BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Cehennem Melekleri ile Konuşma

Çaresiz Feryatlar, Hazene-i Cehennem ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
KORUNMA VE NEFİS KUTUSU: ATEŞTEN SIĞINMA
اللَّهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
“Allâhümme ecirnâ minen-nâr.”
(Ey mülkün mutlak Hâkimi olan Allah’u Teala‘m! Bizleri cehennem ateşinden, o dehşetli azaptan ve Zebanilerin şiddetli yakalamasından koru!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Benlik ve İsyan Kirlerinden Temizleyip Ateşten Sığınmak İçin (100+)
“Onlar şöyle feryat ederler: ‘Ey Mâlik! Rabbin artık bizim işimizi bitirsin!’ Mâlik ise: ‘Şüphesiz siz burada kalacaksınız!’ der.”
[Kaynak: Zuhruf Sûre-i Şerif’i]:[77]
İnsanoğlu, dünya hayatının geçici sarhoşluğuna kapılarak nefsini ilahi emirlerin üzerinde gördüğünde, ahirette karşılaşacağı dehşetli hakikatleri unutur. Kur’an-ı Kerim, cehennem ehlinin o zindanlarda çarptırılacağı azabı anlatırken, onların cehennemin baş bekçisi Mâlik Aleyhisselâm ve emrindeki şiddetli azap melekleri (Zebaniler) ile yapacakları o çaresiz, sarsıcı ve pişmanlık dolu konuşmaları önümüze bir ibret aynası olarak koyar. Bugün dünyada tövbe kapısı açıkken nefsini kibirden, haramdan ve isyandan manen temizlemeyenler; yarın cehennem bekçilerine (Hazene) yalvararak bir günlük hafifletme dileneceklerdir. Lakin meleklerin vereceği sarsıcı cevaplar, kalbindeki gaflet uykusundan dünyada uyanmayanların sonsuz hüsranını ilan edecektir. Kalbi dünyada zikrullah ile temizlemek, o dehşetli zebanilerin muhatabı olmaktan kurtulmanın yegâne çaresidir.
KUR’AN-I KERİM’DE CEHENNEM MELEKLERİ İLE KONUŞMALAR
Yerin ve Göğün Sarsıldığı Feryatlar
وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ ۖ قَالَ إِنَّكُمْ مَاكِثُونَ Okunuşu: Ve nâdev yâ mâliku li-yakdı aleynâ rabbük; kâle inneküm mâkisûn. 1. “Cehennem ehli şöyle feryat ederler: ‘Ey Mâlik! Rabbin artık bizim işimizi bitirsin (bizi öldürsün de bu azaptan kurtulalım)!’ Mâlik ise: ‘Şüphesiz siz burada ebediyen kalacaksınız!’ der.” [Kaynak: Zuhruf Sûre-i Şerif’i]:[77]
وَقَالَ الَّذِينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِنَ الْعَذَابِ Okunuşu: Ve kâlellezîne fîn-nâri li-hazeneti cehennemed’û rabbeküm yukaffif annâ yevmen minel-azâb. 2. “Ateşte olanlar cehennemin bekçilerine (Hazene’ye) derler ki: ‘Rabbinize dua edin de hiç olmazsa bir gün olsun azabımızı hafifletsin!'” [Kaynak: Gâfir Sûre-i Şerif’i]:[49]
قَالُوا أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ ۖ قَالُوا بَلَىٰ ۖ قَالُوا فَادْعُوا ۗ وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَالٍ Okunuşu: Kâlû e-ve-lem teku te’tîküm rusülüküm bil-beyyinât; kâlû belâ; kâlû fed’û; ve mâ duâül-kâfirîne illâ fî dalâl. 3. “(Cehennem bekçileri) derler ki: ‘Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmemiş miydi?’ Onlar: ‘Evet, getirmişti’ derler. Bekçiler: ‘Öyleyse kendiniz dua edin (biz şefaat etmeyiz)’ derler. Halbuki inkârcıların duası boşa çıkmaktan başka bir işe yaramaz.” [Kaynak: Gâfir Sûre-i Şerif’i]:[50]
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ ۖ كُلَّمَا أُلْقِيَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ Okunuşu: Tekâdü temeyyezü minel-ğayz; küllemâ ulkıye fîhâ fevcün allâhümme se-elehüm hazenetühâ e-lem ye’tiküm nezîr. 4. “Cehennem öfkesinden neredeyse çatlayacak hale gelir. Ne zaman oraya yeni bir topluluk atılsa, cehennem bekçileri onlara: ‘Size (kalbinizi temizlemenizi söyleyen) bir uyarıcı peygamber gelmedi mi?’ diye sorarlar.” [Kaynak: Mülk Sûre-i Şerif’i]:[8]
قَالُوا بَلَىٰ قَدْ جَاءَتْ فَلَمْ نُؤْمِنْ وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللَّهُ مِن شَيْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ كَبِيرٍ Okunuşu: Kâlû belâ kad câenâ fe-kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelellâhu min şey’in in entüm illâ fî dalâlin kebîr. 5. “Onlar şöyle cevap verirler: ‘Evet, bize bir uyarıcı geldi fakat biz onu yalanladık ve Allah’u Teala hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ dedik.” [Kaynak: Mülk Sûre-i Şerif’i]:[9]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin İkazları
1. MÂLİK’İN HEYBETİ VE ASLA GÜLMEYİŞİ Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Miraç gecesinde cehennem meleklerinin başı olan Mâlik Aleyhisselâm’ı gördüğünü şöyle anlatır: “Gök meleklerinden hangisiyle karşılaştıysam hepsi güler yüzle selam verdi. Ancak bir melek gördüm ki, zerre kadar tebessüm etmiyordu. Cebrail Aleyhisselâm’a sordum: ‘Kimdir bu?’ Cebrail: ‘O, cehennemin bekçisi Mâlik’tir. Yaratıldığından beri (cehennemin dehşetinden ötürü) asla gülmemiştir’ dedi.”
[Kaynak: Müslim, Îmân]:[242]
2. KORKUNÇ ZEBANİLERİN VASFI “Cehennem melekleri (Zebaniler) öyle heybetli ve şiddetlidirler ki, eğer onlardan bir tanesi yeryüzündeki dağlara elini vursa dağlar un ufak olur. Onlar bütünüyle merhametten mahrumdurlar ve sadece Allah’u Teala‘nın emrini infaz etmekle memurdurlar.” (Kalbi isyandan temizlemeyenlerin sığınağı yoktur).
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned]
3. ATEŞTEN ÇIKAN SON KULUN NİDA EDİŞİ “Cehennemden en son çıkacak olan kul, Mâlik Aleyhisselâm’a dönerek: ‘Rabbine dua et de beni buradan çıkarsın, vücudum kömür oldu’ der. Mâlik ona uzun asırlar boyunca cevap vermez. Nihayet yüzlerce yıl sonra dönüp: ‘Sen orada kalıcısın!’ diye haykırır. Kul en sonunda feryat edip Allah’u Teala‘nın merhametine sığınınca ilahi lütufla kurtulur.”
[Kaynak: Tirmizî, Cehennem]:[10]
4. MELEKLERİN “NİYE BURADASINIZ?” SORUSU “Günahkâr müminler cehenneme sevk edilirken, zebaniler onların yüzlerinin kararmadığını ve zincire vurulmadıklarını görünce hayretle: ‘Siz kimlerdensiniz, neden buradasınız?’ derler. Onlar da: ‘Biz dünyada kalbini tam temizleyemeyen, Muhammed (s.a.v) ümmetinin asileriyiz’ diye feryat ederler.”
[Kaynak: Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat]
5. “ONDOKUZ” MELEĞİN GÖREVİ “Cehennemin üzerinde ondokuz (baş) melek vardır. Onlar ne uyurlar, ne gaflete düşerler. Kalplerinde merhametten zerre yoktur. Ateş ehline azap ederken zerre kadar gevşeklik göstermezler, çünkü Allah’u Teala‘nın emrine mutlak itaat ederler.”
[Kaynak: Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Ahmak insan, dünyada amirlerinin karşısında titrer de, yarın cehennem zindanında Mâlik’in karşısında nasıl feryat edeceğini düşünmez. Kalbini şehvet ateşinden dünyada temizle ki; yarın cehennemin ateşi seni yakmasın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz ihlas yoludur. Zebanilerin o korkunç yakalamasından ve Hazene-i Cehennem’in azarlayıcı suallerinden kurtulmanın tek çaresi; fani benliği bir kenara bırakıp kalbi şirk şaibelerinden bütünüyle temizlemektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Cehennem dediğin dal odun yoktur / Herkes kendi ateşini kendi götürür.” Mâlik’e feryat etmeden evvel, sen bugün kendi kalbindeki o kötü odunları (günahları) tevbe ile yok et.
– Bizim Yunus
“Cehennem bekçilerinin ‘Size bir uyarıcı gelmedi mi?’ sorusunu felsefi lafazanlıklarla geçiştiremezsin. O gün dilin susacak, kalbindeki pislikler ortaya dökülecektir. Kendini dünyada temizlemeyen, orada zebanilerin elinde parça parça olur.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyadaki küçük bir hapishaneden, bir karakoldan korkup tir tir titriyorsun; peki ya milyarlarca sene sürecek olan cehennem zindanının gardiyanı olan Mâlik’in o heybetli nidasından neden korkmuyorsun?”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. MİRAÇ GECESİ VE MÂLİK ALEYHİSSELÂM İLE KARŞILAŞMA Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Miraç gecesi semaya yükseltildiğinde Cebrail Aleyhisselâm ile birlikte cehennem tabakalarının kapısına ulaştı. Kapıda muazzam bir heybet ve asık çehreyle duran Mâlik Aleyhisselâm’ı gördü. Efendimiz (s.a.v) selam verdi, Mâlik selamı aldı lakin yüzünde zerre yumuşama olmadı. Efendimiz (s.a.v) cehennemin derinliklerinden yükselen çığlıkları işitince kalbi mahzun oldu ve ümmetinin asileri için gözyaşı dökerek Allah’u Teala‘ya sığındı. Mâlik, o gün Efendimize ümmetinden kalbi temiz olanların buraya asla girmeyeceğini müjdelemiştir.
[Kaynak: Kadı İyâz, eş-Şifâ]
2. FUDAYL BİN İYAD VE “HAZENE-İ CEHENNEM” AYETİ Büyük Tabîin mürşidlerinden Fudayl bin İyad hazretleri, bir gün talebeleriyle otururken bir kâri Kur’an’dan Gâfir Suresi 49. ayetini okudu: *”Ateşte olanlar cehennemin bekçilerine derler ki…”* Fudayl hazretleri bu ayeti işitir işitmez derin bir feryat kopardı ve bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde sakalı gözyaşından ıslanmış bir halde şöyle dedi: “Düşünün ki, o azap ehli Allah’u Teala‘ya doğrudan yalvarmaktan ümidi kesmişler de, azap meleklerine aracı olmaları için yalvarıyorlar! Bu ne muazzam bir çaresizliktir! Ey nefsim, o bekçilerle konuşacak yüzün var mı? Kalbini bugün temizle!”
[Kaynak: Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ]
3. HZ. ÖMER’İN (R.A) MÜLK SURESİNDEKİ SEVDEYİ İŞİTMESİ Halife Hz. Ömer (r.a), bir gece Medine sokaklarında dolaşırken evinin birinde bir ihtiyarın namazda Mülk Suresi’ni okuduğunu işitti: *”Ne zaman oraya bir topluluk atılsa, cehennem bekçileri onlara: Size bir uyarıcı gelmedi mi? diye sorarlar.”* Hz. Ömer (r.a) kapının eşiğine oturdu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Yanındaki sahabeye dönerek: “Eğer Ömer kalbini her an adaletle ve Allah’u Teala korkusuyla temizlemezse, yarın o zebanilerin ‘Sana adalet emredilmedi mi?’ sorusuna ne cevap verir?” diyerek nefsini hesaba çekmiştir.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
4. “ONDOKUZ MELEK” AYETİ VE SAHABENİN ÜZÜNTÜSÜ Müddessir Suresi’nde cehennemin başında ondokuz melek olduğu ayeti (Müddessir 30) nazil olduğunda, Mekke müşrikleri alay ederek: “Biz kalabalığız, her birimiz o meleklerden birini yeneriz” dediler. Bu alaycı sözleri işiten suffe ehlinden genç bir sahabe hıçkırıklarla ağlayarak Efendimizin huzuruna geldi. “Ya Resulallah, o melekler Allah’u Teala‘nın mutlak kudretinin memurlarıdır, fani insan onlara nasıl mukavemet eder?” dedi. Efendimiz (s.a.v) onun kalbindeki bu derin ahiret şuurunu ve temizlenmiş ihlasını överek onu cennetle müjdeledi.
[Kaynak: Vâhidî, Esbâbü’n-Nüzûl]
5. DÜNYADA MÂLİK’E GÖNDERİLEN MEKTUP Ariflerden biri, vefat edeceği esnada talebelerine vasiyet etti: “Kefenimin içine bir kağıt koyun ve üzerine şunu yazın: *’Ey cehennemin baş bekçisi Mâlik! Bu ölen kul, dünyada nefsini günah kirlerinden temizlemeye çalıştı lakin aciz kaldı. Senden ricamız, Allah’u Teala‘nın ‘Rahmetim gazabımı geçti’ müjdesi hürmetine ona zebanilerini dokundurma!’*” Talebeleri bunun hikmetini sorduklarında; “Bu bir kağıt parçası değil, Hakka olan mutlak teslimiyetimin ve o dehşetli konuşmadan duyduğum korkunun dünyaya bırakılmış nidasıdır” buyurdu.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Dehşet ve Uyanış Aynası
(Zebanilerin ve Mâlik’in muhatabı olmamak için nefsimize soralım)
  • Dünyada ufacık bir amirin, bir polis memurunun sorgusundan korkup titrerken; yarın cehennem kapısında Mâlik Aleyhisselâm’ın o dehşetli suallerine karşı ne hazırladım?
  • Cehennem ehli bekçilere “Hiç olmazsa bir gün azabımızı hafifletin” diye yalvarırken; bana lütfedilen şu paha biçilmez ömür günlerini kalbimi temizlemek yerine fani heveslerle israf mı ediyorum?
  • Zebanilerin elinde un ufak olacak o dağları düşünerek; kalbimdeki o kibir, haset ve gurur dağlarını bugün tövbe baltasıyla parçalayıp manen temizleyebiliyor muyum?
  • Mülk Suresi’nde meleklerin “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” sorusuna maruz kalmamak için; bugün Kur’an’ın ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin uyarılarına ne kadar kulak veriyorum?
  • Bizim Yunus’un dediği gibi, cehenneme kendi ateşimi, kendi günah odunlarımı götürdüğümün şuuruyla; o ateşi söndürecek tek iksir olan zikrullah ve gözyaşına ne zaman sarılacağım?
“Ey Mâlik! Rabbin Artık Bizim İşimizi Bitirsin…”
رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ ۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Okunuşu: Rabbenasrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne ğarâmâ.

“Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Şüphesiz onun azabı sürekli ve helâk edicidir. (Ey Allah’u Teala‘m! Mâlik Aleyhisselâm’ın ve şiddetli zebanilerin muhatabı olmaktan bizleri koru! Kalplerimizi dünyada zikrinle, tövbenle manen temizleyerek huzuruna pür-nur çıkmayı nasip eyle!)”
[Kaynak: Furkân Sûre-i Şerif’i]:[65] / Allah’u Teala‘nın Kur’an-ı Kerim’de ‘Rahman’ın has kulları’ diye övdüğü müminlerin, cehennemin o dehşetli azabından kurtulmak için gece gündüz yaptığı o muazzam sığınma yakarışı.

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler