Dilin Afeti ve Kalbin Şifası
Gıybetten Sakınmak, Şükür ve İki Cihan İçin Dua
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: ŞÜKÜR VE TÖVBE ZİKRİ
يَا شَكُورُ يَا تَوَّابُ
“Yâ Şekûr Yâ Tevvâb”
(Ey az amele çok sevap veren, şükre layık olan ve kullarının tövbesini daima kabul eden Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Gıybet Kirinden ve Nankörlükten Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Öyle bir söz ettin ki; o söz, şayet denize karışmış olsaydı denizin suyunu bile bozardı.” (Gıybetin Dehşeti)
(Tirmizî, Kıyâmet: 51)
(Tirmizî, Kıyâmet: 51)
İnsanı cehenneme en çok sürükleyen iki uzvu vardır: Dili ve midesi. Hz. Aişe validemizin, Hz. Safiyye’nin sadece boyunun kısalığına işaret etmesi üzerine Kâinatın Efendisinin (s.a.v) verdiği o dehşetli cevap, gıybetin o koskoca okyanusları bile leşe çevirebilecek kadar ağır bir cürüm olduğunu bizlere öğretir. Dilin bu afetinden ve kalpteki haset hastalığından kurtulmanın en güzel ilacı ise “Şükür ve Kanaat”tir. Gözümüzü bizden daha zengin, daha sağlıklı olanlara dikip içimizi nankörlükle karartmak yerine; bizden daha fakir, daha zor durumdakilere bakarak halimize şükretmeli ve kalbimizi dünyevi hırslardan manen temizlemeliyiz. Ve nihayetinde, Resulullah’ın (Aleyhisselâm) dilinden hiç düşürmediği o muazzam duayla, hem bu dünyamızın hem de ahiretimizin iyiliği (ve afiyeti) için Allah’u Teala’ya sığınmalıyız.
KUR’AN-I KERİM’DE DİLİN AFETİ VE ŞÜKÜR
Kalbi Kirleten Sözler
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ
Okunuşu: Ve lâ yağteb ba’duküm ba’dâ; e-yühibbü ehadüküm en ye’küle lahme ehîhi meyten fe-kerihtümûh; vettekullâh.
1. “…Birbirinizin gıybetini yapmayın (arkasından çekiştirmeyin). Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! (Öyleyse gıybetten de tiksinin) Allah’tan korkun.”
[Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[12]
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ
Okunuşu: Veylün li-külli hümezetin lümezeh.
2. “Arkadan çekiştirmeyi (gıybeti) ve kaş göz işaretiyle (gizlice) alay etmeyi âdet haline getiren herkesin vay haline!”
[Hümeze Sûre-i Şerif’i]:[1]
وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: Ve minhüm men yekûlü rabbenâ âtinâ fid-dünyâ haseneten ve fil-âhirati haseneten ve kınâ azâben-nâr.
3. “Onlardan bir kısmı da: ‘Rabbimiz! Bize dünyada da (hayırlı) bir iyilik ver, ahirette de bir iyilik ver ve bizi cehennem ateşinin azabından koru!’ derler.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[201]
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ
Okunuşu: Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbün atîd.
4. “İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında (onu yazan ve) gözetleyen, daima hazır bir melek bulunmasın.”
[Kâf Sûre-i Şerif’i]:[18]
وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ ۖ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
Okunuşu: Ve iz teezzene rabbüküm le-in şekertüm le-ezîdenneküm ve le-in kefertüm inne azâbî le-şedîd.
5. “Hani Rabbiniz şöyle bildirmişti: ‘Andolsun, eğer (verdiğim nimetlere) şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz Benim azabım çok şiddetlidir.'”
[İbrâhîm Sûre-i Şerif’i]:[7]
وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
Okunuşu: Ve lâ temüddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhüm zehratel-hayâtid-dünyâ li-neftinehüm fîh; ve rizku rabbike hayrun ve ebkâ.
6. “Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere (imrenerek) sakın gözünü dikme! Rabbinin sana verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
[Tâhâ Sûre-i Şerif’i]:[131]
إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا
Okunuşu: İnnes-sem’a vel-besara vel-füâde küllü ülâike kâne anhü mes’ûlâ.
7. “…Şüphesiz kulak, göz ve kalp; bunların hepsi (yarın kıyamette) yaptıklarından (ve dinlediği gıybetlerden) sorumludur.”
[İsrâ Sûre-i Şerif’i]:[36]
وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ
Okunuşu: Vellezîne hüm anil-lağvi mu’ridûn.
8. “(O müminler ki, kurtuluşa ermişlerdir.) Onlar, boş ve faydasız sözlerden (gıybetten ve dedikodudan) yüz çevirenlerdir.”
[Mü’minûn Sûre-i Şerif’i]:[3]
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلَا تَكْفُرُونِ
Okunuşu: Fezkürûnî ezkürküm veşküُرû lî ve lâ tekfürûn.
9. “Öyleyse Beni (ibadetle) anın ki Ben de sizi (rahmetimle) anayım. Bana şükredin (elinizdeki nimete kanaat edin), sakın Bana nankörlük etmeyin.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[152]
وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
Okunuşu: Ve kalîlün min ıbâdiyeş-şekûr.
10. “…Kullarım içinde (elindekine kanaat edip kalbini nankörlükten temizleyen ve) hakkıyla şükredenler ne kadar da azdır!”
[Sebe’ Sûre-i Şerif’i]:[13]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. DENİZİ BOZAN O SÖZ
Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! Safiyye (boyunun kısa oluşunu kastederek) şöyle bir kadındır.” dedim. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) buyurdu: “Öyle bir söz ettin ki; o söz, şayet denize karışmış olsaydı denizin suyunu (bütün okyanusu) bile kokutur, bozardı!”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[51]
2. KENDİNDEN AŞAĞIDA OLANA BAKMAK
“(Şayet) biriniz, mali imkânlar ve bedeni sıhhat bakımından kendisinden daha iyi durumda olanlara (imrenip) bakacak olursa; hemen (başını çevirsin) bir de kendisinden daha kötü (ve muhtaç) durumda olanlara baksın! (Ta ki kalbini nankörlükten temizlesin).”
[Buhârî, Müslim]
3. RESULULLAH’IN (S.A.V) EN ÇOK ETTİĞİ DUA
Katâde, Enes b. Mâlik’e “Hazret-i Peygamber’in en çok ettiği dua hangisiydi?” diye sordu. Enes (r.a) şöyle cevap verdi: “Allah Resulü en çok şöyle dua ederdi: ‘Allah’ım, bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!’ (Rabbena Atina…)”
[Müslim, Zikir]:[26]
4. GIYBET NEDİR BİLİR MİSİNİZ?
“Gıybet nedir, bilir misiniz?” Sahabeler “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Efendimiz: “Kardeşini, onun hoşlanmayacağı bir vasıfla anmandır” buyurdu. “Eğer o kusur kardeşimde varsa?” dediklerinde: “Eğer varsa gıybet ettin, eğer yoksa ona iftira ettin demektir!” buyurdu.
[Müslim, Birr]:[70]
5. MÜFLİS (İFLAS EDEN) KİMDİR?
“Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki; kıyamet günü namaz, oruç ve zekatla gelir. Fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun gıybetini yapmıştır. Bütün ibadetlerinin sevabı o hak sahiplerine dağıtılır. Sevapları bitince onların günahlarını yüklenir ve cehenneme atılır!”
[Müslim, Birr]:[59]
6. İKİ DUDAK ARASINI KORUYAN
“Kim bana iki çenesi arasındaki (dilini) ve iki bacağı arasındaki (iffetini) koruma (ve manen temizleme) sözü verirse, ben de ona cenneti söz veririm.”
[Buhârî, Rikâk]:[23]
7. MİRAÇ’TA GÖRÜLEN AZAP
“Miraç gecesi semaya çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla kendi yüzlerini ve göğüslerini tırmalayarak (parçalayan) bir topluluk gördüm. ‘Bunlar kim Cebrail?’ dedim. ‘Bunlar dünyada insanların etini yiyenler (gıybet edenler) ve onların namuslarına dil uzatanlardır’ dedi.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[35]
8. SUSAN KURTULMUŞTUR
“Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse, ya hayır söylesin ya da sussun! (Dilini tutan ve fitneden temizlenen kurtulmuştur).”
[Buhârî, Edeb]:[31]
9. EN ŞÜKREDEN KİMSE
“Kim İslam hidayetine erdirilmiş, rızkı kendisine yetecek kadar (kifayet miktarı) verilmiş ve o rızka kanaat etmişse (şükrünü bilmişse), işte o kimse kurtulmuştur.”
[Tirmizî, Zühd]:[35]
10. HASEDİN ATEŞİ
“Ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi, haset (başkasının nimetini çekememezlik) de insanın bütün hasenatını (iyi amellerini) yakıp kül eder.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[44]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Ayağına batan dikeni çıkarmadan yürüyemezsin. Gıybet, kalbine saplanmış şeytanın dikenidir. Dilini o kirden temizlemedikçe, kıldığın namaz seni menzile (Hakk’a) ulaştırmaz.”
– Hz. Mevlânâ
“Birisinin arkasından konuşacağın zaman hemen kendi günahlarını hatırla! Kendi defteri simsiyah olan bir adamın, kardeşinin defterindeki ufacık bir lekeyi okumaya hakkı yoktur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz.” Dilini zehirden temizle ki, sözün şifa olsun.
– Bizim Yunus
“Haset eden adam, aslında Allah’a itiraz etmektedir. O, ‘Ya Rabbi sen bu nimeti bana değil ona vererek hata ettin’ der. Kalbini bu şirke düşmekten kanaatle (şükürle) temizle!”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyanın altınını gümüşünü istesen de bu dünya bir gün bitecektir. Sen Rabbinden tıpkı Peygamberin (s.a.v) dua ettiği gibi, ‘Rabbena Atina’ diyerek ebedi saadet iste!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. AİŞE’NİN O SÖZÜ VE OKYANUSLAR
Peygamber efendimizin eşleri arasında, beşeri duygularla bazen ufak rekabetler olurdu. Hz. Aişe (r.a), bir gün Hz. Safiyye’nin (r.a) kısa boylu olmasını kastederek eliyle bir işaret yapmıştı. Amacı hakaret değil, sadece bir durumu belirtmekti. Lakin İslam’ın o muazzam edebi devreye girdi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) celallendi: “Ey Aişe! Öyle bir söz ettin ki, şayet denize atılsaydı koca denizi bozar kokuturdu!” Dilini o ufacık kirden bile temizlemesi için en sevgili eşini dahi şiddetle ikaz etmiştir.
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb]:[35]
2. HASAN-I BASRİ’NİN GIYBETÇİYE HEDİYESİ
Büyük evliyalardan Hasan-ı Basri’ye bir gün gelip dediler ki: “Falanca adam senin arkandan çok ağır sözler söyledi, senin gıybetini yaptı.” Hasan-ı Basri hiç öfkelenmedi, hemen evindeki en güzel taze hurmaları bir tabağa koydu ve o adama hediye gönderdi. Yanına da şu notu iliştirdi: “Duyduğuma göre sen en kıymetli hazinen olan ibadet sevaplarını benim defterime aktarmışsın (gıybetimi yaparak). Ben de sana bu zahmetine karşılık bir hediye göndermek istedim, kusuruma bakma, hediyem senin sevaplarının yanında az kaldı!”
[Kaynak: Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn]
3. GÖZÜ KÖR, AYAĞI TOPAL ADAM VE ŞÜKÜR
Sahabelerden biri bir ağacın gölgesinde oturan; iki gözü kör, elleri ve ayakları kesik, bedeni hastalıktan erimiş bir adam gördü. Adam durmadan: “Beni yarattıklarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun!” diyordu. Sahabi şaşkınlıkla yaklaştı: “Ey amca! Senin neyin kaldı ki Allah seni üstün kıldı, neye bu kadar şükrediyorsun?” dedi. O kalbi nurlanmış adam şu muazzam cevabı verdi: “Baksana ey kardeşim! O bana, O’nu zikreden (ve şükreden) bir dil ve O’nu tanıyan bir kalp vermiş. Dünyayı ve sağlığı benden alıp da O’nu anan bir dil vermeseydi halim nice olurdu!” Asıl körlük gözde değil, nimeti görmeyen kalptedir.
[Kaynak: İbn Ebi’d-Dünyâ, eş-Şükür]
4. İSA (A.S) VE KÖPEK (VEYA DOMUZ) LEŞİ
Hz. İsa (Aleyhisselâm), havarileriyle bir yoldan geçerken kenarda ölmüş, kokmuş ve kurtlanmış bir köpek (bazı rivayetlerde domuz) leşi gördüler. Havariler tiksinerek burunlarını tuttular ve “Ne kadar da iğrenç kokuyor, leş gibi!” dediler. Ancak dili ve kalbi tamamen manen temizlenmiş olan İsa (Aleyhisselâm) tebessüm ederek o leşe baktı: “Subhanallah! Onun ne kadar da bembeyaz ve güzel inci gibi dişleri var!” buyurdu. Peygamberler, çürümüş bir leşte bile o çirkinliği konuşmaz, yaratılıştaki bir güzelliği bulup ortaya çıkarırlar; gıybet ve çirkin söz dillerine hiç değmez.
[Kaynak: İmam Mâlik, Muvatta’]
5. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) DİLİNE TAŞ KOYMASI
Halife Hz. Ebu Bekir (r.a) bazen yalnız kaldığında ağzına küçük bir çakıl taşı koyar, zaruri bir şey söylemesi gerekmedikçe o taşı ağzından çıkarmazdı. Kendisine bunun sebebi sorulduğunda diliyle dudaklarını tutarak: “Beni bütün helaklere ve tehlikelere sürükleyen ancak budur (dilimdir)!” derdi. Peygamberden sonra ümmetin en büyüğü olan o koca Sıddık, boş bir söz söyleme veya gıybet etme korkusuyla dilini taşa bağlarken; bizler akşama kadar dedikodu kazanlarında nasıl yüzebiliyoruz!
[Kaynak: İbn Ebi Şeybe, el-Musannef]
Nefis Muhasebesi: Şükür ve Dil Aynası
(Dilimizi ve kalbimizi neyle meşgul ettiğimizi tartmak için soralım)
- Resulullah (s.a.v) Hz. Aişe’nin o ufacık sözünü okyanusları kirletecek bir zehir olarak görürken; ben her gün komşumun, akrabamın veya iş arkadaşımın gıybetini yaparak kendi ibadet okyanusumu lağıma çeviriyor muyum?
- Hastalığımda “Neden ben!” diyerek isyan etmek yerine, hastanede benden daha ağır yatan kanserli, engelli veya cihaza bağlı hastalara (kendimden aşağıda olanlara) bakıp sağlığıma şükrederek kalbimi temizliyor muyum?
- Sosyal medyada insanların lüks hayatlarına, tatillerine imrenerek bakıp kendi yuvama ve rızkıma nankörlük (haset) mi ediyorum?
- Hasan-ı Basri gıybet edene hediye gönderirken; ben benim arkamdan konuşanlara beddua edip aynı kuyuya ben de mi düşüyorum?
- Peygamberimizin en çok ettiği “Rabbena Atina” duasını sadece namazın sonunda dille mi okuyorum; yoksa her iki cihanın da iyiliğini Allah’tan bekleyerek kalbime mi nakşediyorum?
“Ey İki Cihanın Sahibi! Bizi Gıybetten ve Nankörlükten Koru”
([Bakara Sûre-i Şerif’i]:[201] / Peygamberimiz efendimizin (s.a.v) dünyevi hırslara kapılmadan, her iki alemin dengesini korumak için dilinden hiç düşürmediği o en muazzam ve kapsamlı dua)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: Rabbenâ âtinâ fid-dünyâ haseneten ve fil-âhirati haseneten ve kınâ azâben-nâr.
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve afiyet ver; ahirette de iyilik, güzellik ve afiyet ver! (Kalplerimizi nankörlükten ve dilimizi afetlerden temizleyerek) Bizi cehennem ateşinin azabından koru!”([Bakara Sûre-i Şerif’i]:[201] / Peygamberimiz efendimizin (s.a.v) dünyevi hırslara kapılmadan, her iki alemin dengesini korumak için dilinden hiç düşürmediği o en muazzam ve kapsamlı dua)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
