BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Çanakkale Destanı

İmanın Çeliğe Galibiyeti ve Vatan Nöbeti
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: TESLİMİYET VE ZAFER ZİKRİ
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
“Hasbünallâhü ve ni’mel vekîl.”
(Allah bize yeter, O ne güzel vekildir! Çanakkale yiğitlerinin dilindeki o muazzam zikir.)
0
Günlük Hedef: Şehitlerimizin Ruhuna Hediye (100+)
Bismillâhirrahmânirrahîm Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Nice az bir topluluk, Allah’u Teala’nın izniyle çok (ve güçlü) bir topluluğa galip gelmiştir. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 249)
Tarihler 18 Mart’ı gösterdiğinde, Çanakkale Boğazı sadece gemilerin battığı bir yer değil, kibrin ve maddenin, ihlas ve maneviyat karşısında yerle yeksan olduğu bir hesaplaşma meydanı olmuştur. Karşılarındaki devasa çelik zırhlılara ve yağmur gibi yağan mermilere rağmen Mehmetçik, kalbini dünyevi korkulardan tamamen temizlemiş; Peygamberimiz efendimiz’in Bedir’deki teslimiyetiyle Hakk’a sığınmıştır. Çanakkale Destanı bize öğretir ki; silahı tutan el değil, o eli tutan “İman” galip gelir. Vatanını ve dinini savunan o yiğitler, “Attığın zaman sen atmadın, Allah attı” sırrına mazhar olmuşlar ve göklerden inen meleklerin yardımıyla Çanakkale’yi geçilmez kılmışlardır.
KUR’AN-I KERİM’DE CİHAD, SABIR VE YARDIM
İlahi Ordularla Desteklenenler بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ Okunuşu: Kem min fietin kalîletin ğalebet fieten kesîraten bi-iznillâh; vallâhu meas-sâbirîn. 1. “Nice az bir topluluk, Allah’u Teala’nın izniyle çok (ve güçlü) bir topluluğa galip gelmiştir. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 249)
بَلَىٰ ۚ إِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ آلَافٍ مِنَ الْمَلَائِكَةِ مُسَوِّمِينَ Okunuşu: Belâ in tasbirû ve tettekû ve ye’tûküm min fevrihim hâzâ yümdidküm rabbüküm bi-hamseti âlâfin minel-melâiketi müsevvimîn. 2. “Evet, siz sabreder ve (kalbinizi günahlardan) temizleyerek korunursanız, düşmanlarınız şu anda aniden üzerinize gelseler bile, Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım edecektir.” (Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 125)
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ رَمَىٰ Okunuşu: Fe-lem taktulûhüm ve lâkinnallâhe katelehüm; ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ. 3. “Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı…” (Seyit Onbaşı’nın o mermiyi kaldırmasındaki sırdır). (Enfâl Sûre-i Şerif’i, 17)
إِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللَّهُ… إِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهِ لَا تَحْزَنْ إِنَّ اللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا Okunuşu: İllâ tensurûhu fekad nesarahullâhu… iz yekûlü li-sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ; fe-enzelallâhu sekînetehû aleyhi ve eyyedehû bi-cünûdin lem teravhâ. 4. “…O arkadaşına ‘Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir’ diyordu. Allah onun üzerine sükûnetini indirdi ve onu sizin görmediğiniz ordularla (meleklerle) destekledi.” (Tevbe Sûre-i Şerif’i, 40)
وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ Okunuşu: Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entümül-a’levne in küntüm mü’minîn. 5. “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin! Eğer (gerçekten) iman etmişseniz (ve kalbinizi Hakk’a bağlamışsanız) en üstün olan sizsiniz.” (Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 139)
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا ۚ وَإِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ Okunuşu: Üzine lillezîne yükâtelûne bi-ennehüm zulimû; ve innallâhe alâ nasrihim le-kadîr. 6. “Kendilerine savaş açılan (ve vatanlarına saldırılan) müminlere, zulme uğradıkları için savaşma izni verilmiştir. Şüphesiz Allah’u Teala onlara yardım etmeye mutlak surette kadirdir.” (Hac Sûre-i Şerif’i, 39)
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ Okunuşu: İnnallâhe yühibbüllezîne yükâtilûne fî sebîlihî saffen ke-ennehüm bünyânün mersûs. 7. “Şüphesiz Allah’u Teala, kendi yolunda, (57. Alay gibi) birbirine kenetlenmiş sağlam bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff Sûre-i Şerif’i, 4)
وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ Okunuşu: Ve eıddû lehüm mesteta’tüm min kuvvetin ve min ribâtil-hayl. 8. “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve (cihad için) bağlı atlar (teçhizat) hazırlayın…” (Tedbir ve tevekkül). (Enfâl Sûre-i Şerif’i, 60)
وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ Okunuşu: Ve lâ tekûlû limen yuktelü fî sebîlillâhi emvât; bel ahyâün ve lâkin lâ teş’urûn. 9. “Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz (o manevi hayatı) hissedemezsiniz.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 154)
إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَىٰ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ Okunuşu: İnnallâheşterâ minel-mü’minîne enfüsehüm ve emvâlehüm bi-enne lehümül-cenneh. 10. “Şüphesiz Allah’u Teala, müminlerden canlarını ve mallarını, karşılığında onlara cenneti vermek üzere satın almıştır.” (Canı O’na satmanın destanı). (Tevbe Sûre-i Şerif’i, 111)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. VATAN NÖBETİ (RİBAT) “Allah yolunda hudutta (sınırda) bir gün nöbet tutmak, dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır.”
[Buhârî, Cihâd, 73]
2. ATEŞİN DOKUNMAYACAĞI GÖZLER “İki göz vardır ki onlara cehennem ateşi dokunmaz: Biri (geceleri kalbini temizleyerek) Allah korkusundan ağlayan göz, diğeri ise Allah yolunda (vatan savunmasında) nöbet bekleyerek sabahlayan göz.”
[Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12]
3. DİNİ, CANI, VATANI İÇİN ÖLEN “Kim malını (ve vatanını) savunurken öldürülürse o şehittir. Kim kanını (canını) savunurken öldürülürse şehittir. Kim dinini ve ailesini (namusunu) savunurken öldürülürse o da şehittir.”
[Ebû Dâvûd, Sünnet, 29]
4. GÜNAHLARIN TEMİZLENMESİ “Şehidin, (dökülen ilk kanıyla birlikte) kul hakkı (borç) dışındaki bütün günahları bağışlanır ve temizlenir.”
[Müslim, İmâre, 119]
5. SABAH VE AKŞAMKİ YÜRÜYÜŞ “Allah yolunda (vatan ve din müdafaasında) bir sabah veya bir akşam yürüyüşü yapmak, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır.”
[Buhârî, Cihâd, 5]
6. TOZLANAN AYAKLAR “Kimin ayakları Allah yolunda (cihad meydanında) tozlanırsa, Allah’u Teala o bedeni cehennem ateşine haram kılar.”
[Buhârî, Cuma, 15]
7. YEŞİL KUŞLARIN KURSAĞINDA “Şehitlerin ruhları yeşil kuşların kursaklarında (içlerinde)dir. Cennette diledikleri gibi dolaşır, sonra arşa asılı kandillere geri dönerler.”
[Müslim, İmâre, 121]
8. KİM İNANARAK SAVAŞIRSA “Kim Allah’u Teala’ya (ve O’nun vaadine) tam bir imanla ve sevabını sadece O’ndan bekleyerek Allah yolunda savaşa çıkarsa, Allah onu (sağ kalırsa) sevap ve ganimetle geri döndürmeyi, şehit olursa doğrudan cennete koymayı garanti eder.”
[Buhârî, Îmân, 26]
9. EN SEVİMLİ KAN DAMLASI “Allah’u Teala’ya iki damla ve iki izden daha sevimli hiçbir şey yoktur: Allah korkusuyla (tövbeyle) akan gözyaşı damlası ve Allah yolunda akıtılan kan damlası.”
[Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 26]
10. DÜNYAYA DÖNMEK İSTEYEN TEK KİŞİ “Cennete giren hiç kimse dünyaya dönmek istemez. Ancak şehit müstesna! O, gördüğü o muazzam ilahi ikram ve hürmetten dolayı dünyaya dönüp on kere daha şehit olmayı temenni eder.”
[Buhârî, Cihâd, 21]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Aşk meydanında sadece diliyle ‘Seviyorum’ diyenler yolda kalır. Çanakkale’deki o yiğitler, vatan ve ezan sevgisini kanlarıyla yazarak ispatlamış hakiki aşıklardır.”
– Hz. Mevlânâ
“Nefsiyle savaşan (Cihad-ı Ekber) dervişin kılıcı zikridir. Vatanına saldıran düşmanla savaşan (Cihad-ı Asğar) şehidin kılıcı ise imanıdır. Her ikisi de kalbini korkudan temizleyip Hakk’a teslim olmuştur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Ten fânidir, can ölmez / Gidenler geri gelmez / Ölür ise ten ölür / Canlar ölesi değil.” O siperlerde toprağa düşenler bedendi, o muazzam ruhlar ise dipdiridir.
– Bizim Yunus
“Dünya sevgisini (masivayı) kalbinden söküp atamayan kişi, savaş meydanında canını Allah’u Teala için feda edemez. Çanakkale, dünyayı ahirete satmış yiğitlerin harman olduğu yerdir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Onlar bir saniyelik tereddüt etmeden, Allah’ın ‘Razı oldum’ hitabına (Mardiyye makamına) uçtular. Sen evinde, sıcacık yatağında sabah namazına kalkmaya erinirken onların makamını nasıl anlarsın?”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. 57. ALAY: “BİZE ÖLMEYİ EMREDEN KOMUTAN” Conkbayırı’nda cephanesi biten ve süngü takıp bekleyen 57. Alay’a Mustafa Kemal Atatürk o tarihi emri vermişti: “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.” O alaydaki askerler, ölümün mutlak olduğunu bile bile, zerre kadar korkmadan (kalplerini endişeden temizleyerek) siperlerinden fırlamış ve tamamı şehit olmuştur. Bu, ancak peygamber sevgisi ve ilahi rıza (Nefs-i Mardiyye) ile açıklanabilecek bir teslimiyettir.
[Kaynak: Çanakkale Savaşları Tarihi]
2. GÖKTEN İNEN BULUT VE KAYBOLAN İNGİLİZ TABURU Norfolk Alayı’na bağlı bir İngiliz taburu (Sandringham Birliği), 12 Ağustos 1915’te Suvla Koyu civarında Türk siperlerine doğru ilerlerken, gökyüzünden garip, ekmek somunu şeklinde tuhaf bir bulut yavaşça alçaldı. Tepenin üzerine konan bu bulutun içine giren yüzlerce İngiliz askeri bir daha geri dönmedi. Bulut tekrar yükseldi ve rüzgârın tersine doğru süzülüp gitti. Kur’an’da bildirilen “görmediğiniz ordularla (meleklerle) destekledik” sırrı, Çanakkale’nin göklerinden o gün yere inmişti.
[Kaynak: İngiliz Harp Raporları / Çanakkale Hatıratları]
3. KOCADERE KÖYÜ YARGI YERİ VE HELALLEŞME Çanakkale Savaşları sırasında kurulan sargı yerlerinden (seyyar hastanelerden) birine ağır yaralı bir asker getirilir. Komutanı başındadır. Asker şehadet şerbetini içmek üzeredir. Komutanına döner ve der ki: “Komutanım, benim köyümden Memiş’e bir mecidiyye borcum vardı, hakkını helal etsin, vasiyetimdir.” Komutan gözyaşları içinde başını sallar. Birkaç saat sonra başka bir ağır yaralı gelir. O da son nefesindedir ve aynı komutana: “Benim köyümden falancaya borcum var, hakkını helal etsin” der. O yaralı, borçlu olduğu Memiş’in ta kendisidir! Her ikisi de can derdindeyken kul hakkından temizlenmek derdine düşmüştür.
[Kaynak: Çanakkale Hatıratları]
4. EZİNELİ YAHYA ÇAVUŞ VE İMANIN GÜCÜ Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan binlerce düşman askerinin karşısında, Yahya Çavuş ve takımındaki sadece 63 kahraman asker vardı. Düşman o kadar yoğundu ki, karaya çıktıklarında tek bir Türk taburuyla değil, devasa bir orduyla karşılaştıklarını sandılar. Yahya Çavuş ve 63 yiğit, siperden sipere koşarak, gün boyu o büyük filoyu oyaladı ve çıkarma yapmalarını engelledi. Sadece bedenleriyle değil, “Allah bizimledir” diyerek kalplerine inen o muazzam sekine (huzur ve cesaret) ile savaşıyorlardı. Çoğu orada şehadete erdi.
[Kaynak: Harp Mecmuası Kayıtları]
5. LİMAN VON SANDERS’İN HAYRETİ Alman General Liman von Sanders, Çanakkale cephesinde Türk askerinin siperdeki halini şöyle anlatır: “Bu askerler, üzerlerine yağan o korkunç top mermilerine rağmen siperde bekliyorlar. Vakit geldiğinde içlerinden biri ayağa kalkıp (Ezan okuyarak) ‘Allahu Ekber’ diyor, diğerleri silahlarını bir kenara bırakıp ona uyarak namaza (secdeye) duruyorlardı. Ölümün bu kadar yakın olduğu bir yerde, kalplerinde zerre kadar korku yoktu. O an anladım ki, böyle bir inancı ve teslimiyeti olan bir orduyu yenmek imkânsızdır.”
[Kaynak: Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Yıl]
Nefis Muhasebesi: Çanakkale Aynası
(O yiğitleri anarken kendi nefsimizi tartmak için soralım)
  • Onlar vatan savunmasında “Allah’u Teala bizimledir” diyerek 215 kiloluk mermiyi sırtlarken, ben hayatımdaki küçücük imtihanlarda neden “Ben bunu taşıyamam” diyerek isyan ediyorum?
  • Çanakkale’de can çekişen asker, kul hakkıyla gitmemek için borcunu vasiyet ederken, ben dünyada sağlıklı yaşarken insanların hakkını yememeye ne kadar dikkat ediyorum?
  • Gökten meleklerin indiği o topraklarda atalarım kanlarıyla vatanı korurken, ben bugün o vatanın üzerinde ahlakımla, namazımla ve çalışkanlığımla o mirasa layık mıyım?
  • “Ölmeden evvel ölmek” sırrını siperde yaşayan o yiğitleri sadece yılda bir gün överek mi geçiştiriyorum, yoksa kalbimi tembellikten temizleyip onların imanını örnek alıyor muyum?
  • Düşman ordusu namaza duran Mehmetçik’in teslimiyetine hayran kalırken, ben barış zamanında, sıcak evimde ezan okunduğunda o namaza aynı aşkla koşabiliyor muyum?
“Ey Şehit Oğlu Şehit, İsteme Benden Makber!”
اَللَّهُمَّ ارْزُقْنِي شَهَادَةً فِي سَبِيلِكَ، وَاجْعَلْ مَوْتِي فِي بَلَدِ رَسُولِكَ
Okunuşu: Allâhümmer-zuknî şehâdeten fî sebîlik, vec’al mevtî fî beledi rasûlik. “Allah’ım! (Çanakkale’deki o yiğitler gibi) Bana da Senin yolunda (vatan ve din uğrunda) şehit olmayı nasip et ve ölümümü Senin Resulünün (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beldesinde (O’nun izinde) eyle! Bizi şefaatlerinden mahrum eyleme ve kalbimizi nifaktan temizle!”
(Hz. Ömer’in (r.a) o muazzam ve kabul olunan şehadet duası / Buhârî, Fedâilü’l-Medîne, 12)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler