Cennete Koşun
Takva, Salih Amel ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
DÜNYA VE AHİRET SAADETİ VİRDİ
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
“Rabbenâ âtinâ fid-dünyâ haseneten ve fil-âhirati haseneten ve kınâ azâben-nâr.”
(Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (cenneti) ver ve bizi ateş azabından koru.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Dünya Hırsından Temizleyip Cennete Yönelmek İçin (100+)
“Rabb’inizin bağışına ve Allah’u Teala‘dan korkanlar için hazırlanmış, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[133]
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[133]
Kur’an-ı Kerim, müminleri geçici dünya menfaatleri için değil, ebedi olan ahiret yurdu için yarışmaya ve “koşmaya” davet eder. “Cennete koşmak”, kuru bir temenni ile değil; Allah’u Teala‘ya ve Peygamber’e tam bir itaatle, bollukta ve darlıkta cömertçe infak etmekle, öfkenin ateşini yutup insanları affetmekle mümkündür. İnsan fıtratı gereği hata yapabilir, nefsine zulmedebilir; lakin kâmil mümin, günah çukurunda ısrar etmeyen, Rabbini hatırlayarak derhal tövbe edip kalbini gözyaşıyla temizleyen kimsedir. Allah’u Teala‘nın vaadi haktır; kadın erkek ayrımı gözetmeksizin, kim imanla bezenip salih ameller işlerse, zerre kadar haksızlığa uğratılmadan o altlarından ırmaklar akan cennetlerin ebedi varisi olacaktır.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (CENNET YOLU)
İtaat, Takva ve Gerçek Mükafat
وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Okunuşu: Ve etîullâhe ver-rasûle lealleküm türhamûn.
1. “Allah’u Teala‘ya ve Peygamber’e itaat edin ki, size de merhamet edilsin.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[132]
وَسَارِعُوا إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
Okunuşu: Ve sâriû ilâ mağfiratin min rabbiküm ve cennetin arduhes-semâvâtu vel-ardu üıddet lil-müttakîn.
2. “Rabb’inizin bağışına ve Allah’u Teala‘dan korkanlar (takva sahipleri) için hazırlanmış, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[133]
الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu: Ellezîne yünfikûne fis-serrâi ved-darrâi vel-kâzımînel-ğayza vel-âfîne anin-nâs; vallâhu yühibbül-muhsinîn.
3. “O takvâ sahipleri ki bollukta ve darlıkta Allah’u Teala için infak ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler (ve kalplerini kinden temizlerler). Allah’u Teala da güzel davrananları sever.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[134]
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَىٰ مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Okunuşu: Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm zekerullâhe festağferû li-zünûbihim ve men yağfiruz-zünûbe illallâhu ve lem yüsırrû alâ mâ fealû ve hüm ya’lemûn.
4. “Onlar ki bir kötülük yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde, Allah’u Teala‘yı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları O’ndan başka kim bağışlayabilir? Bir de onlar işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[135]
أُولَٰئِكَ جَزَاؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ۚ وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Okunuşu: Ülâike cezâühüm mağfiratün min rabbihim ve cennâtün tecrî min tahtihel-enhâru hâlidîne fîhâ; ve ni’me ecrul-âmilîn.
5. “İşte onların mükâfatı, Rabb’leri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedî kalacaklardır. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[136]
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۖ وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا ۚ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللَّهِ قِيلًا
Okunuşu: Vellezîne âmenû ve amilüs-sâlihâti senüdhılühüm cennâtin tecrî min tahtihel-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ; va’dellâhi hakkâ; ve men esdeku minellâhi kîlâ.
6. “İman edip sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî kalacaklardır. Bu, Allah’u Teala‘nın gerçek vaadidir. O’ndan daha doğru sözlü kim olabilir?”
[Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[122]
لَيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَا أَمَانِيِّ أَهْلِ الْكِتَابِ ۗ مَنْ يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Okunuşu: Leyse bi-emâniyyiküm ve lâ emâniyyi ehlil-kitâb; men ya’mel sûen yücze bihî ve lâ yecid lehû min dûnillâhi veliyyen ve lâ nesîrâ.
7. “Ne sizin kuruntularınız, ne de ehl-i kitabın kuruntusu. Kötülük yapan cezasını çeker. Kendisine Allah’u Teala‘dan başka ne bir dost bulabilir ne de bir yardımcı.”
[Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[123]
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَٰئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا
Okunuşu: Ve men ya’mel mines-sâlihâti min zekerin ev ünsâ ve hüve mü’minün fe-ülâike yedhulûnel-cennete ve lâ yuzlemûne nekîrâ.
8. “Erkek olsun kadın olsun, her kim mümin olarak sâlih amel işlerse (ve kalbini temizlerse), işte bunlar cennete girerler. Onlar zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.”
[Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[124]
وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ إِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا
Okunuşu: Ve sîkallezînet-tekav rabbehüm ilel-cenneti zümerâ.
9. “Rablerine karşı gelmekten sakınanlar (muttakiler) ise bölük bölük cennete sevk edilirler…”
[Kaynak: Zümer Sûre-i Şerif’i]:[73]
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلًا
Okunuşu: İnnellezîne âmenû ve amilüs-sâlihâti kânet lehüm cennâtül-firdevsi nüzülâ.
10. “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler var ya, Firdevs cennetleri onların (ağırlanacağı) konak yeridir.”
[Kaynak: Kehf Sûre-i Şerif’i]:[107]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. CENNETİN YAKINLIĞI
“Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır, cehennem de öyledir.” (Küçük bir iyilik cennete, küçük bir kötülük ateşe götürebilir).
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[29]
2. CENNETİ ÜÇ DEFA İSTEMEK
“Kim cenneti üç defa isterse, cennet: ‘Ey Allah’ım, onu cennete koy’ der. Kim de üç defa cehennemden sığınırsa, cehennem: ‘Ey Allah’ım, onu cehennemden koru’ der.”
[Kaynak: Tirmizî, Cennet]:[27]
3. GÖZLERİN GÖRMEDİĞİ NİMETLER
“Allah’u Teala buyurdu ki: Salih kullarım için cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın kalbine (hayaline) gelmeyen nimetler hazırladım.”
[Kaynak: Buhârî, Bed’ül-Halk]:[8]
4. ÖFKESİNİ YUTANIN MÜKAFATI
“Kim (intikam almaya) gücü yettiği halde öfkesini yenerse (ve kalbini kinden temizlerse), Allah’u Teala kıyamet günü onu bütün mahlukatın önünde çağırır ve cennet hurilerinden dilediğini seçmekte serbest bırakır.”
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb]:[3]
5. AFFETMEK İZZETİ ARTIRIR
“Sadaka vermek malı eksiltmez. Allah’u Teala, (başkalarının kusurunu) affeden bir kulun ancak izzetini (şerefini) artırır. Kim Allah’u Teala için tevazu gösterirse, Allah onu yüceltir.”
[Kaynak: Müslim, Birr]:[69]
6. MÜMİN HAYRA DOYMAZ
“Mümin, (sonu) cennete girinceye kadar işittiği hiçbir hayra (ve salih amele) asla doymaz.”
[Kaynak: Tirmizî, İlim]:[19]
7. TÖVBE EDENİN DURUMU
“Günahtan (samimi bir pişmanlıkla) tövbe eden kimse, o günahı hiç işlememiş (kalbini tamamen temizlemiş) gibidir.”
[Kaynak: İbn Mâce, Zühd]:[30]
8. YARIM HURMA İLE BİLE OLSA
“Yarım hurma ile (infak ederek) bile olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyun. Onu da bulamayan kimse, hiç olmazsa güzel ve tatlı bir sözle kendini korusun.”
[Kaynak: Buhârî, Zekât]:[9]
9. CENNETE GÖTÜREN İKİ ŞEY
Peygamber Efendimize (s.a.v) insanları cennete en çok neyin soktuğu soruldu. O da: “Allah’u Teala‘dan korkmak (takva) ve güzel ahlaktır” buyurdu.
[Kaynak: Tirmizî, Birr]:[62]
10. KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR
Bir adam “Kıyamet ne zaman?” diye sordu. Efendimiz “Ne hazırladın?” deyince, adam: “Çok ibadetim yok lakin Allah’u Teala‘yı ve Resulünü çok seviyorum” dedi. Efendimiz: “Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyurdu.
[Kaynak: Buhârî, Edeb]:[96]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Cennetin anahtarı kılıçların veya altınların değil, gözyaşlarıyla yıkanıp kibirden manen temizlenmiş bir kalbin elindedir. Sen öfkeni yut ki, cennet kapıları sana açılsın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz, cenneti istemekten ziyade, cennetin sahibine layık kul olmaktır. Salih amellerle, infakla ve kardeşini affetmekle bezenmeyen bir iman, meyvesiz bir ağaca benzer.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı / Bana seni gerek seni.” Hakiki aşık, cennete değil, Allah’u Teala‘nın rızasına koşar.
– Bizim Yunus
“Bir kimse ‘Ben cenneti istiyorum’ deyip de namazı, infakı ve tövbeyi terk ediyorsa, onun bu arzusu kuru bir kuruntudan (Nisa 123) başka bir şey değildir. İsteyen bedelini ödemelidir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyanın geçici lezzetlerini bırakıp, genişliği gökler ve yer kadar olan o ebedi yurdun kapısına koş. Her günah işlediğinde inat etme; hemen Rabbine dön ve kalbini istiğfarla temizle.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) TÜM MALINI İNFAK ETMESİ
Tebük seferi öncesi Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) orduyu donatmak için ashabı infaka çağırdı. Hz. Ömer (r.a) malının yarısını getirdi ve içinden “Bugün Ebu Bekir’i geçeceğim” dedi. Ancak Hz. Ebu Bekir (r.a) evinde ne var ne yoksa hepsini getirip teslim etti. Efendimiz “Ev halkına ne bıraktın?” diye sorunca, o eşsiz tevekkül ve takva ile: “Onlara Allah’u Teala‘yı ve Resulünü bıraktım” dedi. Bollukta ve darlıkta infak etmenin zirvesi budur.
[Kaynak: Tirmizî, Menâkıb]:[16]
2. İMAM ZEYNELABİDİN’İN ÖFKESİNİ YUTMASI
Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin (r.a) abdest alırken, hizmetçisi elindeki içi su dolu ağır ibriği kazara İmam’ın üzerine ve ayağına düşürdü. İmam can havliyle ve biraz öfkeyle başını kaldırdığında hizmetçi hemen Âl-i İmrân 134. ayeti okudu: “Takva sahipleri öfkelerini yenerler.” İmam: “Öfkemi yuttum” dedi. Hizmetçi devam etti: “İnsanların kusurlarını affederler.” İmam: “Seni affettim” dedi. Hizmetçi ayetin sonunu okudu: “Allah’u Teala iyilik edenleri sever.” İmam Zeynelabidin: “Git, sen artık Allah’u Teala rızası için hürsün” diyerek kalbini manen temizledi ve ayeti yaşadı.
[Kaynak: Beyhakî, Şuabu’l-Îmân]
3. HER GECE HELALLEŞEN SAHABE
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç gün üst üste ashabına “Şimdi kapıdan cennetlik bir adam girecek” buyurdu ve üçünde de aynı sahabe (Abdullah bin selam) girdi. Bir sahabe onun ne gizli ameli olduğunu merak edip evinde üç gün misafir kaldı lakin çok uzun nafile namazlar kıldığını görmedi. Sebebini sorunca adam şöyle dedi: “Benim amelim sizin gördükleriniz kadardır. Ancak ben her gece yatağıma yatarken, kalbimi müslümanlara karşı kinden ve hasetten temizlerim, herkese hakkımı helal edip öyle uyurum.”
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned]
4. GÜNAHKÂR KADININ KÖPEĞE SU VERMESİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) anlatır: İsrailoğulları’ndan günahkâr (kötü yola düşmüş) bir kadın, sıcak bir günde bir kuyunun başında susuzluktan toprağı yalayan bir köpek gördü. Kalbinde bir merhamet uyandı, ayakkabısını çıkarıp başörtüsüne bağlayarak kuyudan su çekti ve o hayvana içirdi. Allah’u Teala onun bu merhametini ve salih amelini kabul etti, onun bütün günahlarını bağışlayıp cennetine koydu. Zerre kadar bir iyilik, samimiyetle yapıldığında en büyük kurtuluşa vesile olur.
[Kaynak: Buhârî, Enbiyâ]:[54]
5. HZ. ÖMER’İN RABBİNDEN KORKUSU
Halifeliği döneminde Hz. Ömer (r.a), gece şehri teftiş ederken bir evden Kur’an okunduğunu duydu. Evdeki kişi Tûr Suresi’ni okuyordu. “Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. Onu geri çevirecek hiçbir güç yoktur” (Tûr: 7-8) ayetlerine gelince Hz. Ömer (r.a) atından inip duvara yaslandı ve hıçkırıklara boğuldu. Günahlarında ısrar etmeme ve Rabbinin korkusuyla temizlenme şuuru o kadar derindi ki, bu ayetlerin sarsıntısıyla günlerce hasta yattı.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
Nefis Muhasebesi: İnfak, Af ve Tövbe Aynası
(Cennete doğru koşup koşmadığımızı tartmak için nefsimize soralım)
- Bollukta iken cömertlik yapmak kolaydır; lakin darlıkta iken, cebimde az varken bile kardeşimle paylaşabilme (infak etme) ahlakına sahip miyim?
- Biri beni incittiğinde, nefsimin öfkesini kusarak haklı çıkmayı mı seçiyorum, yoksa “Takva sahipleri öfkelerini yenerler” ayetini hatırlayıp kalbimi kin pasından temizliyor muyum?
- Hata edip günaha düştüğümde, o günahı savunup “Herkes yapıyor” diyerek ısrar mı ediyorum, yoksa Adem (a.s) gibi gözyaşıyla hemen Allah’u Teala‘nın mağfiretine mi sığınıyorum?
- “Cennete koşun” ilahi emrini işittiğim halde; ben adımlarımı ahirete doğru mu hızlandırıyorum, yoksa fani dünyanın geçici makamları için mi koşuşturuyorum?
- Nisa suresi 123. ayette belirtildiği gibi, kuru “kuruntular” (amel etmeden affedilmeyi bekleme) içinde miyim, yoksa “erkek olsun kadın olsun” salih amellere sarılıp ebedi kurtuluş için ter döküyor muyum?
“O Genişliği Gökler ve Yer Kadar Olan Cennete Koşun…”
“Ey Allah’ım! Senden cenneti ve beni cennete yaklaştıracak her türlü sözü ve salih ameli dilerim. Cehennem ateşinden ve o ateşe yaklaştıracak her türlü sözden ve günah amelden de Sana sığınırım. (Kalplerimizi öfkeden, kinden ve günahta ısrar etmekten manen temizle; bizleri takva sahipleriyle beraber Firdevs cennetlerine koşanlardan eyle Yâ Rabbi!)”
[Kaynak: İbn Mâce, Duâ]:[4]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Aişe (r.a) validemize öğrettiği; kulu cehennemden çekip cennet amellerine yönelten o en muazzam, en kapsamlı dua.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elükel-cennete ve mâ karrabe ileyhâ min kavlin ev amel, ve eûzü bike minen-nâri ve mâ karrabe ileyhâ min kavlin ev amel.
“Ey Allah’ım! Senden cenneti ve beni cennete yaklaştıracak her türlü sözü ve salih ameli dilerim. Cehennem ateşinden ve o ateşe yaklaştıracak her türlü sözden ve günah amelden de Sana sığınırım. (Kalplerimizi öfkeden, kinden ve günahta ısrar etmekten manen temizle; bizleri takva sahipleriyle beraber Firdevs cennetlerine koşanlardan eyle Yâ Rabbi!)”
[Kaynak: İbn Mâce, Duâ]:[4]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Aişe (r.a) validemize öğrettiği; kulu cehennemden çekip cennet amellerine yönelten o en muazzam, en kapsamlı dua.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
