BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM KISSALARI

YÂSÎN SURESİ: ASHÂB-I KARYE VE KOŞAN ADAM
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
TEBLİĞ, ŞEHADET VE CENNET
Allah’u Teala, bir şehre (rivayetlere göre Antakya’ya) önce iki elçi gönderdi. Halk onları yalanlayınca, onları üçüncü bir elçi ile destekledi. Bu elçiler, “Biz size gönderilmiş Allah’ın elçileriyiz” dediler. Ancak halk, “Siz de bizim gibi insansınız, yalan söylüyorsunuz” diyerek onları ölümle ve taşlamakla tehdit etti. Şehirde gerilim artmış, elçilerin hayatı tehlikeye girmişti.

İşte tam o sırada, şehrin en uzak ucundan, iman dolu bir adam (Habib-i Neccâr) koşarak geldi. Elçileri savunmak ve kavmini uyarmak için canını ortaya koydu:
وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ (20) اتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ (21) “Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn. İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn.” “Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: ‘Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz. Sizden hiçbir ücret istemeyen ve kendileri de hidayet üzere olan bu kimselere uyun!'” (Yâsîn Suresi, 20-21)
Bu mübarek zat, kavmine Allah’ı anlattı, “Beni yaratana neden kulluk etmeyeyim?” dedi. Ancak gözü dönmüş topluluk onu dinlemedi ve üzerine saldırarak onu şehit ettiler. Fakat o, son nefesini verir vermez perdeler kalktı ve cennetle müjdelendi. İşin en ibretlik yanı şudur: Cennete girdiği o anda bile, kendisine zulmeden kavmine kin gütmedi, onların da bu hakikati bilmesini arzuladı:
ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ (26) بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ (27) “Kîledhulil cenneh, kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn. Bi mâ gafera lî rabbî ve cealenî minel mukramîn.” “Ona: ‘Cennete gir!’ denildi. O ise şöyle dedi: ‘Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden (ağırlananlardan) kıldığını bilseydi!'” (Yâsîn Suresi, 26-27)
Gerçek mümin, sadece kendini düşünen değil, başkalarının kurtuluşu için “koşan” adamdır. Habib-i Neccâr, taşlanırken bile “Allah’ım kavmimi affet, onlar bilmiyorlar” ahlakını sergilemiştir. Şehitler ölmez, bilakis Rableri katında rızıklanır ve ikram görürler.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), Kur’an’ın kalbi olan Yâsîn Suresi hakkında şöyle buyurmuştur:

“Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi de Yâsîn’dir. Kim Yâsîn’i okursa, Allah ona Kur’an’ı on kere okumuş sevabı yazar.”
(Bu sureyi okumak, Habib-i Neccâr’ın o samimi imanını tefekkür etmeye vesiledir.)
(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 7)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
Tebliğ Aşkı: Hakikat için gerekirse “şehrin öbür ucundan koşarak” gelmek, aktif bir mümin olmanın gereğidir.
Ücret İstememek: Hak davetçilerinin en büyük alameti, kimseden dünyalık bir ücret veya menfaat beklememeleridir.
Müminin Merhameti: Gerçek mümin, katiline bile acır. Habib-i Neccâr, kendisini öldürenler için “Keşke benim halimi bilselerdi de iman etselerdi” demiştir.
Anında Mükafat: Şehitlik mertebesine erenler için ölüm bir son değil, cennet ikramlarının başladığı “an”dır.
Ey Rabbimiz! Bizi salihlerle beraber dirilt… 🌹
Müjde (Yâsîn 58):
“Onlara merhametli Rabb’den bir söz olarak ‘Selâm’ (esenlik) vardır.” (Cennettekilere Allah’ın selam vermesi, nimetlerin en büyüğüdür.)

Âmin, Yâ Rahîm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler