BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Allah Dostları

Evliyaullah ve Gönül Sultanları
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: EVLİYAULLAH’IN MÜJDESİ
أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
“Elâ inne evliyâellâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.”
(Haberiniz olsun ki, Allah’u Teala’nın veli kulları için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.)
0
Günlük Hedef: 100 Adet (Muhabbet Niyetiyle)
Bismillâhirrahmânirrahîm Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Evliyaullah” (Allah’ın dostları), kalplerini dünyanın fani heveslerinden tamamen temizlemiş, her nefeste Allah’u Teala’nın rızasını gözeten ve Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ahlakıyla ahlaklanan hakikat rehberleridir. Onlar yeryüzünün manevi direkleri, şefkat pınarları ve Hakk’a giden yolda ümmetin öncüleridir. Onları sevmek Allah’u Teala’yı sevmenin bir nişanesidir.
KUR’AN-I KERİM’DE ALLAH DOSTLARI
İlahi Muhabbet ve Velayet Sırrı بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ۞ الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ Okunuşu: Elâ inne evliyâellâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn. Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn. 1. “Haberiniz olsun ki, Allah’u Teala’nın veli kulları (dostları) için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş (kalplerini günahlardan temizlemiş) olanlardır.” (Yûnus Sûre-i Şerif’i, 62-63)
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ Okunuşu: Allâhü veliyyüllezîne âmenû yuhricühüm minez-zulumâti ilen-nûr. 2. “Allah’u Teala, iman edenlerin dostudur (velisidir). Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 257)
وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَٰئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ ۚ وَحَسُنَ أُولَٰئِكَ رَفِيقًا Okunuşu: Ve men yütııllâhe ver-rasûle fe-ülâike meallezîne en’amellâhü aleyhim minen-nebiyyîne ves-sıddîkîne veş-şühedâi ves-sâlihîn; ve hasüne ülâike rafîkâ. 3. “Kim Allah’u Teala’ya ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler (evliyalar) ile beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ Sûre-i Şerif’i, 69)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû men yertedde minküm an dînihî fesevfe ye’tiyallâhu bi-kavmin yühibbühüm ve yühibbûneh… 4. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah’u Teala yakında öyle bir kavim (Allah dostlarını) getirecektir ki, O onları sever, onlar da O’nu severler.” (Mâide Sûre-i Şerif’i, 54)
إِنْ أَوْلِيَاؤُهُ إِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ Okunuşu: İn evliyâühû illel-müttakûne ve lâkinne ekserahüm lâ ya’lemûn. 5. “O’nun (Allah’u Teala’nın) velileri (dostları) ancak takva sahipleridir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.” (Enfâl Sûre-i Şerif’i, 34)
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ Okunuşu: İnnellezîne kâlû rabbünallâhü sümmestekâmû tetenezzelü aleyhimül-melâiketü ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil-cennetilletî küntüm tûadûn. 6. “Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’u Teala’dır’ deyip sonra da (O’nun yolunda) dosdoğru olanların (velilerin) üzerine melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin!” (Fussilet Sûre-i Şerif’i, 30)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüt-tekullâhe ve kûnû meas-sâdıkîn. 7. “Ey iman edenler! Allah’u Teala’dan korkun ve sadıklarla (kalbini günahlardan temizlemiş Allah dostlarıyla) beraber olun.” (Tevbe Sûre-i Şerif’i, 119)
مَنْ يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ ۖ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا Okunuşu: Men yehdillâhu fe-hüvel-mühted; ve men yudlil felen tecide lehû veliyyen mürşidâ. 8. “Allah’u Teala kime hidayet verirse, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsan, artık onun için doğru yolu gösterecek (irşad edecek) hiçbir veli (dost) bulamazsın.” (Kehf Sûre-i Şerif’i, 17)
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ Okunuşu: İnnemâ veliyyükümüllâhu ve rasûlühû vellezîne âmenüllezîne yükîmûnes-salâte ve yü’tûnez-zekâte ve hüm râkiûn. 9. “Sizin asıl dostunuz (veliniz) ancak Allah’u Teala, O’nun Peygamber’i ve namazı kılan, zekatı veren, rüku eden müminlerdir.” (Mâide Sûre-i Şerif’i, 55)
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ Okunuşu: Kul in küntüm tühibbûnallâhe fettebiûnî yühbibkümüllâh. 10. “De ki: Eğer Allah’u Teala’yı seviyorsanız bana (Peygamber’e) uyun ki, Allah da sizi sevsin.” (Velayet makamının tek yolu Sünnet’e tabi olmaktır). (Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 31)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Dilinden
1. KUTSİ HADİS: VELİ KULUMA DÜŞMANLIK “Allah’u Teala şöyle buyurur: ‘Kim benim veli (dost) bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder, nihayet ben onu severim…'”
[Buhârî, Rikâk, 38]
2. ALLAH’I HATIRLATANLAR “Allah’u Teala’nın veli kulları (dostları) o kimselerdir ki; görüldükleri zaman Allah’u Teala hatırlanır.”
[İbn Mâce, Zühd, 4]
3. KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR “Kişi kıyamet gününde sevdiğiyle beraberdir.” (Evliyaullah’ı seven, ahirette onların sancağı altında haşrolur).
[Buhârî, Edeb, 96]
4. GÖK EHLİNİN SEVGİSİ “Allah’u Teala bir kulu sevdiğinde Cebrail’e emreder: ‘Ben falan kulumu seviyorum, sen de sev.’ Cebrail onu sever ve gök ehline seslenir. Gök ehli de onu sever. Sonra yeryüzündeki insanların kalplerine o kula karşı bir sevgi (kabul) konulur.”
[Buhârî, Tevhîd, 33]
5. PEYGAMBERLERİN GIPTA ETTİĞİ KULLAR “Allah’u Teala’nın kulları arasında öyleleri vardır ki, onlar peygamber de şehit de olmadıkları halde, kıyamet günü Allah katındaki makamlarından dolayı peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler… Onlar, aralarında akrabalık veya maddi bir çıkar olmadan sadece Allah için birbirlerini sevenlerdir.”
[Ebû Dâvûd, Büyû, 76]
6. SAÇI BAŞI DAĞINIK OLANLAR “Nice saçı başı dağınık, toz toprak içinde olan ve insanların kapılardan kovduğu (kimse yerine koymadığı) zayıf ve garip kullar vardır ki, onlar ‘Şu şöyle olsun’ diye Allah’u Teala’ya yemin etseler, Allah onların yeminini asla boşa çıkarmaz (dediklerini yaratır).”
[Müslim, Birr, 138]
7. MÜMİNİN FERASETİ “Müminin (ve Allah dostlarının) ferasetinden sakının! Çünkü onlar, baktıklarında Allah’u Teala’nın nuruyla bakarlar.”
[Tirmizî, Tefsir, 15]
8. GİZLİ VE TAKVALI KUL “Şüphesiz Allah’u Teala; takva sahibi, gönlünü her türlü manevi kirden temizlemiş, insanlardan bir şey beklemeyen ve kendi halinde (gizli) ibadet eden kulunu sever.”
[Müslim, Zühd, 11]
9. HAK ÜZERE OLAN TOPLULUK “Ümmetimin içinden, kıyamet kopuncaya kadar hak üzere galip olan (ve ümmeti irşad eden) bir taife mutlaka bulunmaya devam edecektir.”
[Müslim, Îmân, 247]
10. SİZİN EN HAYIRLILARINIZ “Sizin en hayırlılarınız o kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah’u Teala akla gelir.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Bizim yolumuz sohbet yoludur. Halvette şöhret vardır, şöhrette ise afet. Hayır ve bereket ise cemiyette (Allah dostlarıyla bir arada bulunmakta) gizlidir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Erenlerin himmeti, yaktı kül etti beni. Ben veli kulların kapısında, kalbini kirden pasından temizlemiş bir köleyim.”
– Bizim Yunus
“Dostların sohbeti, manevi hastalıklara şifadır. Velilerin nazarı, paslı kalpleri altın yapar.”
– Hz. Mevlânâ
“Allah dostları övülmekten kaçarlar. Onlar sadece Allah’u Teala’nın rızasına aşıktır. Velayet, havada uçmak değil, istikamet üzere yürümektir.”
– Abdülkadir Geylânî
“Bir kimsede keramete benzer haller görseniz bile, onun şeriata ve sünnete ne kadar uyduğuna bakın. Eğer sünnetten uzaksa, o veli değil, istidrac sahibidir.”
– İmam Gazâlî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. ŞAH-I NAKŞİBEND VE YOLLARIN TEMİZLENMESİ Şah-ı Nakşibend (k.s) hazretleri manevi yola ilk girdiğinde, hocası Emir Külal ona nefsini kibirden kırmak için en ağır işleri verdi. Şah-ı Nakşibend yedi yıl boyunca hasta insanlara, yaralı hayvanlara hizmet etti ve insanların geçtiği yollardaki dikenleri temizledi. Kalbini “benlik” davasından bu yolla temizleyen o büyük zat, yıllar sonra Nakşibendi yolunun şahı ve en büyük kutbu oldu. Velayet yolu, tevazu ile başlar.
[Kaynak: Reşahat Aynü’l Hayat]
2. HZ. ÖMER VE VEYSEL KARANİ Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefatından önce Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye vasiyet etti: “Yemen’de Üveys adında biri var. Annesine olan hürmetinden dolayı benim yanıma gelemedi. Onu bulduğunuzda ümmetim için dua ve istiğfar etmesini isteyin.” Hz. Ömer halife olduğunda onu buldu. Üveys (Veysel Karani) eski elbiseler içinde, insanların deli sandığı fakir biriydi. Dünyanın en büyük halifesi Hz. Ömer (r.a), çölün ortasında bu garip veliden dua istedi. Allah’u Teala’nın değer verdiği şey dış görünüş değil, kalptir.
[Kaynak: Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 224]
3. BİZİM YUNUS’UN DERGÂHA ODUN TAŞIMASI Bizim Yunus (Yunus Emre), şeyhi Tapduk Emre’nin dergâhına tam kırk yıl odun taşıdı. Dağdan topladığı odunların hepsi ok gibi dümdüzdü. Bir gün Tapduk Emre ona: “Yunus, dağda hiç eğri odun yok mu ki sen hep böyle düzlerini getirirsin?” diye sordu. Bizim Yunus edeple boynunu büküp şu muazzam cevabı verdi: “Sultanım, sizin bu hak dergâhınıza odunun bile eğrisi giremez.” O saf niyet ve teslimiyet, onu yüzyıllardır unutulmayan bir veli yaptı.
[Kaynak: Menâkıb-ı Yunus Emre]
4. HZ. MEVLÂNÂ VE ŞEMS’İN BULUŞMASI Hz. Mevlânâ büyük bir medresenin müderrisi ve saygın bir âlim iken, üstü başı toz içinde, garip bir derviş olan Şems-i Tebrizi karşısına çıktı. Şems ona sorduğu tek bir soruyla sahip olduğu zahiri ilmin ötesindeki ilahi aşkı hatırlattı. Mevlânâ, kitapları, unvanı ve şöhreti bir kenara bırakıp Şems’in ardında kalbini ilahi aşkla yaktı. Eğer Şems o zahiri kibir perdesini yırtmasaydı, Mevlânâ bugün dünyayı aydınlatan bir gönül güneşi olamazdı.
[Kaynak: Menâkıbü’l-Ârifîn]
5. İBRAHİM ETHEM VE HIZIR (A.S) Belh Sultanı İbrahim Ethem, tahtında otururken içeri korkusuzca heybetli bir adam girdi (Bu zat Hızır a.s idi). İbrahim Ethem: “Ne arıyorsun sarayımda?” dedi. Adam: “Bu handa (handa) konaklamak istiyorum” dedi. İbrahim Ethem: “Burası han değil, benim sarayımdır!” deyince adam sordu: “Senden önce burada kim vardı?” İbrahim Ethem: “Babam.” “Ondan önce kim vardı?” “Dedem.” Adam gülümsedi: “Ey İbrahim! Herkesin sırayla gelip konakladığı, sonra da bırakıp gittiği yere han demezler de ne derler?” Bu hakikat tokatıyla İbrahim Ethem tacını, tahtını terk edip veliler kervanına katıldı.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Velayet Aynası
(Bugün kendimize soralım)
  • Allah’u Teala’nın veli kullarını, sırf Allah rızası için seviyor ve onlara hürmet gösteriyor muyum?
  • Dış görünüşü fakir ve garip diye insanları küçümsüyor muyum? Halbuki onlardan biri Allah’ın saklı bir dostu olabilir mi?
  • Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetine ne kadar tabi oluyorum? Çünkü velayet makamının tek kapısı O’nun sünnetidir.
  • Kalbimdeki kibri, hasedi ve dünya sevgisini temizlemek için Şah-ı Nakşibend gibi nefsimi zorlayacak iyilikler ve hizmetler yapıyor muyum?
  • Benim bulunduğum ortamlarda benim sözüm veya halim insanlara “Allah’u Teala’yı” hatırlatıyor mu?
Dost İstersen Allah’u Teala Yeter
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ وَالْعَمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِي حُبَّكَ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke hubbeke ve hubbe men yühibbüke vel-amelellezî yübelliğunî hubbek. “Allah’ım! Senden Senin sevgini, Seni sevenlerin (Evliyaullah’ın) sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak amelleri (salih amelleri) dilerim.”
(Peygamberimiz efendimiz’in en sevdiği dualardandır / Tirmizî, Daavât, 73)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler