BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

İslâm’ın Yalnız İsmi Kalacak

Ahir Zaman Fitnesi ve Şekilcilikten Kurtuluş
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: NİFAKTAN KURTULUŞ DUASI
اَللَّهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِي مِنَ النِّفَاقِ وَعَمَلِي مِنَ الرِّيَاءِ
“Allâhümme tahhir kalbî minen-nifâk, ve amelî miner-riyâ’.”
(Allah’ım! Kalbimi nifaktan (ikiyüzlülükten), amelimi de gösterişten temizle.)
0
Günlük Hedef: 33 Adet (Sabah ve Akşam)
Bismillâhirrahmânirrahîm Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecektir ki İslâm’ın yalnız ismi, imanın resmi, Kur’an’dan ise harf ve hurufat kalacak.”
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in asırlar öncesinden haber verdiği o dehşetli ahir zamanın tam kalbindeyiz. İnsanların nüfus cüzdanlarında İslam yazıyor ancak yaşantılarında İslam’dan eser yok (İslam’ın yalnız ismi kalmış). İbadetler ruhtan ve huşudan yoksun, sadece bedensel bir spora veya alışkanlığa dönüşmüş (İmanın resmi kalmış). Kur’an-ı Kerim en güzel seslerle, altın yaldızlı kapaklarla okunuyor fakat emirleri hayata tatbik edilmiyor, boğazdan aşağıya inmiyor (Kur’an’ın sadece harfleri kalmış).

Kurtuluş; bu riya, gösteriş ve şekilcilik hastalığından sıyrılıp, kalbimizi ihlasla (samimiyetle) temizlemek ve dinin özüne dönmekle mümkündür.
KUR’AN-I KERİM’DE ŞEKİLCİLİK VE İHLAS
Dışı Süslü İçi Boş Amellere İkazlar بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ ۞ كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef’alûn. Kebura makten ındallâhi en tekûlû mâ lâ tef’alûn. 1. “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah’u Teala katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saff Sûre-i Şerif’i, 2-3)
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ ۞ الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ۞ الَّذِينَ هُمْ يُرَاءُونَ Okunuşu: Fe-veylün lil-musallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. Ellezîne hüm yürâûn. 2. “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (gaflet içindedirler). Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.” (Mâûn Sûre-i Şerif’i, 4-6)
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ Okunuşu: Ve minen-nâsi men yekûlü âmennâ billâhi ve bil-yevmil-âhiri ve mâ hüm bi-mü’minîn. 3. “İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde ‘Allah’u Teala’ya ve ahiret gününe inandık’ derler.” (Dilde isim var, kalpte iman yok). (Bakara Sûre-i Şerif’i, 8)
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا Okunuşu: E-felâ yetedebberûnel-kur’âne em alâ kulûbin akfâlühâ. 4. “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı (sadece harflerini mi okuyorlar)? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?” (Muhammed Sûre-i Şerif’i, 24)
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَٰذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا Okunuşu: Ve kâler-rasûlü yâ rabbi inne kavmit-tehazû hâzel-kur’âne mehcûrâ. 5. “Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk edilmiş (hükmüyle amel edilmeyen) bir kitap haline getirdiler.” (Furkân Sûre-i Şerif’i, 30)
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِي آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا فَانْسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنَ الْغَاوِينَ Okunuşu: Vetlü aleyhim nebeellezî âteynâhü âyâtinâ fenseleha minhâ fe-etbeahüş-şeytânü fe-kâne minel-ğâvîn. 6. “Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz, fakat onlardan sıyrılıp çıkan (ilmini yaşantısına aktarmayan), derken şeytanın peşine taktığı ve azgınlardan olan kimsenin haberini oku.” (A’râf Sûre-i Şerif’i, 175)
وَإِنْ تُطِعْ أَكْثَرَ مَنْ فِي الْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ Okunuşu: Ve in tütı’ eksera men fil-ardı yüdıllûke an sebîlillâh. 7. “Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah’u Teala’nın yolundan saptırırlar.” (Şekilciliğin genel bir akım haline geleceğinin işareti). (En’âm Sûre-i Şerif’i, 116)
أَحَسِبَ النَّاسُ أَنْ يُتْرَكُوا أَنْ يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ Okunuşu: E-hasiben-nâsü en yütrakû en yekûlû âmennâ ve hüm lâ yüftenûn. 8. “İnsanlar sadece ‘İman ettik’ demekle, hiçbir imtihandan geçirilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebût Sûre-i Şerif’i, 2)
أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ أَنْفُسَكُمْ وَأَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ Okunuşu: E-te’mürûnen-nâse bil-birri ve tensevne enfüseküm ve entüm tetlûnel-kitâb; e-felâ ta’kılûn. 9. “Siz Kitab’ı (Kur’an’ı) okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 44)
قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا ۖ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلَٰكِنْ قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ Okunuşu: Kâletil-a’râbü âmennâ; kul lem tü’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil-îmânü fî kulûbiküm. 10. “Bedeviler ‘İman ettik’ dediler. De ki: Siz iman etmediniz; fakat ‘Müslüman olduk’ (teslim göründük) deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmemiştir.” (Hucurât Sûre-i Şerif’i, 14)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. KUR’AN BOĞAZLARINDAN AŞAĞI İNMEZ “Ahir zamanda yaşları küçük, akılları kıt bir zümre çıkacak. Kur’an okuyacaklar, fakat okudukları Kur’an boğazlarından aşağı (kalplerine) geçmeyecektir. Onlar okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklardır.”
[Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 36]
2. SADECE AÇLIK VE UYKUSUZLUK KALIR “Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından onlara kalan sadece açlıktır. Nice gece kalkıp namaz kılanlar vardır ki, onlara kalan sadece uykusuzluktur.” (İhlas ve takvadan yoksun, sadece şekilden ibaret ibadetler).
[İbn Mâce, Sıyâm, 21]
3. DİNİ DÜNYAYA ALET ETMEK “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki gayretleri mideleri, şerefleri servetleri, kıbleleri karıları, dinleri dirhemleri (paraları) olacak. Onlar mahlûkatın en şerlileridir ve onların Allah katında hiçbir nasipleri yoktur.”
[Deylemî]
4. GÖSTERİŞLİ MESCİTLER, BOŞ KALPLER “Öyle bir zaman gelecek ki, insanların mescitleri (mimari olarak) çok mamur ve gösterişli olacak; fakat o mescitler hidayet bakımından harap ve bomboş olacaktır. Onların (kötü) âlimleri gök kubbe altındaki en şerli insanlardır.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
5. İMANIN DİLDEN KALBE İNMEMESİ Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minbere çıktı ve yüksek sesle nida etti: “Ey diliyle iman edip de, kalplerine iman (ve ihlas) tam olarak yerleşmemiş olanlar topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli ayıplarını araştırmayın.”
[Ebû Dâvûd, Edeb, 35]
6. İSLAM GARİP BAŞLADI “İslâm garip başladı, başladığı gibi (ahir zamanda da) garip haline dönecektir. (Şekilciliğin arttığı o dönemde dinin özünü yaşayan) O gariplere müjdeler olsun!”
[Müslim, Îmân, 232]
7. KOR ATEŞİ TUTMAK “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o dönemde dinine (sünnete ve hakikate) sabırla sarılan kişi, avucunda kor ateş tutan kimse gibi olacaktır.”
[Tirmizî, Fiten, 73]
8. AMELLER NİYETLERE GÖREDİR “Ameller ancak niyetlere (kalpteki ihlasa) göredir. Herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan odur…” (Şeklen hacca gitmek veya namaz kılmak, niyet dünyevi ise kişiyi kurtarmaz).
[Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1]
9. KIYAMETİN İLK HESABI “Kıyamet günü hesaba çekilecek ilk üç kişi; gösteriş için savaşan adam, ‘ne güzel okuyor’ desinler diye Kur’an okuyup ilim anlatan âlim ve insanlar övsün diye sadaka veren zengindir. Üçü de yüzüstü cehenneme atılır.”
[Müslim, İmâre, 152]
10. KALBE VE AMELE BAKILIR “Şüphesiz Allah’u Teala sizin dış görünüşlerinize (cübbenize, sarığınıza) ve mallarınıza bakmaz. O, sadece sizin kalplerinize (niyetlerinizin temizliğine) ve amellerinize bakar.”
[Müslim, Birr, 34]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Testinin dışı mücevherlerle süslü olsa ne yazar, eğer içi zehir doluysa! Sen bedenini süslemeyi bırak da kalbini nifaktan temizle.”
– Hz. Mevlânâ
Bizim Yunus der ki: “Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil. Gönlünü derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil. Sen kalbini Hakk’a bağlamadıktan sonra, şeklinin ne önemi var?”
– Bizim Yunus
“İlmiyle amel etmeyen, bildiklerini sadece diliyle söyleyip kalbine indirmeyen kişi; başkalarını giydirirken kendisi üşüyen çıplak bir iğne gibidir.”
– İmam Gazâlî
“Diliyle ‘Allah’ deyip, kalbiyle dünyaya tapanların namazı, ahirette yüzlerine bir paçavra gibi çarpılacaktır.”
– Abdülkadir Geylânî
“Sünnet-i Seniyye’ye (Peygamberin hakiki yoluna) uymadan yapılan her ibadet, ne kadar büyük görünürse görünsün, Allah’u Teala katında kocaman bir sıfırdır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. İMAM GAZALİ VE EŞKIYALAR (İLİM KALPTEDİR) İmam Gazali, ilim tahsilinden memleketine dönerken yolda eşkıyalar kervanı soydu. Gazali’nin kitaplarının olduğu heybeyi de aldılar. Gazali eşkıya başına yalvardı: “Ne olur o heybeyi bana verin, içinde benim yıllarca öğrendiğim ilmim var.” Eşkıya reisi gülerek şöyle dedi: “Sen ne biçim bir âlimsin ki, ilmin defterde duruyor, biz onu alınca sen cahil kalıyorsun? İlim kalbe indirilmeyen satırlardan mı ibarettir?” Gazali bu tokat gibi sözü Allah’u Teala’nın bir uyarısı kabul etti ve o günden sonra okuduğu her harfi kalbine yerleştirerek nefsini temizledi.
[Kaynak: İmam Gazâlî, el-Münkızu mine’d-Dalâl]
2. HZ. ÖMER (R.A) VE RİYAKAR GENÇ Hz. Ömer (r.a) mescitte namaz kılan bir genç gördü. Genç, insanlar görsün diye boynunu bükmüş, aşırı derecede huşu taslıyordu. Hz. Ömer (r.a) elindeki sopayla gencin omuzuna hafifçe vurarak şöyle dedi: “Ey genç! Boynunu doğrult! Huşu boyunda veya kıyafette değil, kalptedir. Kalbini riyadan temizlemedikten sonra, bu boyun bükmeler ancak nifaktır.”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
3. HASAN-I BASRİ VE AĞLAYAN KÂRİ (OKUYUCU) Hasan-ı Basri Hazretleri, çok güzel sesle Kur’an okuyan ve okurken ağlayan bir hafız gördü. Yanındakiler “Ne kadar mübarek adam” dediklerinde Hasan-ı Basri şöyle buyurdu: “Siz onun sesine ve gözyaşına aldanmayın. Asıl hüner, o ayetler okunduğunda onun haramdan el çekip çekmediğidir. Eğer o ayetler onu günahlardan temizlemiyorsa, bu ağlaması sadece ‘imânın resmi’nden ibarettir.”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
4. FUDAYL BİN İYAZ’IN GÖZYAŞLARI Büyük veli Fudayl bin İyaz, bir gün Kabe’nin avlusunda kalabalıkların Kabe örtüsüne sarılıp ağladığını, ibadet ettiklerini gördü. O an kendisi de ağlamaya başladı. Yanındakiler “Neden ağlıyorsun?” diye sordular. Şöyle cevap verdi: “Şu insanların çokluğu sizi aldatmasın. Vallahi eğer onlara ‘İçinizden sadece kalbi dünya hırsından temizlenmiş ve dini sadece Allah için yaşayanlar burada kalsın’ denilseydi, bu avluda birkaç kişiden başka kimse kalmazdı. Zira din dilde kalmış, kalp dünyayı seviyor.”
[Kaynak: Tezkiretü’l Evliyâ]
5. YAŞLI KADIN VE KİBİRLİ ALİM Büyük bir camide bir âlim, çok süslü cümlelerle ve kibriyle uzun bir vaaz veriyordu. Cemaatin içinde yaşlı, saf iman sahibi bir kadın vardı. Âlim, Allah’ın varlığına dair yüz tane felsefi delil saydı. Yaşlı kadın yanındakine sordu: “Bu adam ne anlatıyor?” Dediler ki: “Allah’ın varlığına dair yüz delil sayıyor.” Yaşlı kadın tebessüm etti: “Eğer kalbinde yüz tane şüphe olmasaydı, yüz tane delile ihtiyaç duymazdı. Benim tek delilim Allah’ın benimle olmasıdır.” Şekilcilik şüphe doğurur, kalbin temizlenmesi ise yakîn (kesin iman) doğurur.
[Kaynak: Menkıbeler (Genel Tasavvufi Aktarım)]
Nefis Muhasebesi: Hakikat Aynası
(Bu ahir zaman fitnesinde kendimize soralım)
  • İslam benim için sadece nüfus cüzdanımda yazan bir kimlik mi, yoksa hayatımın her anını yönlendiren bir teslimiyet mi?
  • Namaz kılarken, oruç tutarken aklım nerede? Bedeni camide, kalbi ticarette ve dünyada olan “şekilci” bir kul muyum?
  • Kur’an-ı Kerim’i sadece ölülere mi okuyorum, yoksa onun “harf ve hurufat”ını aşıp manasını hayatıma tatbik ederek kendimi manen temizliyor muyum?
  • Başkaları ibadetlerimi ve iyiliklerimi görsün diye içimde ince bir arzu (riya) taşıyor muyum?
  • Müslüman görünmekle yetinip, “Gayretleri mideleri, kıbleleri menfaatleri” olan ahir zaman gafil kitlesine karışmaktan korkuyor muyum?
Dinin Ruhu Kalpteki İhlastır
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa’, ve min kalbin lâ yahşa’, ve min nefsin lâ teşba’, ve min da’vetin lâ yüstecâbü lehâ. “Allah’ım! (Sadece dilde kalan) Fayda vermeyen ilimden, (şekle hapsolmuş) ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.”
(Peygamberimiz efendimiz’in en çok yaptığı dualardan / Müslim, Zikir, 73)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler