Cennet Ehlinin Konuşması
Ebedî Muhabbet, Selâm Yurdu ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
EBEDÎ SELÂMET VİRDİ: CENNET EHLİNİN NİDASI
يَا سَلَامُ
“Yâ Selâm” (Celle Celâlühû)
(Ey kullarına selâmet veren, cennetini esenlik yurdu kılan ve kalplerimizi her türlü kederden, kinden temizleyip selâmete ulaştıran Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Dünyevi Kırgınlıklardan Temizleyip Selâm Yurduna Hazırlanmak İçin (100+)
“Biz onların kalplerindeki kini söküp attık; artık onlar sedirler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşlerdir.”
[Kaynak: Hicr Sûre-i Şerif’i]:[47]
[Kaynak: Hicr Sûre-i Şerif’i]:[47]
Cennet, fani dünyanın bereketsiz didişmelerinden, yalanlarından ve yorucu gürültülerinden ebediyen uzaklaşmış tertemiz ruhların vuslat yurdudur. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye, cennet ehlinin kendi aralarında, meleklerle ve doğrudan muazzam bir lütufla Allah’u Teala ile yapacakları o emsalsiz, saf ve sevinç dolu konuşmaları bize bir şevk aynası olarak sunar. Cennet bağlarında ne bir boş söz, ne bir yalan, ne de bir kalbi incitici kelam işitilir. Orada konuşulan her şey hamd, tesbih, muhabbet ve selâmdır. Ancak bu ebedî ve nurlu sohbetlere nail olabilmenin dünyadaki sarsılmaz şartı; kalbi henüz hayattayken hasetten, gıybetten, kinden ve düşmanlıktan tövbe ile manen temizlemektir. Kalbi dünyada temizlenenler, cennette peygamberlerin ve şehitlerin sohbet arkadaşı olurlar.
KUR’AN-I KERİM’DE CENNETLİKLERİN KELAMI
Boş Sözlerden Temizlenmiş Ebedî Kelamlar
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمُ الْأَنْهَارُ ۖ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَٰذَا
Okunuşu: Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min ğıllin tecrî min tahtihimül-enhâr; ve kâlûl-hamdü lillâhil-lezî hedânâ li-hâzâ.
1. “Biz onların kalplerindeki kini söküp attık (onları tamamen temizledik). Altlarından nehirler akar. Onlar şöyle derler: ‘Bizi bu devasa nimete ulaştıran Allah’u Teala‘ya hamdolsun…'”
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[43]
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأَوْرَثَنَا الْأَرْضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاءُ
Okunuşu: Ve kâlûl-hamdü lillâhil-lezî sadakanâ va’dehû ve evresenel-arda netebevveü minel-cenneti hayṣü neşâ’.
2. “Onlar (cennete girince) şöyle derler: ‘Bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi bu cennet yurduna varis kılan Allah’u Teala‘ya hamdolsun. Artık cennette dilediğimiz yerde kalırız…'”
[Kaynak: Zümer Sûre-i Şerif’i]:[74]
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ ۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
Okunuşu: Ve kâlûl-hamdü lillâhil-lezî ezhebe annel-hazen; inne rabbenâ le-ğafûrun şekûr.
3. “Şöyle derler: ‘Bizden her türlü hüznü, kederi gideren Allah’u Teala‘ya hamdolsun. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını fazlasıyla verendir.'”
[Kaynak: Fâtır Sûre-i Şerif’i]:[34]
دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌ ۚ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: Da’vâhum fîhâ sübhânakellâhumme ve tehıyyetühüm fîhâ selâm; ve âhıru da’vâhum enil-hamdü lillâhi rabbil-âlemîn.
4. “Onların oradaki duaları: ‘Ey Allah’ım! Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz’, birbirlerine esenlik dilekleri: ‘Selâm’ ve dualarının sonu ise: ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’u Teala‘ya hamdolsun’ sözüdür.”
[Kaynak: Yûnus Sûre-i Şerif’i]:[10]
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ ۞ قَالُوا إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِي أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
Okunuşu: Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn. Kâlû innâ künnâ kablu fî ehlinâ müşfikîn.
5. “Cennetlikler birbirlerine dönmüş (dünyadaki hallerini) soruşuyorlar. Derler ki: ‘Şüphesiz biz daha önce ailemiz içinde yaşarken (Rabbimizin azabından) korkardık.'”
[Kaynak: Tûr Sûre-i Şerif’i]:[25-26]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. NEFESLERİN TESBİH OLUŞU
“Cennet ehlinin (kendi aralarındaki konuşmaları o kadar latiftir ki), sizin zahmet çekmeden nefes alıp vermeniz gibi, onların nefesleri de kendiliğinden tesbih (Sübhânallah) ve tahmid (Elhamdülillah) nidasıdır.”
[Kaynak: Müslim, Cennet]:[18]
2. GÖKTEKİ MÜNADİNİN SESLENİŞİ
“Cennette bir münadi şöyle seslenir, cennetlikler bu muazzam müjdeyi konuşurlar: ‘Şüphesiz sizin için ebediyen sağlıklı kalmak var, asla hastalanmayacaksınız! Ebediyen genç kalmak var, asla yaşlanmayacaksınız! Ebediyen diri kalmak var, asla ölmeyeceksiniz!'”
[Kaynak: Müslim, Cennet]:[22]
3. “RAZI OLDUNUZ MU?” SUALİ
“Allah’u Teala cennet ehline: ‘Ey cennet halkı!’ buyurur. Onlar: ‘Buyur Rabbimiz, emret! Her hayır Senin elindedir!’ derler. Allah’u Teala: ‘Razı oldunuz mu?’ buyurur. Onlar: ‘Nasıl razı olmayalım ey Rabbimiz! Sen bize, mahlukatından hiçbirine vermediğin eşsiz nimetleri ihsan ettin’ derler.”
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[51]
4. CENNET PAZARINDAKİ MUHABBET
“Cennette bir pazar (toplanma yeri) vardır. Müminler cuma günleri orada toplanır, kelam ederler. Evlerine döndüklerinde eşleri onlara: ‘Allah’u Teala‘ya yemin olsun ki, siz bizden ayrıldıktan sonra daha da güzelleşmişsiniz!’ derler. Onlar da: ‘Sizler de bizden sonra çok daha cemal sahibi olmuşsunuz!’ diyerek sevinçle konuşurlar.”
[Kaynak: Müslim, Cennet]:[13]
5. EN BÜYÜK SELÂMLAMA
“Cennetlikler nimetler içinde muhabbet ederken aniden üzerlerinde bir nur parıldar. Başlarını kaldırıp baktıklarında Allah’u Teala‘nın cemaliyle tecelli ettiğini görürler. Yüce Rabbimiz onlara: ‘Es-selâmu aleyküm yâ ehle’l-cenneh!’ buyurarak bizzat selam verir. O’nun cemaline bakarken bütün nimetleri unuturlar.”
[Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime]:[13]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Cennet ehlinin dili fani kelimelerden, harflerden temizlenmiş ebedî gönül dilidir. Orada konuşulan her söz aşktır. Dünyada dilini dedikodudan temizleyen, cennette o ilahi dile kavuşur.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda dilin susması, kalbin zikretmesi edeptir. Dünyada meclisini yalan ve gıybet kirinden temizleyen mümin, yarın cennet bahçelerinde meleklerin sarsılmaz sohbet arkadaşı olur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver Sen anı / Bana Seni gerek Seni.” En büyük kelam, cennette Hak ile bilâ-perde konuşmaktır.
– Bizim Yunus
“Cennetteki o doyumsuz konuşmalar, dünyadayken meclislerini marifetullah (Allah’ı tanıma) sohbetleriyle nurlandıranların ebedî bir meyvesidir. Kalbini dünya lafından temizlemeyen o zevki anlayamaz.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyada ağzından çıkan her kelamı Hak rızasına bağla. Dilini fani insanların gıybetinden temizle ki; yarın cennette peygamberlerin meclisinde kelam etmeye yüzün olsun.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. CEHENNEMDEKİ ESKİ ARKADAŞA SESLENİŞ
Cennet ehli, altın tahtlar üzerine kurulmuş muhabbet ederlerken içlerinden biri: “Dünyada benim inkârcı bir arkadaşım vardı, bana ‘Sen de mi öldükten sonra dirileceğimize inananlardansın?’ derdi” diyerek eski günleri yad eder. Yanındakilere: “Onun şimdi ne halde olduğunu merak ediyor musunuz, bir bilseniz?” der. Cennetin pencerelerinden aşağıya bakar ve o eski arkadaşını cehennemin tam ortasında azap içinde görür. Ona seslenerek: “Allah’u Teala‘ya yemin olsun ki, az kalsın beni de helak edecektin! Rabbimin lütfu olmasaydı ben de seninle olacaktım” diyerek şükreder.
[Kaynak: Sâffât Sûre-i Şerif’i]:[50-57]
2. EN SON GİREN KULUN SEVİNÇLİ KONUŞMASI
Cennete en son girecek olan kul, cehennemden emekleyerek çıkar ve arkasına dönüp bakarak: “Beni senden kurtaran Allah’u Teala ne yücedir! Bana mahlukatın hiçbirine vermediğini verdi” der. Cennet kapısına ulaştığında ona dünya hayatının tam on katı büyüklükte bir mülk ihsan edilir. Kul şaşkınlık ve sonsuz bir sevinçle: “Ey Allah’ım! Sen mülkün mutlak sahibi olduğun halde benimle eğleniyor musun (bana şaka mı yapıyorsun)?” diyerek hayretini gizleyemez. Yüce Rabbimiz ona: “Ben kulunla eğlenmem, fakat ben dilediğimi yapmaya hakkıyla gücü yetenim” buyurur.
[Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[51]
3. CENNETTE TOHUM EKMEYE NİYET EDEN ADAM
Peygamber Efendimiz (s.a.v) anlatır: Cennet ehlinden bir zat, Yüce Rabbimizin huzurunda kelam ederken: “Ey Allah’ım! Ben cennette çiftçilik yapmak, tohum ekmek istiyorum” der. Allah’u Teala ona: “Ey kulum! Sen zaten her türlü nimetin, sarayların içinde değil misin, neye ihtiyacın var?” buyurur. Kul: “Evet Rabbim, her şeyim var lakin ben o dünyadaki gayretin, üretmenin tadını özledim” diye arz eder. Allah’u Teala izin verir; adam tohumu eker ekmez, göz kırpacak kadar kısa bir sürede dağlar büyüklüğünde ekinler fışkırır. Rabbimiz tebessümle: “Al bakalım ey ademoğlu, seni hiçbir şey doyurmaz!” buyurarak kuluyla latifeleşir.
[Kaynak: Buhârî, Tevhîd]:[38]
4. ŞEHİTLERİN YÜCE RABBİMİZLE KONUŞMASI
Cennete giren şehitlerin (şühedâ) ruhları yeşil kuşların kandillerine konmuş vaziyette cennet nehirlerinden beslenirler. Allah’u Teala onlara tecelli ederek: “Ey kullarım! Benden dileyeceğiniz fazladan bir arzunuz var mıdır?” buyurur. Şehitler mahcubiyetle: “Ey Allah’ım, daha ne isteyelim? Bize mahlukatına vermediğin nimetleri verdin, cennetinde dilediğimiz gibi uçarız” derler. Rabbimiz suali tekrarlayınca, asıl niyetlerini açarlar: “Rabbimiz! Bizim ruhlarımızı tekrar dünyaya gönder de, Senin rızan için bir kez daha cihad edip şehit olmanın o eşsiz tadını ve şerefini yaşayalım!” buyururlar.
[Kaynak: Müslim, İmâre]:[121]
5. TÜBÂ AĞACININ GÖLGESİNDEKİ MECLİS
Tabiîn müfessirleri anlatır: Cennet müminleri ebedî saadet yurdunda yaşarken, canları eski dostlarıyla sohbet etmeyi arzular. Allah’u Teala‘nın emriyle tahtları kendiliğinden hareket eder ve Tûbâ ağacının o uçsuz bucaksız gölgesinde devasa bir meclis kurulur. Karşı karşıya oturup dünyadaki çilelerini, yoksulluklarını, haksızlıklara karşı nasıl sabrettiklerini ve seccadelerinde gizlice gözyaşı dökerek kalplerini nasıl temizlediklerini konuşurlar. İçlerinden biri: “Hatırlıyor musunuz, filan gün filan mescitte toplanıp Rabbimize dua etmiştik; işte o gecenin bereketiyle bugün buradayız” diyerek ebediyen Elhamdülillah derler.
[Kaynak: İbn Ebî Hâtim, Tefsîru’l-Kur’ân]
Nefis Muhasebesi: Dil ve Esenlik Aynası
(Cennet ehlinin o saf meclislerine layık olup olmadığımızı tartmak için soralım)
- Bugün dilimi gıybetten, yalandan ve fani insanların dedikodusundan temizliyor muyum; yoksa cennetin o yalan işitilmeyen nurlu meclislerini arzularken dilimle cehennem odunu mu topluyorum?
- Cennetlikler Hicr Suresi’nde ‘kalplerindeki kini söküp attığımız kardeşler’ olarak vasıflandırılırken; ben hala mümin kardeşime karşı içimde haset, nefret ve öfke barındırarak kalbimi kirletiyor muyum?
- Cennet ehlinin her nefesi kendiliğinden ‘Elhamdülillah’ sedası olurken; ben dünyada küçücük bir dert veya bereketsizlik karşısında isyan bayrağını mı çekiyorum?
- Bizim Yunus’un dediği gibi, köşklere ve hurilere değil, sadece O’nun rızasına ve ebedî kelâmına erebilmek için seccademde ne kadar ihlasla gözyaşı döküyorum?
- Yarın Tûbâ ağacının gölgesindeki o ebedî dostlar meclisinde ‘Dünyada Hak için sabretmiştik’ diye anlatacak nurlu bir hikayem, temizlenmiş bir geçmişim var mı?
“Onların Oradaki Duaları: Selâm’dır…”
“Onlar, atalarından, eşlerinden ve nesillerinden salih olanlarla birlikte Adn cennetlerine girerler. Melekler de her kapıdan yanlarına varıp şöyle derler: ‘(Dünyada nefsani heveslere karşı) sabretmenize karşılık selâm sizlere! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir!’ (Ey Allah’ım! Kalplerimizi her türlü fani kirden dünyada temizleyerek, meleklerin selâmıyla karşılanan ebedî cennet ehlinden eyle!)”
[Kaynak: Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[23-24] / Yüce Rabbimizin cennete giren has kullarını ve meleklerin onlara yönelik o muazzam selâmlama konuşmasını müjdelediği ayet-i kerime.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ ۖ وَالْمَلَائِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍ ۞ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ ۚ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ
Okunuşu: Cennâtü adnin yedhulûnehâ ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zürriyyâtihim vel-melâiketü yedhulûne aleyhim min külli bâb. Selâmün aleyküm bimâ sabertüm fe-ni’me ukbed-dâr.
“Onlar, atalarından, eşlerinden ve nesillerinden salih olanlarla birlikte Adn cennetlerine girerler. Melekler de her kapıdan yanlarına varıp şöyle derler: ‘(Dünyada nefsani heveslere karşı) sabretmenize karşılık selâm sizlere! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir!’ (Ey Allah’ım! Kalplerimizi her türlü fani kirden dünyada temizleyerek, meleklerin selâmıyla karşılanan ebedî cennet ehlinden eyle!)”
[Kaynak: Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[23-24] / Yüce Rabbimizin cennete giren has kullarını ve meleklerin onlara yönelik o muazzam selâmlama konuşmasını müjdelediği ayet-i kerime.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
