BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM KISSALARI

NAHL SURESİ: BAL ARISI VE BAL
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
İLAHİ İLHAM VE ŞİFA KAYNAĞI
Allah’u Teala, Kur’an-ı Kerim’de sadece peygamberlere vahyetmez; bazen yarattığı mahlukata da “içgüdüsel bir ilham” ile emreder. Nahl Suresi (Arı Suresi), adını işte bu küçücük ama marifeti büyük olan bal arısından alır. Allah’ın arıya vahyettiği bu görev, mühendisleri kıskandıracak bir düzen ve insanlar için bir şifa kaynağıdır.

Allah, arıya önce “ev edinmesini” yani yuvasını nereye yapacağını öğretti:
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذ۪ي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَۙ “Ve evhâ rabbuke ilel nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn.” “Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.'” (Nahl Suresi, 68)
Sonra ona rızkını nasıl toplayacağını ve o muazzam balı nasıl üreteceğini emretti. Arı, Rabbinin emriyle çiçek çiçek dolaşır, kendisine çizilen yoldan şaşmaz ve sonunda insanlık için renk renk, şifa dolu bir içecek sunar:
ثُمَّ كُل۪ي مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُك۪ي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاًۜ يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ ف۪يهِ شِفَٓاءٌ لِلنَّاسِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ “Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ, yahrucu min butûnihâ şerâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun linnâs, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn.” “Sonra meyvelerin/çiçeklerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.’ Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.” (Nahl Suresi, 69)
Bir böceğin, hiç şaşmadan altıgen petekler örmesi ve zehirli iğnesinin hemen yanında dünyanın en tatlı şifasını taşıması, tesadüf olamaz. Bu, Allah’u Teala‘nın ilhamı ve sanatıdır. Arı, itaatkâr bir asker gibi çalışarak müminlere “faydalı olma” dersi verir.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), mümini bal arısına benzeterek şöyle buyurmuştur:

“Mümin, bal arısına benzer. Temiz olanı yer, temiz olanı (balı) üretir, konduğu dalı kırmaz ve bozmaz.”
(Mümin de arı gibi helal yer, etrafına hayır/iyilik saçar ve kimseyi incitmez.)
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/199)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
İçgüdü Değil, İlham: Hayvanların şaşmaz düzenleri, tesadüfi bir içgüdü değil, Allah’ın onlara anlık vahyidir (ilhamıdır).
Şifa Kaynağı: Bal, Kur’an’da açıkça “şifa” olarak nitelenen ender gıdalardandır. Hem maddi hem manevi hastalıklara devadır.
Çalışkanlık: Arı durmaksızın çalışır. Müslüman da tembellik etmez; dünya ve ahiret için “bal” (salih amel) üretir.
Tefekkür: Allah, “düşünen bir toplum için” diyerek, bizi küçücük bir arı üzerinden kainatı okumaya davet eder.
Ey Rabbimiz! Bizi arı gibi temiz ve faydalı kıl… 🌹
Dua: “Allah’ım! Bedenime şifa ver, gözüme şifa ver, kulağıma şifa ver. Senden başka ilah yoktur.”

Hakikat:
“Onda (balda) insanlar için şifa vardır.” (Nahl Suresi, 69)

Âmin, Yâ Şâfî.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler