Canın Mukaddesiyeti
Haksız Yere Öldürmenin Dehşeti ve Öfkeden Temizlenme
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: HİLM VE AFFETME ZİKRİ
يَا حَلِيمُ يَا عَفُوُّ
“Yâ Halîm Yâ Afüvv”
(Ey kullarının isyanına karşı öfkelenmeyip hilm ile muamele eden ve onların günahlarını affeden Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Öfkeden, Kinden ve Düşmanlıktan Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir kimseyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir kimsenin hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”
(Mâide Sûre-i Şerif’i, 32)
(Mâide Sûre-i Şerif’i, 32)
İnsan, Allah’u Teala’nın yeryüzündeki halifesi ve bizzat O’nun “kudret eliyle” inşa ettiği en mukaddes binadır. Bu sebeple, meşru müdafaa ve adil devletin kısas hakkı dışında, haksız yere bir cana kıymak; Allah’ın inşa ettiği o muazzam binayı yıkmak, şirke denk bir cürüm işlemek ve ahireti ebediyen yakmak demektir. İslamiyet cinayeti eylem aşamasında değil, henüz kalpte bir kin ve haset tohumuyken kurutmayı hedefler. Zira eli kana bulayan şey, kalbi saran öfke ateşidir. Mümin; kalbini intikam hırsından, kibrinden ve öfkesinden manen temizleyerek affedici olmayı seçen ve insanı yaşatmanın aslında kendi ahiretini yaşatmak olduğunu bilen feraset sahibidir.
KUR’AN-I KERİM’DE CANIN KORUNMASI
İlahi Gazap ve Yaşama Hakkı
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا
Okunuşu: Men katele nefsen bi-ğayri nefsin ev fesâdin fil-ardı fe-ke-ennemâ katelen-nâse cemîâ.
1. “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir kimseyi haksız yere öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.”
[Mâide Sûre-i Şerif’i]:[32]
وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا
Okunuşu: Ve men yaktül mü’minen müteammiden fe-cezâühû cehennemü hâliden fîhâ ve ğadıballâhu aleyhi ve leanehû ve eadde lehû azâben azîmâ.
2. “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah’u Teala ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[93]
وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ
Okunuşu: Ve lâ taktülün-nefselletî harramellâhu illâ bil-hakk.
3. “Haklı bir sebep (kısas, adalet) olmadıkça, Allah’ın dokunulmaz ve haram kıldığı canı öldürmeyin. İşte Allah size bunları emretti ki aklınızı kullanasınız.”
[En’âm Sûre-i Şerif’i]:[151]
وَالَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ
Okunuşu: Vellezîne lâ yed’ûne meallâhi ilâhen âhara ve lâ yaktülûnen-nefselletî harramellâhu illâ bil-hakk.
4. “(Rahman’ın has kulları) Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar ve haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar.”
[Furkan Sûre-i Şerif’i]:[68]
وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Okunuşu: Ve leküm fil-kısâsı hayâtün yâ ülil-elbâbi lealleküm tettekûn.
5. “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (haksız yere cana kıymaktan) sakınırsınız.” (Adalet sağlanmazsa cinayetler toplumu yok eder).
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[179]
فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ ۗ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ
Okunuşu: Fe-men ufiye lehû min ehîhi şey’ün fettebâun bil-ma’rûfi ve edâün ileyhi bi-ihsân; zâlike tahfîfün min rabbiküm ve rahmeh.
6. “…Bununla beraber kim (katil), ölenin kardeşi (varisi) tarafından affedilirse (kısas yerine diyet öderse), artık bu ma’rufa uymalı ve diyeti güzellikle ödemelidir. Bu, Rabbinizden bir rahmettir.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[178]
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَأً
Okunuşu: Ve mâ kâne li-mü’minin en yaktüle mü’minen illâ hataen.
7. “Yanlışlık (kaza) hali müstesna, bir müminin bir mümini (kasten) öldürmesi asla düşünülemez ve ona helal olmaz.”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[92]
فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُ فَأَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu: Fe-tavveat lehû nefsühû katle ehîhi fe-ketelehû fe-asbeha minel-hâsirîn.
8. “(Kabil’in) Nefsi, kardeşini (Habil’i) öldürmeyi ona kolay (ve güzel) gösterdi; sonunda onu öldürdü ve (ebediyen) hüsrana uğrayanlardan oldu.”
[Mâide Sûre-i Şerif’i]:[30]
وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ ۖ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ ۚ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْئًا كَبِيرًا
Okunuşu: Ve lâ taktülû evlâdeküm haşyete imlâk; nahnü nerzükuhüm ve iyyâküm; inne katlehüm kâne hıt’en kebîrâ.
9. “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de Biz rızıklandırıyoruz. Şüphesiz onları öldürmek çok büyük bir günahtır.”
[İsrâ Sûre-i Şerif’i]:[31]
وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu: Vel-kâzımînel-ğayza vel-âfîne anin-nâs; vallâhu yühibbül-muhsinîn.
10. “O (takva sahipleri), öfkelerini (kalplerini temizleyerek) yutarlar ve insanları affederler. Allah, iyilik edenleri sever.”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[134]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. İLK HESAP KAN DAVASIDIR
“Kıyamet gününde insanlar arasında (kul haklarından) hesabı ilk görülecek dava, haksız yere dökülen kan (cinayet) davalarıdır.”
[Buhârî, Rikâk]:[48]
2. MÜMİNİN DİNİNDEKİ GENİŞLİK
“Bir mümin, haksız yere haram bir kan dökmediği sürece dininin (ve Allah’ın rahmetinin) genişliği içindedir. Kana bulandığı an ise daralır (rahmetten kovulur).”
[Buhârî, Diyât]:[1]
3. DÜNYANIN YOK OLMASINDAN AĞIR
“Allah’u Teala katında dünyanın (tamamının) yok olması, haksız yere bir Müslümanın (masumun) öldürülmesinden çok daha hafiftir.”
[Tirmizî, Diyât]:[7]
4. SİLAH DOĞRULTAN BİZDEN DEĞİLDİR
“Kim bize (mümin kardeşine) silah doğrultur (veya çekerse) o bizden değildir. (Kalbinde merhamet kalmamış demektir).”
[Buhârî, Fiten]:[7]
5. İKİSİ DE CEHENNEMDEDİR
“İki Müslüman kılıçlarını (silahlarını) çekip birbirine saldırırsa, öldüren de ölen de cehennemdedir.” Sahabeler, “Ya Resulallah, katil belli ama ölenin günahı nedir?” diye sorduklarında, “O da (kini ve öfkesi yüzünden) arkadaşını öldürmek niyetindeydi” buyurdu.
[Buhârî, Îmân]:[22]
6. MAKTULÜN YAKAYA YAPIŞMASI
“Kıyamet günü maktul (öldürülen kişi), katilini (öldüreni) saçından ve başından yakalamış, kendi boyun damarlarından kanlar akar bir vaziyette Allah’ın huzuruna getirir ve: ‘Ey Rabbim! Buna sor, beni niçin öldürdü!’ der.”
[Tirmizî, Tefsîr]:[5]
7. YARIM KELİME BİLE OLSA
“Bir kimse, bir müslümanın (haksız yere) öldürülmesine yarım kelimeyle dahi yardım etse (onu teşvik etse), kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, alnında ‘Bunun Allah’ın rahmetinden nasibi yoktur’ yazılı olarak gelir.”
[İbn Mâce, Diyât]:[1]
8. GERÇEK PEHLİVANIN KİMLİĞİ
“Gerçek pehlivan (güçlü insan), güreşte başkalarını yıkan değildir. Asıl pehlivan, öfke anında nefsine hakim olan (kalbini kirden ve intikamdan temizleyebilen) kimsedir.”
[Buhârî, Edeb]:[76]
9. EN BÜYÜK GÜNAHLAR (KEBAİR)
“Size büyük günahların en büyüklerini haber vereyim mi? Allah’a şirk (ortak) koşmak, anne ve babaya itaatsizlik etmek ve (haksız yere) adam öldürmektir.”
[Buhârî, Diyât]:[2]
10. KABİL’İN TAŞIDIĞI GÜNAH
“Yeryüzünde haksız yere öldürülen her insanın kanından (ve günahından) Âdem’in ilk oğlu olan (Kabil’e) mutlaka bir pay ayrılır. Çünkü o, insan öldürme adetini icat eden (bu kapıyı açan) ilk kişidir.”
[Buhârî, Cenâiz]:[33]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Kabe’yi Allah inşa etti ama insanı bizzat ‘kendi nefesiyle’ diriltti. Bir Kabe’yi yıkmak büyük günahtır ama bir kalbi kırmak, bir insanı haksız yere öldürmek ondan bin kat daha şiddetli bir isyandır.”
– Hz. Mevlânâ
“Eli kanlı bir katil olmadan önce, adam kalbindeki o ‘merhamet’ pınarını kurutup öldürmüştür. Kalbini kinden ve hasetten temizlemeyen adamın gözü kör, kılıcı ise sağır olur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi / Elin yüzün yumaz değil.” (Gönül yıkanın namazı olmazken, can alanı Allah nasıl affeder?)
– Bizim Yunus
“Öfke, şeytanın ateşinden bir kordur. Biri sana kötülük ettiğinde onu öldürmek kolaydır; asıl yiğitlik, kalbindeki o öfke ateşini yutup affetmek suretiyle kendi nefsini (kibrini) öldürebilmektir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyalık bir tarla veya bir inat yüzünden başkasının canına kastediyorsun. Bil ki o döktüğün kan, ahirette boynuna dolanacak kızgın bir zincir olacaktır. Toprak ol ki, Allah seni göklere çıkarsın.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HABİL İLE KABİL’İN KISASI
Yeryüzündeki ilk cinayet, şeytanın kalbe attığı “haset” tohumuyla işlenmiştir. Kabil, kardeşi Habil’i kıskançlığından dolayı öldürmek istediğinde, Habil ona el kaldırmamış ve imanının verdiği o tertemiz vakarla şöyle demiştir: “Andolsun ki sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmam! Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. İsterim ki sen, kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin de cehennem ehlinden olasın!” Neticede Kabil kardeşini öldürdü ve ebedi hüsrana düşenlerden oldu.
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[27-30]
2. ÜSAME BİN ZEYD’İN (R.A) HASSASİYETİ
Bir savaşta Hz. Üsame bin Zeyd (r.a), bir müşriği tam yere düşürüp kılıcını kaldıracağı an o adam “Lâ ilâhe illallah!” dedi. Fakat Üsame (r.a), “Bunu ölüm korkusundan söylüyor” diyerek adamı öldürdü. Olay Peygamberimiz efendimize (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ulaştığında Efendimizin yüzü öfkeden kıpkırmızı oldu ve: “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra onu nasıl öldürdün ey Üsame! Kalbini yarıp baktın mı ki ölüm korkusuyla söylediğini bilesin! Kıyamet günü o ‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesi karşına dikildiğinde ne cevap vereceksin!” diye defalarca azarladı.
[Kaynak: Müslim, Îmân]:[158]
3. HZ. ALİ’NİN (R.A) KILICINI İNDİRMESİ
Hendek Savaşı’nda Hz. Ali (r.a), azılı bir müşriği yere yatırmış, tam kılıcını indirecekken düşman onun mübarek yüzüne tükürmüştü. Hz. Ali o an kılıcını indirdi ve adamı bıraktı. Düşman şaşkınlıkla: “Neden beni öldürmedin?” deyince, Hz. Ali o muazzam sırrı verdi: “Ben seni Allah rızası için, adalet için öldürecektim. Ama sen yüzüme tükürünce, nefsim öfkelendi. Eğer o an vursaydım, nefsim (kendi şahsi kavgam ve öfkem) için vurmuş olacaktım. Ben nefsimin katili değilim!” Düşman bu halislik karşısında hemen Müslüman oldu.
[Kaynak: Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî]
4. PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V) VAHŞİ’Yİ AFFETMESİ
Hz. Vahşi, Uhud Savaşı’nda Peygamberimizin canından çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı (r.a) mızrakla şehit etmiş ve ciğerini çıkarmıştı. Yıllar sonra Mekke fethedilince Vahşi kaçacak yer bulamadı. Ancak İslam’ın merhametine sığınıp Medine’ye geldi, kelime-i şehadet getirdi. Efendimizin (s.a.v) gözleri doldu, amcasının katili karşısındaydı. Ancak kasten adam öldürmek geçmişte kalsa da, “İslam kendinden önceki günahları siler” düsturuyla kalbini şahsi intikamından temizledi ve Vahşi’yi affetti. O Vahşi (r.a), daha sonra aynı mızrakla peygamberlik taslayan yalancı Müseylime’yi öldürüp dinin en büyük düşmanını yok etti.
[Kaynak: Buhârî, Meğâzî]:[23]
5. KAN DAVASININ AYAKLAR ALTINA ALINMASI
Cahiliye döneminde Araplar arasında yüzlerce yıl süren kan davaları vardı. Kabileler birbirlerini intikam uğruna gözlerini kırpmadan öldürürdü. Veda Haccı’nda Peygamberimiz efendimiz (s.a.v) o muazzam kalabalığa (yüz bin sahabeye) seslendi ve şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Cahiliyeden kalma bütün kan davaları (intikam cinayetleri) şu ayaklarımın altındadır (kaldırılmıştır). Ve ayaklar altına aldığım ilk kan davası da, kendi akrabam olan (amcamın torunu) Rebîa’nın kan davasıdır!” İslam, kalpleri kinden temizleyerek akan o kan nehirlerini durdurmuştur.
[Kaynak: Müslim, Hac]:[147]
Nefis Muhasebesi: Merhamet Aynası
(İçimizdeki öfke ve şiddet potansiyelini tartmak için soralım)
- Birisine kızdığımda, trafikte veya trafikte ufak bir sürtüşmede hemen elime silah, sopa alıp “Ben sana gününü gösteririm” diye şiddete yeltenecek kadar kalbimi nefsimin esiri mi yaptım?
- “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir” ayetinin ağırlığını ruhumda hissedip, insan hayatını ne pahasına olursa olsun savunuyor muyum?
- Hz. Ali (r.a) kendisine tüküren adamı affedip nefsini aradan çekerken, ben bana yapılan ufacık bir hakareti bile unutmayıp yıllarca intikam planları (kin) mı kuruyorum?
- Sadece fiziksel bir bıçakla değil; yalanla, iftirayla, sosyal medyada başkasının onurunu (manevi canını) acımasızca “linç edip öldürürken” bunun da o büyük cinayet gibi ağır bir kul hakkı olduğunu idrak ediyor muyum?
- Kıyamet gününde öldürülenlerin yakama yapışıp benden şikayetçi olmaması için, kalbimi şiddetten, öfkeden ve kandan manen temizleyebildim mi?
“Ey Kalpleri Evirip Çeviren, Bizi Öfkeden Koru”
([İbn Sünnî, Amelü’l-Yevm vel-Leyle] / Peygamberimiz efendimiz’in, cinayete ve şiddete giden o ilk yolu, yani “kalpteki kontrolsüz öfkeyi” dindirmek ve nifaktan korunmak için ashabına öğrettiği muazzam sığınma duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي، وَأَذْهِبْ غَيْظَ قَلْبِي، وَأَجِرْنِي مِنْ مُضِلَّاتِ الْفِتَنِ
Okunuşu: Allâhümmağfir lî zenbî, ve ezhib ğayza kalbî, ve ecirnî min mudıllâtil-fiten.
“Allah’ım! Benim günahlarımı bağışla, (kardeşime zarar verebilecek olan) kalbimdeki öfkeyi gider (ve beni temizle)! Ve beni sapkınlıklara sürükleyen fitnelerden (ve kan dökmekten) muhafaza eyle!”([İbn Sünnî, Amelü’l-Yevm vel-Leyle] / Peygamberimiz efendimiz’in, cinayete ve şiddete giden o ilk yolu, yani “kalpteki kontrolsüz öfkeyi” dindirmek ve nifaktan korunmak için ashabına öğrettiği muazzam sığınma duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
