Aşk-ı Hakikî ve Aşk-ı Mecâzî
Mecazdan Hakikate Uzanan Köprü
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: HAKİKİ MUHABBET ZİKRİ
يَا وَدُودُ يَا جَامِعُ
“Yâ Vedûd Yâ Câmi'”
(Ey sevmeye ve sevilmeye en layık olan ve kalpleri kendi muhabbetinde toplayan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Masivadan Temizlemek İçin (100+)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını O’na eşler (putlar) edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’u Teala’ya olan sevgileri ise çok daha şiddetli (ve eşsiz)dir.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 165)
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 165)
Tasavvuf ehlinin lisanında sevgi ikiye ayrılır: Aşk-ı Mecâzî (dünyaya, mala, makama veya fani bir güzele duyulan sevgi) ve Aşk-ı Hakikî (Baki olan Allah’u Teala’ya duyulan o muazzam muhabbet). Mecaz, kelime anlamı olarak “geçiş yolu, köprü” demektir. İnsan, fani bir güzeli severken aslında o güzelliği yoktan var eden Sanatkâr’ın (c.c) tecellisine aşık olmuştur. Ancak asıl hüner, o fani köprüde takılıp kalmamak, kalbi mecazın köleliğinden temizleyerek o köprüyü geçip doğrudan Yaratıcı’ya (Aşk-ı Hakikî’ye) ulaşmaktır. Mecazi aşkta boğulan acı ve hüsran çekerken; onu bir basamak yapıp kalbini temizleyenler, Mecnun gibi Leyla’dan geçip Mevla’yı bulurlar.
KUR’AN-I KERİM’DE MUHABBET VE SEVGİ
Kalbin Tek Sahibine Yönelmek
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
وَالَّذِينَ آمَنُوا أَشَدُّ حُبًّا لِلَّهِ
Okunuşu: Vellezîne âmenû eşeddü hubben lillâh.
1. “İman edenlerin Allah’u Teala’ya olan sevgileri (Aşk-ı Hakikîleri) ise her şeyden çok daha şiddetli (ve köklü)dür.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 165)
قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ… أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا
Okunuşu: Kul in kâne âbâüküm ve ebnâüküm ve ıhvânüküm… ehabbe ileyküm minallâhi ve rasûlihî ve cihâdin fî sebîlihî feterabbesû.
2. “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mallarınız… size Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, o halde Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 24)
يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ
Okunuşu: Yühibbühüm ve yühibbûneh.
3. “…Allah onları sever, onlar da (kalplerini sahte sevgilerden temizleyerek) Allah’ı severler.”
(Mâide Sûre-i Şerif’i, 54)
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ
Okunuşu: Kul in küntüm tühibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkümüllâh.
4. “De ki: Eğer Allah’u Teala’yı seviyorsanız bana (Peygambere) uyun ki, Allah da sizi sevsin (ve günahlarınızı temizlesin).”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 31)
قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا ۖ إِنَّا لَنَرَاهَا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
Okunuşu: Kad şeğafehâ hubbâ; innâ le-nerâhâ fî dalâlin mübîn.
5. “(Mısırlı kadınlar Züleyha için dediler ki): Yusuf’un sevdası onun kalbinin zarına kadar işlemiş (mecazi aşkta boğulmuş). Biz onu apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.”
(Yûsuf Sûre-i Şerif’i, 30)
فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنْتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu: Fâtıras-semâvâti vel-ardı ente veliyyî fid-dünyâ vel-âhirah; teveffenî müslimen ve elhıknî bis-sâlihîn.
6. “(Yusuf’un zindandan çıkıp Aşk-ı Hakikî’ye nidası): Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de benim asıl dostum, velim Sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat.”
(Yûsuf Sûre-i Şerif’i, 101)
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَٰنُ وُدًّا
Okunuşu: İnnellezîne âmenû ve amilüs-sâlihâti seyec’alü lehümür-rahmânü vüddâ.
7. “Şüphesiz iman edip salih amel işleyenler için Rahman, (gönüllerde ve kendi katında muazzam) bir sevgi (muhabbet) yaratacaktır.”
(Meryem Sûre-i Şerif’i, 96)
إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Okunuşu: İllâ men etallâhe bi-kalbin selîm.
8. “(O gün fani sevgiler fayda vermez), ancak Allah’u Teala’ya kalb-i selim (mecazdan temizlenmiş, hakiki aşkla dolu bir kalp) ile gelenler kurtulur.”
(Şu’arâ Sûre-i Şerif’i, 89)
مَا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ
Okunuşu: Mâ cealallâhu li-racülin min kalbeyni fî cevfih.
9. “Allah’u Teala bir insanın göğsünde iki kalp yaratmamıştır.” (Kalpte aynı anda hem mecazın putu hem hakikatin nuru barınmaz).
(Ahzâb Sûre-i Şerif’i, 4)
وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ ۚ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Okunuşu: Ve inned-dârel-âhirate le-hiyel-hayevân; lev kânû ya’lemûn.
10. “…Asıl hayat ahiret yurdundaki (Baki olan) hayattır. Keşke (mecaza dalanlar bunu) bilselerdi!”
(Ankebût Sûre-i Şerif’i, 64)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR
Bir bedevi gelip “Kıyamet ne zaman?” dedi. Efendimiz “Ne hazırladın?” deyince “Allah ve Resulünün sevgisini” dedi. Efendimiz o en büyük müjdeyi verdi: “Kişi (ahirette) sevdiğiyle beraberdir.”
[Buhârî, Edeb, 96]
2. ALLAH’I NİMETLERİNDEN DOLAYI SEVİN
“Allah’u Teala’yı, sizi rızıklandırdığı ve nimet verdiği için sevin. Beni de Allah’ı sevdiğiniz için sevin.” (Nimet mecazdır, o nimeti vereni sevmek hakikattir).
[Tirmizî, Menâkıb, 31]
3. İMANIN TADINI ALANLAR
“Üç şey kimde bulunursa o imanın tadını alır: Allah ve Resulünü her şeyden (ve herkesten) çok sevmek, sevdiğini sırf Allah için sevmek ve küfre dönmekten ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.”
[Buhârî, Îmân, 9]
4. İMANIN KEMALİ (TAMAMLANMASI)
“Kim Allah için sever (Aşk-ı Hakikî), Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için engel olursa, imanı kemale ermiş (ve kalbi sâfileşmiş) demektir.”
[Ebû Dâvûd, Sünnet, 15]
5. CEMALULLAH’I İSTEMEK
Peygamberimiz efendimiz duasında şöyle yakarırdı: “Allah’ım! Senden, Cemalini (O eşsiz güzelliğini) seyretme lezzetini ve Sana kavuşma şevkini (Aşk-ı Hakikî’yi) dilerim.”
[Nesâî, Sehiv, 62]
6. KALBİ DÜNYA SEVGİSİNDEN KORUMAK
“Dünya sevgisi (Aşk-ı Mecâzî’ye esir olmak) her türlü hatanın ve günahın başıdır.” (Kalp bu sevgiden temizlenmedikçe Hakikate eremez).
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
7. ALLAH’A KAVUŞMAYI SEVEN
“Kim Allah’a kavuşmayı (vuslatı) severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa (dünyaya aşık kalırsa), Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
[Buhârî, Rikâk, 41]
8. DOSTUNU SEVMEK HAKİKATİ SEVMEKTİR
Kutsi Hadis: “Allah’u Teala buyurur ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, Benim için bir araya gelenlere muhabbetim vacip oldu.”
[İmam Mâlik, Muvatta]
9. HZ. DAVUD’UN (A.S) AŞK DUASI
“Allah’ım! Senden Senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dilerim. Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl!”
[Tirmizî, Daavât, 73]
10. SAHTE SEVGİLER HELAK EDER
“Altın, gümüş (ve fani makamların) kulu, kölesi (aşığı) olan kimse helak olmuştur! Eğer ona verilirse razı olur, verilmezse isyan eder.”
[Buhârî, Rikâk, 10]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Aşk-ı mecâzî, hakiki aşkın (Aşk-ı Hakikî’nin) köprüsüdür. Ancak köprüde ev yapılmaz, orada kalınmaz. Geçip giden Asıl Sevgiliyi bulur, takılıp kalan ise hüsrana uğrar.”
– Hz. Mevlânâ
“Bir kalpte iki padişah hüküm sürmez. Sen kalbini fani sevgilerin (masivanın) işgalinden temizle ki, oraya Aşk-ı Hakikî’nin padişahı teşrif etsin.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Aşkın aldı benden beni, bana Seni gerek Seni. Ben yanarım dünü günü, bana Seni gerek Seni.” Mecazdan geçmiş, Hakikatte kül olmuş bir nidadır.
– Bizim Yunus
“Fani bir cemale (yüze) vurulup orada boğulan, güneş dururken duvardaki yansımaya aşık olan ahmak gibidir. Duvar yıkılınca ışık gider, kalp kararır. Sen Güneşe dön!”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Yaratılanı sevmek, Yaratıcıya ulaşmak için bir merdivendir. Merdiveni omuzunda taşıma, bas ve yüksel. Aksi halde mecazın yükü altında ezilir, Hakikate eremezsin.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. MECNUN’UN LEYLA’DAN MEVLA’YA GEÇİŞİ
Mecnun, Leyla’nın aşkıyla çöllere düşmüş, saçları birbirine karışmış ve dünyadan tamamen kopmuştu. Yıllar sonra Leyla onu çölde buldu ve “Ey Mecnun, işte ben geldim, Leyla’nım!” dedi. Mecnun başını kaldırıp ona baktı ve şöyle dedi: “Çekil git önümden! Bende Leyla kalmadı, ben Leyla’nın suretini bahane edip (köprü yapıp) asıl Leyla’yı (Mevla’yı) buldum. Şimdi fani bir Leyla’ya kalbimde yer yoktur!” Mecazi aşkın hakiki aşka dönüşmesinin en meşhur misali budur.
[Kaynak: Fuzuli, Leyla ile Mecnun / Tasavvufi Yorumu]
2. ZÜLEYHA’NIN HAKİKİ AŞKI BULMASI
Züleyha, Hz. Yusuf’un (a.s) o eşsiz fani cemaline öyle bir aşık olmuştu ki (Mecaz), tahtını, şöhretini ve itibarını bu uğurda kaybetti, kör ve ihtiyar bir kadına dönüştü. Yıllar sonra Yusuf (a.s) Mısır’a aziz olunca, Allah’ın izniyle Züleyha’nın gözleri açıldı, gençleşti ve ona nikahlandı. Ancak Züleyha artık Yusuf’un yüzüne bakmıyor, seccadeden kalkmıyordu. Yusuf (a.s) “Beni bu kadar çok isterken şimdi neden benden kaçıyorsun?” diye sorunca Züleyha şu sarsıcı cevabı verdi: “Ey Yusuf! Ben senin fani cemalini severken Allah’ı tanımıyordum. Şimdi O’nun Aşk-ı Hakikisi kalbime doldu, mecaza ayıracak vaktim kalmadı.”
[Kaynak: İbnü’l Arabi, Kısasü’l-Enbiyâ]
3. HZ. İBRAHİM (A.S) VE İSMAİL SEVGİSİ
Hz. İbrahim (a.s), yıllarca hasretini çektiği oğlu İsmail’i çok seviyordu. Bu “evlat sevgisi” (mecaz) o kadar büyümüştü ki, Halilullah (Allah’ın Dostu) olan İbrahim’in kalbinde Yüce Dost’a ortak olma tehlikesi taşıyordu. Allah’u Teala bu sevginin derecesini ölçmek için oğlunu kurban etmesini emretti. Hz. İbrahim bıçağı evladının boynuna dayadığında, aslında kalbindeki o mecazi sevgiyi kesip kalbini temizliyordu. Bıçak kesmedi, imtihan geçildi; çünkü Aşk-ı Hakikî’nin önündeki mecaz perdesi kalkmıştı.
[Kaynak: Sâffât Sûre-i Şerif’i tefsirleri]
4. RABİA-TÜL ADEVİYYE VE ŞEYTANA DÜŞMANLIK
Büyük veli Rabia-tül Adeviyye Hazretlerine sordular: “Allah’u Teala’yı seviyor musun?” “Bütün kalbimle seviyorum” dedi. “Peki şeytana düşman mısın?” dediler. Rabia şu muazzam cevabı verdi: “Vallahi benim kalbimde Allah’u Teala’nın muhabbeti (Aşk-ı Hakikî) öyle bir yer kapladı ki, şeytana bile ayıracak, ona düşmanlık edecek kadar bile kalbimde boş bir yer kalmadı!” Kalbi Hak ile dolanın içinde hiçbir fani hisse yer bulunmaz.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
5. PADİŞAHIN KIZINA AŞIK OLAN DERVİŞ
Fakir bir derviş, padişahın kızına aşık oldu ve yataklara düştü. Padişah bunu öğrenince dervişin niyetini sınamak için ona bir heybe altın gönderip “Kızımdan vazgeç, bu altınlar senin olsun” dedi. Derviş altınları görünce dayanamadı, aldı ve kızdan vazgeçti. O gece dervişin rüyasına bir pir girdi ve dedi ki: “Fani bir altına meyledip fani bir kızdan vazgeçtin. Bir de seni ‘Aşk-ı Hakikî’ ile sınasalardı ve Yüce Allah ‘Bana karşılık ne istersin?’ deseydi, kimbilir O’nu hangi fani dünyaya satardın? Senin aşkın yalandır.”
[Kaynak: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerif]
Nefis Muhasebesi: Muhabbet Aynası
(Kalbimde kimin taht kurduğunu anlamak için soralım)
- Bir faniye (eşime, evladıma, parama) duyduğum sevgi beni Allah’u Teala’nın emrinden (namazdan, helal kazançtan) uzaklaştırıyorsa, bu sevgi bir köprü müdür yoksa bir put mudur?
- “Kişi sevdiğiyle beraberdir” gerçeği karşısında; dünyada hayranlık duyduğum ve çok sevdiğim o meşhur insanlar, ahirette benim kurtuluşuma vesile olacak kişiler mi?
- Züleyha’nın mecazi aşktan uyanıp Hakikate ermesi gibi, ben de yaşadığım ayrılık acılarından ve hüsranlardan ders alıp yüzümü “Baki” olana dönebiliyor muyum?
- Kalbimde Allah’ın (c.c) muhabbetine ayırdığım yer, dünyalık heveslere ve kariyer planlarına ayırdığım yerden daha mı küçük?
- Her gün kıldığım namazlarda “Sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz” derken, kalbimi mecazın köleliğinden gerçekten temizleyebildim mi?
“Bana Seni Gerek Seni…”
(Hz. Davud’un (a.s) ve Peygamberimiz efendimizin dilinden düşürmediği o muazzam aşk duası / Tirmizî, Daavât, 73)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ، وَالْعَمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِي حُبَّكَ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke hubbeke, ve hubbe men yühibbüke, vel-amelellezî yübelligunî hubbek.
“Allah’ım! Senden Senin sevgini (Aşk-ı Hakikî’yi), Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dilerim. Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve fani her şeyden daha sevgili kıl! Kalbimi mecazın kirinden temizle!”(Hz. Davud’un (a.s) ve Peygamberimiz efendimizin dilinden düşürmediği o muazzam aşk duası / Tirmizî, Daavât, 73)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
