. Ömer durumu görünce ağlayarak hemen beytülmale (devlet hazinesine) koştu, sırtına bir çuval un ve yağ yüklendi. Kölesi “Verin ben taşıyayım” dediğinde: “Kıyamet günü benim günahımı sen mi taşıyacaksın?” dedi. Gidip o yaşlı kadına ve çocuklara kendi elleriyle yemek pişirdi, yedirdi ve onlar doyup gülümseyene kadar oradan ayrılmadı.
[Kaynak: İbnü’l Esir, Üsdü’l-Gâbe]
5. BAYEZİD-İ BİSTAMİ’NİN SU NÖBETİ Bayezid-i Bistami Hazretleri, dondurucu bir kış gecesi annesi “Oğlum su ver” deyince fırladı ama testide su yoktu. Gidip dereden buz kırarak su getirdi. Döndüğünde annesi uykuya dalmıştı. Uyandırmaya kıyamadı ve elinde buz gibi su tasıyla, sabaha kadar titreyerek annesinin başucunda bekledi. Sabah uyanan anne, oğlunun ellerinin soğuktan tasa yapıştığını görünce ağlayarak dua etti. Bayezid-i Bistami, “Ben velayet makamına (o manevi berekete) annemin o geceki duasıyla ulaştım” demiştir.
[Kaynak: Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Bereket Aynası
(Soframızın ne durumda olduğunu anlamak için kendimize soralım)
  • Evimizdeki yaşlı anne babamıza “Hizmet edip duasını alayım, bereket bulayım” diye mi bakıyorum, yoksa onları bakımı zor bir yük olarak görüp kalbimi karartıyor muyum?
  • Eskiler “Yedireyim, ikram edeyim” diye çırpınırken, ben misafir gelince masraf olur diye kaçınan o bencil “Yiyeyim, biriktireyim” hastalığına mı yakalandım?
  • Peygamberimiz efendimiz “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir” buyururken, evdeki ihtiyarın gönlünü “öf” bile demeden hoş tutabiliyor muyum?
  • Kendi yediğim en güzel yiyeceklerden, anneme, babama, yaşlı akrabalarıma ve muhtaçlara da ayırıp kalbimi cimrilikten temizleyebiliyor muyum?
  • Evimde bereketin kaybolduğundan şikayet etmeden önce, o bereketi getirecek olan “hizmet, hürmet ve paylaşma” ruhunun evimden ne zaman ayrıldığını hiç düşündüm mü?
“Onlar Gittikten Sonra Evin Bereketi De Gidiyor…”
رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Okunuşu: Rabbirhamhümâ kemâ rabbeyânî sağîrâ. “Rabbim! (Ben zayıf bir bebekken) Onlar beni küçüklüğümde nasıl merhametle ve şefkatle büyüttülerse, şimdi Sen de onlara öylece merhamet et! (Onlara hizmet etme şuurunu vererek kalbimi nifaktan temizle ve yuvama bereketi indir!)”
(İsrâ Sûre-i Şerif’i, 24 / Allah’u Teala’nın bizlere öğrettiği o en vefalı ve bereketi çeken evlat duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Evin Bereketi: İhtiyarların Kıymeti ve Yedirme Sevdası” yazısında bir düşünce

  1. S Sen diyor ki:

    amin🙂💐 Allah razı olsun 💐🤲🏻
    ne güzel anlatmışsınız,ama hep eskiler değilmi??? bende eskileri hatırlıyorum dedemin bize Rabbimizi CC, peygamberimizi sav anlatma öğretme çabasını😌👍🏻🌼🌺 ama şimdi öylemi ya!!
    nasıl faizle kolay para kazanılır, vesaire vesaire……. yaşamayanın bilmez dediklerinden.. Rabbim yardımcımız olsun 🤲🏻 bizleri ve evlatlarımızı kendi doğru yoluna iletsin 🤲🏻💐 Elhamdülillahirabbilalemin 🥀

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler