Arefe Günü İhyası
Duaların Kabulü ve Temizlenme Vakti
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: AREFE GÜNÜNÜN EN HAYIRLI DUASI
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”
(Allah’u Teala’dan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye hakkıyla kadirdir.)
0
Günlük Hedef: Günahların Affı Niyetiyle Çokça (1000 Adet)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Kullarım sana Beni sorduklarında (söyle onlara): Şüphesiz Ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde, dua edenin dileğine karşılık veririm.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 186)
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 186)
Arefe günü, Allah’u Teala’nın rahmetinin yeryüzünü bir şemsiye gibi kuşattığı, cehennemden en çok kulun azat edildiği muazzam bir bağışlanma meydanıdır. Bu günde yapılması gereken en önemli vazife; oruçla bedeni tezkiye etmek, zikirle kalbi uyandırmak ve derin bir muhasebeyle günahların kirinden manen temizlenmektir. Duanın kabul olmasının en büyük sırrı ise, elleri göğe açarken kalbi de dünyaya dair bütün şüphelerden ve haramlardan arındırmaktır. Peygamberimiz efendimiz’in buyurduğu gibi, “En hayırlı dua Arefe günü yapılan duadır.” Bize düşen; Arafat’ta gözyaşı döken milyonlarca hacının o samimi yakarışlarına evimizden, seccademizden halis bir niyetle iştirak etmektir.
KUR’AN-I KERİM’DE DUA VE İSTİĞFAR
Rabbinin Çağrısına İcabet Edenler
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ
Okunuşu: Ve kâle rabbükümüd’ûnî estecib leküm.
1. “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size icabet edeyim (duanızı kabul edeyim).”
(Mü’min Sûre-i Şerif’i, 60)
ادْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
Okunuşu: Üd’û rabbeküm tedarruan ve hufyeh; innehû lâ yühibbül-mu’tedîn.
2. “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.”
(A’râf Sûre-i Şerif’i, 55)
وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا ۚ إِنَّ رَحْمَتَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِنَ الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu: Ved’ûhu havfen ve tameâ; inne rahmetellâhi karîbün minel-muhsinîn.
3. “O’na (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’u Teala’nın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”
(A’râf Sûre-i Şerif’i, 56)
وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَىٰ
Okunuşu: Ve innî le-ğaffârun limen tâbe ve âmene ve amile sâlihan sümmehtedâ.
4. “Şüphe yok ki Ben, tövbe edip inanan ve (kalbini günahlardan temizleyerek) salih amel işleyen, sonra da doğru yolda giden kimseyi son derece bağışlayıcıyım.”
(Tâhâ Sûre-i Şerif’i, 82)
فَإِذَا أَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللَّهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِ
Okunuşu: Fe-izâ efadtüm min arafâtin fezkürullâhe ındel-meş’aril-harâm.
5. “Arafat’tan (sel gibi) ayrılıp aktığınızda, Meş’ar-i Haram’da Allah’u Teala’yı zikredin.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 198)
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ… إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا
Okunuşu: Festecabnâ lehû ve vehebnâ lehû yahyâ… innehüm kânû yüsâriûne fil-hayrâti ve yed’ûnenâ rağaben ve rahebâ.
6. “Biz onun duasını kabul ettik… Gerçekten onlar hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi.”
(Enbiyâ Sûre-i Şerif’i, 90)
إِلَّا مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُولَٰئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ
Okunuşu: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe-ülâike yübeddilüllâhu seyyiâtihim hasenât.
7. “Ancak (Arefe’de) tövbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler başkadır; Allah’u Teala onların (geçmiş) kötülüklerini iyiliklere çevirir.”
(Furkân Sûre-i Şerif’i, 70)
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ
Okunuşu: Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm zekerûllâhe festağferû li-zünûbihim.
8. “Onlar çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde, hemen Allah’u Teala’yı hatırlayıp günahları için bağışlanma (temizlenme) dilerler.”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 135)
لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
Okunuşu: Lâ taknetû min rahmetillâh; innallâhe yağfiruz-zünûbe cemîâ.
9. “Allah’u Teala’nın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, (kendisine ihlasla yalvaranların) bütün günahlarını bağışlar.”
(Zümer Sûre-i Şerif’i, 53)
فَإِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللَّهَ كَذِكْرِكُمْ آبَاءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا
Okunuşu: Fe-izâ kadaytüm menâsikeküm fezkürullâhe ke-zikriküm âbâeküm ev eşedde zikrâ.
10. “Hac ibadetlerinizi (Arafat vakfesini) bitirdiğinizde, artık atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha şiddetli bir zikirle Allah’u Teala’yı anın.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 200)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Öğütleri
1. AREFE ORUCUNUN MÜJDESİ
“Arefe günü tutulan orucun, geçmiş bir yıllık ve gelecek bir yıllık günahlara kefaret olacağını (o günahları temizleyeceğini) Allah’u Teala’dan umut ederim.”
[Müslim, Sıyâm, 196]
2. EN HAYIRLI DUA
“Duanın en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en hayırlı söz şudur: Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh…”
[Tirmizî, Daavât, 122]
3. CEHENNEMDEN AZAT EDİLME
“Allah’u Teala’nın, Arefe gününden daha çok kulunu cehennem ateşinden azat ettiği (temizleyip kurtardığı) başka hiçbir gün yoktur.”
[Müslim, Hac, 436]
4. DUANIN KABUL ŞARTLARI
Peygamberimiz efendimiz dua edip de kabul olmayan bir adamın halini şöyle açıkladı: “Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş… Böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilsin?” (Temizlenme önce helal lokmayla başlar).
[Müslim, Zekât, 65]
5. İSTİĞFARIN ÇOKLUĞU
“Ey insanlar! Allah’u Teala’ya tövbe edip O’ndan bağışlanma dileyin. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben günde yüz defa O’na istiğfar ediyorum.”
[Müslim, Zikir, 42]
6. GÖZÜNÜ VE DİLİNİ TUTANIN AFFI
“Arefe günü, kulağını, gözünü ve dilini (haramlardan) koruyan ve temiz tutan kimsenin (geçmiş) günahları bağışlanır.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
7. MELEKLERİN ŞAHİTLİĞİ
“Allah’u Teala Arefe günü kullarıyla meleklere övünür ve şöyle buyurur: ‘Şu kullarıma bakın! Saçları başları dağınık, toz toprak içinde, yurdun dört bir yanından (bağışlanmak için) Bana gelmişler! Sizi şahit tutuyorum ki onları affettim.'”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
8. TEHLİL VE TEKBİRİ ÇOĞALTMAK
“Bu on günde (ve Arefe gününde) Tahlili (Lâ ilâhe illallah), Tekbiri (Allahu Ekber) ve Tahmidi (Elhamdülillah) çokça söyleyin.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
9. DUADA ISRARCI OLMAK
“Allah’u Teala, duasında ısrarcı olanları (usanmadan ve ümidini kesmeden tekrar tekrar isteyenleri) sever.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
10. ŞEYTANIN KAHROLDUĞU GÜN
“Şeytan, Arefe gününden daha küçük, daha hakir, daha zelil ve daha öfkeli olarak hiçbir günde görülmemiştir. Çünkü o gün Allah’u Teala’nın rahmetinin yağdığını ve büyük günahları affettiğini görür.”
[İmam Mâlik, Muvatta, Hac, 246]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dua, kapıyı çalmaktır. Gözyaşı ise o kapının anahtarıdır. Sen Arefe günü kapıyı gözyaşıyla çalarsan, O’nun (c.c) merhamet kapıları ardına kadar açılır.”
– Hz. Mevlânâ
“Hacılar Arafat’ta bedenen toplanırken, sen de evinde kalbini masivadan (dünya sevgisinden) temizle. Çünkü Allah’u Teala sadece ihramlı bedenlere değil, kirden temizlenmiş kalplere nazar eder.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Kabe senin kalbindir, var kalbini tavaf eyle. Arefe günlerinde, gönlünü tam saf eyle.”
– Bizim Yunus
“Arafat, mahşer meydanının provasıdır. Orada hiçbir makam ve etiket geçmez. O gün duanın kabul olması için, kalbini kibrinden temizleyip Hakk’ın karşısında tam bir hiçliğe bürünmelisin.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Ellerini semaya açtığında, kalbini de Allah’u Teala’ya aç. Zira diliyle ‘Aman Ya Rabbi’ derken, kalbiyle dünyaya sarılanın duası göğü geçemez.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. FUDAYL BİN İYAZ’IN ARAFAT TEFEKKÜRÜ
Büyük sufi Fudayl bin İyaz, Arefe günü Arafat meydanında hüngür hüngür ağlayan ve Rablerine yalvaran o muazzam kalabalığa baktı. Yanındakilere şöyle dedi: “Düşünün ki bu kadar büyük bir kalabalık, aynı anda kerem sahibi zengin bir adamın kapısına gidip ondan sadece ‘bir altın’ isteseler, o zengin adam bu kadar insanı boş çevirir mi?” Yanındakiler “Asla çevirmez” dediler. Fudayl ağlayarak: “Vallahi, Allah’u Teala’nın bu kullarını affetmesi ve temizlemesi, o zengin adamın bir altın vermesinden çok daha kolaydır! O’nun rahmeti ne yücedir!” dedi.
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
2. MUTARRİF BİN ABDULLAH’IN EŞSİZ DUASI
Tabiîn’in büyüklerinden Mutarrif bin Abdullah, Arefe günü Arafat’ta vakfeye durduğunda etrafındaki milyonların günahlarının bağışlanması için öyle bir edeple dua etti ki, yanındakiler gözyaşlarına boğuldu. O şöyle yakarıyordu: “Ya Rabbi! Burada toplanan şu ihlaslı kullarının niyetlerini ve dualarını, sırf benim içimdeki günahlar ve benim kötü halim yüzünden reddetme! Beni affet ki, onların duasına gölge düşmesin.”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
3. BİR ALLAH DOSTUNUN GÖZYAŞI
Arefe günü Arafat’ta bir Allah dostu saatlerce ellerini açmış, ancak tek kelime dahi edemeden sessizce ağlıyordu. Akşama doğru sadece şunu söyleyebildi: “İlahi! Eğer benim günahlarım bu ümmetin üzerine yağan rahmete engel oluyorsa, beni şu an burada helak et ama onları mahrum bırakma.” Bu tam bir “Nefs-i Mardiyye” haliydi; kendini aradan çıkarıp kardeşlerinin affını istemek, duaların en çabuk kabul olanıdır.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
4. İBRAHİM ETHEM VE DUANIN KABUL ŞARTLARI
İbrahim Ethem Hazretlerine “Neden dualarımız kabul olmuyor?” diye sorduklarında şu cevabı verdi: “Çünkü kalbinizi temizlemediniz! Allah’ı bildiniz ama hakkını vermediniz. Peygamberi sevdik dediniz ama sünnetine uymadınız. Cenneti istediniz ama onun için çalışmadınız. Cehennemden korkarız dediniz ama günahlara daldınız. Allah’ın nimetlerini yiyip şükretmediniz. Kendi ayıplarınızı bırakıp insanların ayıplarıyla uğraştınız. Böyle kirli bir kalbin duası nasıl göğe yükselsin?”
[Kaynak: Hilyetü’l-Evliyâ]
5. MALİK BİN DİNAR VE GÜNAHKÂR GENCİN AFFI
Malik bin Dinar, Arefe günü Arafat’ta ellerini açıp ağlayan genç bir adam görür. Ancak genç, günahlarının utancından başını göğe kaldıramamakta ve “Ben ne yüzle senden isteyeyim Ya Rabbi!” demektedir. O gece Malik bin Dinar rüyasında bir ses duyar: “Biz, bugün Arafat’ta toplanan herkesi, başını kaldırıp da Bizden bir şey istemeye bile haya eden o günahkâr gencin utancı ve pişmanlığı hürmetine bağışladık!”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Uyûnü’l-Hikâyât]
Nefis Muhasebesi: Marifet Aynası
(Rabbimizin af rüzgârı eserken kendimize soralım)
- Arefe gününü sadece “Bayramın bir önceki günü, alışveriş ve telaş vakti” olarak mı görüyorum, yoksa cehennemden azat edilmek için en büyük fırsat olarak mı?
- Hacılar Arafat’ta beyaz ihramlarıyla mahşeri yaşarken, ben evimde oruç tutup kalbimi dünyanın kirlerinden temizleyerek onlara eşlik edebiliyor muyum?
- Dua ederken sadece dünya malı, makam ve sıhhat mi istiyorum, yoksa ahiretimi kurtaracak iman ve bağışlanma için de aynı hırsla yalvarıyor muyum?
- Peygamberimiz efendimizin uyardığı gibi; duamın kabul olması için yediğim lokmanın helal olmasına ve dilimin gıybetten temizlenmesine dikkat ediyor muyum?
- “Arefe günü orucu geçmiş ve gelecek yıla kefarettir” müjdesine rağmen, o gün nefsimin yeme içme hevesine yenik mi düşüyorum?
Arefe, Mahşer Öncesi En Büyük Fırsattır
(Peygamberimiz efendimiz’in “Benim ve benden önceki peygamberlerin Arefe günü söylediği en hayırlı sözdür” buyurduğu muazzam tehlil / Tirmizî, Daavât, 122)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
“Allah’u Teala’dan başka ilah yoktur. O tektir, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O, her şeye hakkıyla kadirdir!”(Peygamberimiz efendimiz’in “Benim ve benden önceki peygamberlerin Arefe günü söylediği en hayırlı sözdür” buyurduğu muazzam tehlil / Tirmizî, Daavât, 122)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
