BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM KISSALARI

BAKARA SURESİ: KABE’NİN İNŞASI
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
HZ. İBRAHİM VE HZ. İSMAİL
Allah’u Teala, Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu Hz. İsmail’e (a.s) çok özel bir görev vermişti. Yeryüzünün ilk mabedi olan, tevhidin merkezi Beytullah’ı (Kabe’yi) temizlemeleri ve temellerini yükseltmeleri emredilmişti. Bu kutlu görevi yaparken baba-oğul, sadece taş taşımıyor; aynı zamanda kalplerindeki teslimiyeti de inşa ediyorlardı.

Kabe’nin duvarları yükselirken, onlar alın teriyle çalışıyor ve bir yandan da Rablerine şöyle yalvarıyorlardı:
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ “Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti ve ismâîl, rabbenâ tekabbel minnâ, inneke entes semîul alîm.” “Hani İbrahim, İsmail ile birlikte Ev’in (Kabe’nin) temellerini yükseltiyorlardı da (şöyle dua ediyorlardı): ‘Ey Rabbimiz! Bizden (bu hayırlı ameli) kabul buyur. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.'” (Bakara Suresi, 127)
Sadece kendileri için değil, gelecek nesiller için de endişe taşıyorlardı. Onların İslam üzere, teslimiyet içinde yaşaması için dua ettiler:
رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ… “Rabbenâ vec’alnâ muslimeyni leke ve min zürriyyetinâ ummeten muslimeten lek…” “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş (Müslüman) kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet (topluluk) çıkar…” (Bakara Suresi, 128)
Ve en büyük dua… Hz. İbrahim ve Hz. İsmail, asırlar sonra gelecek olan, insanlığın son umudu, alemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)‘in gönderilmesi için niyazda bulundular:
رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ… “Rabbenâ veb’as fîhim rasûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim…” “Rabbimiz! İçlerinden onlara, Senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onları (günahlardan) arındıracak bir Peygamber gönder…” (Bakara Suresi, 129)
Allah’u Teala bu samimi duayı kabul etti ve yüzyıllar sonra o soyun içinden Son Peygamber’i gönderdi. Kabe, bu teslimiyetin ve duanın ebedi bir nişanesi olarak kaldı.
Kabe sadece taştan bir bina değil; bir babanın oğluna, bir peygamberin ümmetine ve bir kulun Rabbine olan aşkının sembolüdür. Bizler, Hz. İbrahim’in o gün yaptığı duanın meyveleriyiz.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), kendisinden bahsederken bu duaya işaret ederek şöyle buyurmuştur:

“Ben, atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem (Âmine’nin) rüyasıyım.”
(Yani, Kabe inşa edilirken yapılan o “gönder” duasının kabul edilmiş haliyim.)
(Müsned-i Ahmed, 4/127)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
Amelin Kabulü Endişesi: Peygamber olmalarına rağmen “Rabbimiz kabul et” diye yalvardılar. İbadetimize güvenmemeli, kabulü için dua etmeliyiz.
Nesil Derdi: Sadece kendilerini değil, gelecek zürriyetlerini de düşündüler. Müslüman bir ailenin en büyük derdi, evlatlarının imanlı yetişmesidir.
Kabe’nin Kutsallığı: Kabe, tevhidin merkezidir ve oraya hizmet etmek (temizlemek, inşa etmek) peygamber mesleğidir.
Duaya İcabet: Samimiyetle yapılan dua, yüzyıllar sonra bile olsa Allah’u Teala tarafından mutlaka kabul edilir.
Ey Rabbimiz! Bizi ve neslimizi namaz kılanlardan eyle… 🌹
Dua (İbrahim Suresi, 40):
“Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”

Müjde:
“Kabe’ye bakmak ibadettir. Oraya giren, Allah’ın emanına (güvencesine) girmiş olur.”

Âmin, Ecmain.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler