BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

En Büyük Nimet

Sağlık, Afiyet ve Bedenin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: ŞİFA VE ESENLİK ZİKRİ
يَا شَافِي يَا سَلَامُ
“Yâ Şâfî Yâ Selâm”
(Ey bütün hastalıklara mutlak şifa veren ve kullarını her türlü dertten selamete ulaştıran Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Bedenimizi Şifalandırmak ve Kalbimizi Nankörlükten Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
(Şu’arâ Sûre-i Şerif’i, 80)
İnsanoğlunun dünya hayatında sahip olabileceği en kıymetli hazine, imandan sonra bahşedilen “afiyet” ve sağlıktır. Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), insanların en çok aldandığı ve kadrini bilemediği iki nimetten birinin “sağlık” olduğunu bildirmiştir. Allah’u Teala, kullarına dertleri verirken şifasını da yaratmış; maddi hastalıkları beden için bir sabır imtihanı, manevi dertleri ise kalbin günahlardan temizlenmesi için bir kurnazlık kılmıştır. Mümin, sağlığın kıymetini bilip bedenini Allah’ın yolunda harcayan; hastalandığında ise Eyyub (Aleyhisselâm) gibi şikayet etmeden asıl Şâfî olan Rabbine yönelip, günahlarından arınarak Hakk’a vasıl olan kimsedir.
KUR’AN-I KERİM’DE ŞİFA VE AFİYET
Yegâne Şifa Kaynağı بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ Okunuşu: Ve izâ meridtu fe-hüve yeşfîn. 1. “(İbrahim Aleyhisselâm’ın duası): Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.” (Şifayı doktordan veya ilaçtan değil, Allah’tan bilmek gerekir). [Şu’arâ Sûre-i Şerif’i]:[80]
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ Okunuşu: Yâ eyyühen-nâsü kad câetküm mev’ızatün min rabbiküm ve şifâün limâ fis-sudûr. 2. “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki (maddi ve manevi) dertlere bir şifa, inananlara bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” [Yûnus Sûre-i Şerif’i]:[57]
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ Okunuşu: Ve nünezzilü minel-kur’âni mâ hüve şifâün ve rahmetün lil-mü’minîn. 3. “Biz Kur’an’dan, müminler için (bedenlerini ve ruhlarını temizleyen) bir şifa ve rahmet olan ayetler indiriyoruz.” [İsrâ Sûre-i Şerif’i]:[82]
قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ Okunuşu: Kul hüve lillezîne âmenû hüden ve şifâ’. 4. “De ki: O (Kur’an), inananlar için bir hidayet ve şifadır.” [Fussilet Sûre-i Şerif’i]:[44]
يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاءٌ لِلنَّاسِ Okunuşu: Yahrucü min bütûnihâ şerâbün muhtelifün elvânühû fîhi şifâün lin-nâs. 5. “(Arının) Karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibret vardır.” [Nahl Sûre-i Şerif’i]:[69]
وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ Okunuşu: Ve eyyûbe iz nâdâ rabbehû ennî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn. 6. “Eyyub’u da hatırla! Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde (hastalığa) uğradım, Sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye nida etmişti.” [Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[83]
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ Okunuşu: Festecebnâ lehû fe-keşefnâ mâ bihî min durr. 7. “Biz de onun (hastalıktan temizlenip şifa bulma) duasını kabul ettik ve başındaki o dert (ve hastalığı) giderdik…” [Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[84]
وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ Okunuşu: Ve in yemseskellâhu bi-durrin fe-lâ kâşife lehû illâ hû. 8. “Eğer Allah sana bir zarar (hastalık, dert) dokundurursa, onu Kendisinden başka giderecek (şifa verecek) yoktur.” [Yûnus Sûre-i Şerif’i]:[107]
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ Okunuşu: Ve le-neblüvenneküm bi-şey’in minel-havfi vel-cûı ve naksın minel-emvâli vel-enfüsi ves-semerât. 9. “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan (sağlıktan) ve ürünlerden eksiltmekle (zorluklarla) imtihan edeceğiz…” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[155]
وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ Okunuşu: Ve yeşfi sudûra kavmin mü’minîn. 10. “…Ve (Allah) mümin bir topluluğun göğüslerine (kalplerine) şifa verir (onları kederden temizler).” [Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[14]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. ALDANILAN İKİ NİMET “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunda (kıymetini bilmeyerek) aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.”
[Buhârî, Rikâk]:[1]
2. İMANDAN SONRAKİ EN BÜYÜK NİMET “Allah’tan afiyet isteyin; zira hiç kimseye yakînden (imandan) sonra afiyetten (sağlıktan) daha büyük bir nimet verilmemiştir.”
[Tirmizî, Daavât]:[105]
3. GÜNAHLARIN TEMİZLENMESİ “Müslümana isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, eziyet ve hatta ayağına batan bir diken bile yoktur ki; Allah bunları onun günahlarına keffaret kılıp (bedenini ve ruhunu günah kirinden) temizlemesin!”
[Buhârî, Merdâ]:[1]
4. AĞACIN YAPRAKLARI GİBİ DÖKÜLÜR “Bir Müslüman hastalandığında, ağacın yapraklarının döküldüğü gibi, Allah da onun hastalık sebebiyle günahlarını döker.”
[Buhârî, Merdâ]:[3]
5. HASTALIK İÇİN TEDAVİ ARAMAK “Ey Allah’ın kulları, tedavi olunuz! Zira Allah’u Teala yarattığı her hastalık için mutlaka bir şifa (ilaç) da yaratmıştır; sadece ihtiyarlık hariç.”
[Ebû Dâvûd, Tıb]:[1]
6. HASTA ZİYARETİNİN SEVABI “Bir Müslüman, hasta olan bir Müslüman kardeşini sabahleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okur. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek sabaha kadar ona rahmet okur.”
[Tirmizî, Cenâiz]:[2]
7. SABREDEN HASTANIN MÜKAFATI “Allah’u Teala buyurur ki: Mümin kulumu bir hastalığa müptela kıldığımda, Bana hamd eder ve sabrederse, yatağından anasından doğduğu günkü gibi günahlarından (manen) tertemiz olarak kalkar.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
8. ATEŞİN ALTINI TEMİZLEMESİ GİBİ “Ateş, altının ve gümüşün pasını nasıl yakıp yok ederse; hastalık (ve dert) de müminin günahlarını öylece silip temizler.”
[İbn Mâce, Tıb]:[18]
9. SAĞLIĞIN ŞÜKRÜ “Kim sabaha bedeni afiyette (sağlıklı), ailesi emniyette ve günlük yiyeceği de yanında olarak çıkarsa, sanki bütün dünya ona verilmiş gibidir.”
[Tirmizî, Zühd]:[34]
10. HASTAYKEN BİLE İBADET SEVABI “Kul hastalandığı veya yolculuğa çıktığı zaman, Allah meleklerine şöyle ferman buyurur: Kulumun sıhhatli ve mukim iken yaptığı salih amellerin sevabını, hastalık ve yolculuk günlerinde de aynen defterine yazın!”
[Buhârî, Cihâd]:[134]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Hastalık, bedenin sıhhatini alsa da kalbin aynasını pasından temizler. Hastalandığında şikayet etme, Zira usta bahçıvan kuruyan yaprakları budar ki, ağaç daha gürbüz yeşersin.”
– Hz. Mevlânâ
“İki tür afiyet vardır: Biri bedenin, diğeri kalbin afiyetidir. Bedenin sağlığı dünyada biter, fakat kalbini günah hastalığından temizleyen adamın afiyeti ebedi saadettir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Sağlığında şükretmeyen, hastalanınca vah der / Ömrünü boşa harcayan, toprak olunca ah der.” Nefes bedendeyken Hakk’a yönelmelidir.
– Bizim Yunus
“Sağlıklıyken Allah’ı unutanın, hastalanınca Allah’ı hatırlaması nefsinin menfaatindendir. Hakiki mümin, sağlığın en dinç günlerinde bile acziyetini bilip şifa kapısında durandır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Hastalığında ilaca ve doktora o kadar güvenme ki, asıl Şâfî olanı (şifayı vereni) unutasın. İlaca sarıl, ancak bil ki o ilaç şifayı Allah’ın emriyle bedene taşır.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. EYYUB (A.S) VE SABRIN ŞİFASI Eyyub (Aleyhisselâm) çok zengin ve güçlü bir peygamberken, Allah’u Teala onu en ağır hastalıkla imtihan etti. Bütün bedeni yaralar içinde kaldı, malları ve çocukları elinden gitti lakin kalbini zikirden ve şükürden asla çevirmedi. Hastalık diline ve kalbine (zikrine) mani olacak raddeye gelince: “Rabbim, zarar bana dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin!” dedi. Allah ona ayağını yere vurmasını emretti. Çıkan o mucizevi suyla hem yıkanıp bedenen temizlendi hem de içerek şifa buldu. Allah sabredenlerin afiyetini geri verir.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[83-84]
2. HZ. ABBAS’IN DUASI VE EFENDİMİZİN İKAZI Peygamberimiz efendimizin (s.a.v) amcası Hz. Abbas (r.a) gelerek: “Ya Resulallah, bana Allah’tan isteyeceğim bir dua öğret” dedi. Efendimiz: “Allah’tan afiyet iste” buyurdu. Abbas (r.a) birkaç gün sonra tekrar gelip: “Bana daha özel, daha büyük bir dua öğret” dediğinde, Kâinatın Efendisi onun omuzundan tutarak şöyle buyurdu: “Ey Abbas! Ey Peygamberin amcası! Allah’tan dünyada ve ahirette afiyet (sağlık ve esenlik) iste! Zira afiyetten daha büyük bir şey yoktur.”
[Kaynak: Tirmizî, Daavât]:[85]
3. HASTALIKTAN ERİYEN SAHABİNİN DUASI Peygamberimiz (s.a.v), hastalıktan erimiş, adeta tüyü yolunmuş bir kuş (civciv) gibi küçülmüş bir sahabiyi ziyarete gitti. Ona: “Sen Allah’a nasıl dua ediyordun?” diye sordu. Adam: “Allah’ım! Bana ahirette ne ceza vereceksen dünyada ver de ahirete borçlu gitmeyeyim diye dua ediyordum” dedi. Efendimiz “Sübhanallah! Senin buna gücün yetmez. Neden ‘Allah’ım bize dünyada da iyilik (afiyet) ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşten koru’ demedin!” buyurdu. Efendimiz dua etti ve o sahabi şifa bularak kalktı.
[Kaynak: Müslim, Zikir]:[23]
4. LOKMAN HEKİM (A.S) VE RUHUN SAĞLIĞI Kendisine hikmet ve şifa ilmi verilen Lokman (Aleyhisselâm)’a sordular: “Hastalıklardan korunmanın en iyi ilacı nedir?” Şöyle cevap verdi: “Mideni tıka basa doldurmamak bedenin ilacıdır; haset etmemek, kin tutmamak ve (kalbini kötülüklerden temizlemek) ise ruhun ilacıdır. Ruhu hasta olanın bedeni, dünyanın bütün otlarını yese de şifa bulmaz.” Hakiki afiyet, midenin azlığı, kalbin tokluğudur.
[Kaynak: İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn]
5. ÇARESİZ KALAN TABİPLER VE SADAKA Bir gün Bağdat’ta çok zengin bir tüccar amansız bir hastalığa yakalandı. Devrin bütün tabipleri (doktorları) çaresiz kaldı. Tüccar, rüyasında bir Allah dostunu gördü, ona “İlacın senin cüzdanındadır, git ve onu infak et (sadaka ver)” dendi. Adam uyanır uyanmaz yüklü bir miktar parayla şehrin bütün fakirlerini ve yetimlerini doyurdu. Çok geçmeden, tabiplerin “artık iyileşmez” dediği adam ayağa kalktı. Zira Efendimizin (s.a.v) dediği gibi: “Hastalarınızı (verdiğiniz) sadakalar ile tedavi edip temizleyin!”
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Merâsîl]
Nefis Muhasebesi: Şükür ve Şifa Aynası
(Beden emanetini nasıl kullandığımızı tartmak için soralım)
  • Sağlıklıyken gücümü ve gençliğimi Allah’a ibadette mi kullanıyorum, yoksa ancak hastaneye düştüğümde, elim ayağım tutmadığında mı “Aman Ya Rabbi!” diyerek O’nu hatırlıyorum?
  • Hafif bir baş ağrısında veya nezlede hemen etrafa şikayet edip isyan mı ediyorum, yoksa “Rabbim beni günahlarımdan temizliyor” diyerek Eyyub (a.s) gibi sabredebiliyor muyum?
  • “Sağlık ve boş vakit” konusunda aldananlardan olmamak için, bugün gözüm görürken ve ayaklarım yürürken o nimetin hakkını verip sadakamı ve ibadetimi tam yapabiliyor muyum?
  • Hastalık gelince sadece doktora ve ilaca sarılıp, asıl şifayı verecek olana avuç açmayı, sadaka vermeyi ve dua etmeyi unutuyor muyum?
  • Kendi sağlığım yerindeyken, hastanelerde veya evlerinde şifa bekleyen mümin kardeşlerimi ziyaret edip onlara dua etme (ve meleklerin duasını alma) fırsatını kaçırıyor muyum?
“İmandan Sonra Afiyetten Daha Büyük Bir Nimet Yoktur”
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، اللَّهُمَّ اشْفِ مَرْضَانَا وَارْحَمْ مَوْتَانَا
Okunuşu: Allâhümme innî es’elükel-afve vel-âfiyete fid-dünyâ vel-âhirah. Allâhümmeşfi merdânâ verham mevtânâ. “Allah’ım! Şüphesiz ben Senden dünyada da ahirette de af (günahlarımın temizlenmesini) ve afiyet (sağlık, esenlik) dilerim! Allah’ım, hastalarımıza (maddi ve manevi) şifa ver, ölülerimize merhamet eyle!”
([Ebû Dâvûd, Edeb]:[101] / Peygamber Efendimizin (s.a.v) ashabına ısrarla ve sıklıkla öğrettiği, bedeni her türlü hastalıktan ve kalbi her türlü isyan kirinden korumak için Allah’a sığınılan o en kapsamlı afiyet duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler