BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Ayıplarımızdan Birisi

Başkasına Nasihat, Nefse Gaflet ve Kibir Sırrı
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: HALKTAN HAKK’A DÖNÜŞ ZİKRİ
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
“Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl”
(Allah bize yeter, O ne güzel vekildir! Yüzümü halktan çevirip yalnızca Hakk’a döndüm.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Gösterişten Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Bizim ayıplarımızdan birisi de biz hep âlemi irşad etmeye kalkarız, nasihat etmeye kalkarız da hiçbir zaman o nasihati nefsimize duyurmayız… Biz yüzümüzü halka çevirmişiz, Hakk’a çevirseydik; ‘Bana Allah yeter!’ derdik.”
İnsanoğlunun en büyük gafleti, kendi nefsindeki devasa çukurları ve irinleri görmeyip, başkasının gözündeki çöpü aramaya kalkmasıdır. Bize ne oluyor ki, kendi içimizde yenemediğimiz günahlar dururken, etrafımıza cübbeler giyip nasihat dağıtmaya, âlemi irşad etmeye kalkıyoruz? Bunun tek bir sebebi vardır: Yüzümüzü Hakk’a değil, halka dönmüş olmamız. Eğer niyetimiz gerçekten Allah’u Teala’nın rızası olsaydı, insanların bizi büyütmesine, methetmesine ihtiyaç duymaz; O eşsiz “Bana Allah yeter!” sırrına ererdik. Başkasına nasihat edip kendi nefsini unutanların hali, başkalarına ışık verirken kendini yakan mumun hali gibidir. Kalbimizi bu riya ve gösteriş kirinden temizlemeden, dilden dökülen hiçbir sözün karşı tarafa tesiri ve Hak katında zerre kadar değeri yoktur.
KUR’AN-I KERİM’DE RİYA VE NEFSİ UNUTMAK
Nefsini Bırakıp Halka Bakanlar
أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ أَنْفُسَكُمْ وَأَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ Okunuşu: E-te’mürûnen-nâse bil-birri ve tensevne enfüseküm ve entüm tetlûnel-kitâb; efelâ ta’kılûn. 1. “Siz insanlara iyiliği emreder de kendi nefsinizi (ve ayıplarınızı) unutur musunuz? Hâlbuki Kitab’ı da okuyorsunuz. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 44)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef’alûn. 2. “Ey iman edenler! (Kendi nefsinize duyurmadığınız ve) Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz (başkalarına nasihat ediyorsunuz)?” (Saff Sûre-i Şerif’i, 2)
كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ Okunuşu: Kebüra makten ındellâhi en tekûlû mâ lâ tef’alûn. 3. “Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah’u Teala katında en çok iğrenilen ve büyük gazaba sebep olan bir şeydir.” (Saff Sûre-i Şerif’i, 3)
أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ Okunuşu: E-leysellâhu bi-kâfin abdeh. 4. “Allah kuluna (ve onun rızasına) yetmez mi? (Hâlâ yüzünüzü halkın alkışına çevirip duruyorsunuz!)” (Zümer Sûre-i Şerif’i, 36)
فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَىٰ Okunuşu: Fe-lâ tüzekkû enfüseküm; hüve a’lemü bi-menittekâ. 5. “(Başkasına nasihat ederek) Nefislerinizi temize çıkarmayın (övmeyin). O, kimin sakındığını (kalbini kibrinden temizlediğini) çok iyi bilir.” (Necm Sûre-i Şerif’i, 32)
يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ ۖ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ Okunuşu: Yâ eyyühen-nâsü entümül-fukarâü ilellâh; vallâhu hüvel-ğaniyyül-hamîd. 6. “Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaç (ve cahil) kimselersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye lâyıktır.” (Fâtır Sûre-i Şerif’i, 15)
يُرَاءُونَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا Okunuşu: Yürâûnen-nâse ve lâ yezkürûnallâhe illâ kalîlâ. 7. “(Münafıklar ibadetlerinde ve sözlerinde) İnsanlara gösteriş (riya) yaparlar ve Allah’u Teala’yı da pek az anarlar.” (Nisâ Sûre-i Şerif’i, 142)
قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللَّهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ Okunuşu: Kul innî ümirtü en a’büdellâhe muhlisan lehüd-dîn. 8. “De ki: Bana, dini yalnızca Allah’u Teala’ya has kılarak (insanların övgüsünden kalbimi temizleyerek) O’na kulluk etmem emredildi.” (Zümer Sûre-i Şerif’i, 11)
وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي أَنْفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُ Okunuşu: Va’lemû ennellâhe ya’lemü mâ fî enfüsiküm fahzerûh. 9. “Bilin ki Allah’u Teala, içinizden geçeni (halkın sizi beğenmesi için beslediğiniz o gizli kibri) hakkıyla bilir. Öyleyse O’ndan sakının.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 235)
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا ۞ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا Okunuşu: Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ. 10. “Nefsini (kibrinden, riyasından ve başkasının kusurunu aramaktan) temizleyen muhakkak kurtuluşa ermiştir.” (Şems Sûre-i Şerif’i, 9-10)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. DUDAKLARI KESİLEN HATİPLER “Miraca çıkarıldığım gece, dudakları ateşten makaslarla kesilen bir topluluğun yanından geçtim. Cebrail’e ‘Bunlar kimdir?’ dedim. Dedi ki: ‘Bunlar ümmetinin, insanlara iyiliği emredip kendi nefislerini unutan, Kur’an’ı okuyup onunla amel etmeyen hatipleridir!'”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
2. KENDİ AYIBIYLA MEŞGUL OLAN “Ne mutlu o kimseye ki, kendi ayıbı (ve nefsinin günahları), kendisini başkalarının ayıbıyla (ve noksanıyla) meşgul olmaktan alıkoymuştur!”
[Bezzâr, el-Müsned]
3. GÖZÜNDEKİ ÇÖPÜ GÖRMEYEN “Sizden biri kardeşinin gözündeki ufacık çöpü (kusuru) görür de, kendi gözündeki koskoca kütüğü (kibri ve riyayı) unutur.”
[İbn Hibbân, el-Mu’cem]
4. EN ÇOK KORKTUĞUM ŞEY: RİYA “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.” Sahabeler “Küçük şirk nedir Ya Resulallah?” deyince, “Riyadır (yüzü Hakka değil halka dönmektir)” buyurdu.
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
5. İNSANLARA TERK EDİLEN KİMSE “Kim Allah’u Teala’yı darıltmak pahasına insanların rızasını (ve beğenmesini) ararsa, Allah onu insanların eline (ve insafına) terk eder.”
[Tirmizî, Zühd, 64]
6. GÖSTERİŞ İÇİN İLİM ÖĞRENEN “Kıyamet günü cehenneme ilk atılacak üç kişiden biri; ‘Ne büyük âlim, ne güzel konuşuyor’ desinler diye ilim öğrenen ve bunu insanlara gösteriş için sunan kimsedir.”
[Müslim, İmâre, 152]
7. KALBİN SAĞLAMLIĞI “İman, kalbe iyice yerleşmedikçe, kişi kardeşine kendi nefsi için istediği hayrı istemedikçe (ve ona nasihat ederken kibre kapıldıkça) kâmil mümin olamaz.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
8. ALLAH SURETLERE BAKMAZ “Şüphesiz Allah’u Teala sizin (dış) suretlerinize ve sözlerinize bakmaz. O, ancak sizin (başkasına öğüt verirken unuttuğunuz o kendi) kalplerinize bakar.”
[Müslim, Birr, 34]
9. SUSAN KURTULMUŞTUR “Susan (ve kendi içindeki ayıpları temizlemekle meşgul olan) kurtulmuştur.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 50]
10. NİFAKTAN SIĞINMA DUASI Peygamberimiz efendimiz şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Kalbimi nifaktan, amelimi riyadan (insanlara hoş görünme illetinden), dilimi yalandan ve gözümü hıyanetten temizle!”
[Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Daima başkasının kusurunu gören, kendi içindeki zifiri karanlığa kördür. Eğer sen halkı düzeltme derdini bırakıp yüzünü Hakk’a dönseydin, o aynada kendi ayıplarını görür de konuşmaktan utanırdın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda mürşidlik taslamak, âlemi irşad etmeye kalkıp övgü beklemek, nefsin en sinsi firavunluğudur. Kalbi riyadan temizlemenin tek yolu, aczini bilip ‘Ben ancak Rabbime muhtacım’ diyebilmektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır.” Kendini bilmeyen adamın başkasına verdiği nasihat havaya savrulan tozdur.
– Bizim Yunus
“Halkın teveccühüne (alkışına) kapılarak verilen vaaz ve nasihat, kalbi yıkan bir ateştir. Kendin uygulamadığın bir şeyi başkasına söylemeden önce, o sözün ateşini kendi nefsinde söndür.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Yüzünü halka döndüğün sürece şirk içindesin. Eğer yüzünü Hakk’a dönseydin, O’nun huzurundaki acziyetini anlar da, birilerine nizam vermeye kalkışmazdın. Sen önce kendi bahçendeki dikenleri temizle.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. İMAM-I AZAM VE BAL YİYEN ÇOCUK Bir kadın, bal yemesi hastalığına zarar veren çocuğunu İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerine getirdi ve “Efendim, şuna nasihat edin de balı bıraksın” dedi. İmam “Kırk gün sonra gelin” buyurdu. Kırk gün sonra kadın tekrar geldiğinde, İmam çocuğun başını okşayıp “Evladım bir daha bal yeme” dedi. Çocuk anında balı bıraktı. Kadın şaşkınlıkla “Bunu ilk gün neden söylemediniz?” diye sorunca o muazzam edep sırrını verdi: “İlk geldiğinizde ben bal yemiştim. Kendi nefsimde tatbik etmediğim, kalbimi ondan temizlemediğim bir nasihati başkasına söylesem hiç tesir eder miydi?”
[Kaynak: Tasavvufi Kıssalar]
2. HZ. İSA (A.S), ÂBİD VE GÜNAHKÂRIN TÖVBESİ Hz. İsa (a.s), dağda çok dindar bir âbidin yanına uğramıştı. O sırada meşhur bir günahkâr gelip utançla kapıya çöktü, “Ya Rabbi beni affet” diye ağlamaya başladı. Dağdaki o “âbid” ise içinden “Benim gibi bir alimin yanına bu pis adam nasıl gelir!” diyerek kibre kapıldı ve yüzünü çevirdi. Allah’u Teala İsa’ya (a.s) vahyetti: “O günahkârın gözyaşlarıyla kalbini temizlediğini, ona tepeden bakıp da kendini beğenen bu âbidin ise bütün ibadetlerini sildiğimi onlara haber ver!”
[Kaynak: İhya-u Ulûmiddîn / Ucub Bölümü]
3. HZ. ÖMER’İN (R.A) KENDİ NEFSİNİ HESABA ÇEKMESİ Hz. Ömer (r.a) o büyük Halifelik makamına rağmen, her gece evine çekildiğinde bir odun parçasıyla kendi ayaklarına vurur ve nefsine şöyle nasihat ederdi: “Ey Ömer! Bugün halka adaleti emrettin, peki sen kendi nefsinde Allah için ne yaptın? Bugün kime haksızlık ettin?” O koca halife, âlemi irşad etmekten ziyade, her an kendi nefsini hesaba çeker ve alçaldığını unutmamak için sırtında su taşırdı.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı Ömer]
4. CÜNEYD-İ BAĞDADİ VE HALKIN ÖVGÜSÜ Büyük veli Cüneyd-i Bağdadi, camide vaaz verirken cemaat onu coşkuyla övüyor, ağlıyor ve methediyordu. Cüneyd o anda aniden kürsüden inip camiden kaçarcasına uzaklaştı. Talebeleri peşinden koşup “Efendim, irşadınız ne güzel tesir ediyordu, neden indiniz?” dediler. O büyük veli şöyle dedi: “Nefsim, insanların beni o derece övmesinden gizli bir lezzet (riya) aldı. Baktım ki yüzüm Hakk’tan kopup halka doğru dönüyor; o zehir kalbime yerleşmeden oradan kaçtım.”
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
5. RABİA-TÜL ADEVİYYE VE VAİZİN GÖZYAŞI Meşhur bir vaiz, Rabia-tül Adeviyye’nin de bulunduğu bir mecliste çok hüzünlü bir vaaz verdi ve insanlar ağlamaya başladı. Vaiz kendi konuşmasının tesiriyle gururlanıp o da ağlıyordu. Rabia ona şöyle seslendi: “Eğer sen şu gözyaşlarını kalabalıkta değil de gece yapayalnızken dökmüş olsaydın, işte o zaman ‘Bana Allah yeter’ demiş olurdun. Sen kalbini temizlemeden başkasını temizlemeye kalkıyorsun!”
[Kaynak: Hilyetü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Riya Aynası
(Halkın yüzüne konuşurken kalbimizi tartalım)
  • Başkalarına namaz, ahlak ve sabır üzerine saatlerce nasihat ederken; aynı nasihatin onda birini yalnız kaldığımda kendi nefsime de duyuruyor muyum?
  • Sosyal medyada veya kalabalık ortamlarda güzel sözler (veya hadisler) paylaşırken, amacım Hakk’ın rızası mı, yoksa insanların “Ne kadar derin, ne kadar bilge bir insan” diyerek beni beğenmesi (methetmesi) mi?
  • “Bana Allah yeter!” diyerek her şeyi O’nun rızası için yapabilecek o muazzam temizliğe kalbimi ulaştırabildim mi? Yoksa gizliden gizliye hala alkış mı bekliyorum?
  • Birinin günahını gördüğümde, ona üst perdeden “irşad” edici bir kibirle mi yaklaşıyorum, yoksa kendi cahilliğimi ve günahlarımı hatırlayıp susuyor muyum?
  • Büyük veliler kendi nefislerini bir hiç olarak görürken, ben insanlara nizam vermeye kalkarak asıl acziyetimi ve cehaletimi mi sergiliyorum?
“Yüzümüzü Hakk’a Dönseydik, Bize Allah Yeter Derdik!”
حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül-arşil-azîm. “Bana Allah yeter! O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben yalnız O’na dayanıp tevekkül ettim. (Bütün riyadan, insanların övgüsünü beklemekten kalbimi O’nun nuruyla temizledim). O, yüce Arş’ın Rabbidir!”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 129 / Yüzünü halktan çevirip yalnızca Hakk’a dönenlerin okuduğu o muazzam yetinme ve teslimiyet duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler