BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Ahir Zaman Âlimleri

Hakikatin Temsilcileri ve Fitne Rehberleri
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: FAYDALI İLİM DUASI
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا
“Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian.”
(Allah’ım! Senden faydalı bir ilim dilerim.)
0
Günlük Hedef: 7 Adet (Sabah Namazından Sonra)
Bismillâhirrahmânirrahîm Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Allah’u Teala ilmi insanların göğsünden söküp almaz; âlimlerin ruhunu kabzederek ilmi kaldırır. Geriye cahil liderler kalır.” (Hadis-i Şerif)
Ahir zaman, makam ve şöhret peşinde koşan sahte âlimlerin çoğaldığı, hakkı söyleyen hakiki Rabbani âlimlerin ise azaldığı bir dönemdir. Gerçek ilim, kalbi kibirden ve dünyadan temizleyip Allah’u Teala’ya yaklaştıran ilimdir.
KUR’AN-I KERİM’DE İLİM VE ÂLİMLER
İlmin Hakikati ve Sorumluluğu
إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ Okunuşu: İnnemâ yahşallâhe min ibâdihil-ulemâ’. 1. “Kulları içinden ancak âlimler, Allah’u Teala’dan (hakkıyla) korkar.” (Fâtır Suresi, 28)
قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ ۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُولُو الْأَلْبَابِ Okunuşu: Kul hel yestevillezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn; innemâ yetezekkeru ülül-elbâb. 2. “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleri ibret alır.” (Zümer Suresi, 9)
وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا Okunuşu: Ve kul rabbi zidnî ılmâ. 3. “Ve de ki: Rabbim, benim ilmimi artır.” (Tâhâ Suresi, 114)
وَقَالَ الَّذِي آمَنَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ الرَّشَادِ Okunuşu: Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdiküm sebîler-raşâd. 4. “İman eden o (âlim/arif) kimse dedi ki: ‘Ey kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola (hidayete) ileteyim.'” (Mü’min Suresi, 38)
إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَىٰ … أُولَٰئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللَّهُ Okunuşu: İnnellezîne yektümûne mâ enzelnâ minel-beyyinâti vel-hüdâ… ülâike yel’anühümüllâh. 5. “İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti (insanlardan korkarak veya dünya menfaati için) gizleyenler var ya, işte onlara Allah’u Teala lanet eder.” (Bakara Suresi, 159)
فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ Okunuşu: Fes’elû ehlez-zikri in küntüm lâ ta’lemûn. 6. “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (ilmiyle amil olan gerçek âlimlere) sorun.” (Enbiyâ Suresi, 7)
وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوا إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ Okunuşu: Ve liyünzirû kavmehüm izâ raceû ileyhim leallehüm yahzerûn. 7. “…Dinde fakih olmak (derin kavrayış sahibi olmak) ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için (ilim tahsil etsinler). Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe Suresi, 122)
وَلَٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ Okunuşu: Ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bimâ küntüm tüallimûnel-kitâb. 8. “…Fakat ‘Kitabı öğretmeniz ve okuyup araştırmanız sayesinde Rabbani (sadece Allah’u Teala’ya yönelen hakiki âlimler) olun’ der.” (Âl-i İmrân Suresi, 79)
أُولَٰئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ Okunuşu: Ülâikellezîneşteravüd-dalâlete bil-hüdâ; femâ rabihat ticâratühüm. 9. “İşte onlar (dünyalık makam için), hidayet karşılığında sapıklığı satın alanlardır. Onların bu ticareti kâr etmemiştir.” (Bakara Suresi, 16)
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِي آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا فَانْسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنَ الْغَاوِينَ Okunuşu: Vetlü aleyhim nebeellezî âteynâhü âyâtinâ fenseleha minhâ feetbeahüş-şeytânü fekâne minel-ğâvîn. 10. “Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz, fakat onlardan sıyrılıp çıkan (ilmiyle amel etmeyen), derken şeytanın peşine taktığı ve azgınlardan olan kimsenin haberini oku.” (Bel’am bin Baura misali). (A’râf Suresi, 175)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Efendimiz’in (s.a.v) İkazları
1. PEYGAMBERLERİN VARİSLERİ “Âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne altın ne gümüş miras bırakırlar; onlar sadece ilim miras bırakmışlardır. Kim ilmi alırsa, büyük bir pay almış olur.”
[Ebû Dâvûd, İlim, 1]
2. İLMİN KALKMASI (CAHİL LİDERLER) “Allah’u Teala ilmi insanların hafızalarından silip almak suretiyle değil, âlimlerin ruhunu kabzetmek suretiyle alır. Nihayet hiçbir âlim kalmadığında, insanlar cahilleri lider edinirler. Onlara sorulur, onlar da bilmeden fetva verirler; hem saparlar hem saptırırlar.”
[Buhârî, İlim, 34]
3. DİLİ ÂLİM OLAN MÜNAFIKLAR “Ümmetim için en çok korktuğum şey; kalbi cahil ve nifak dolu olduğu halde, dili (ve sözleri) âlim olan münafıktır.”
[Müsned-i Ahmed]
4. GÖKKUBBE ALTINDAKİ EN ŞERLİ İNSANLAR “Öyle bir zaman gelecek ki… Mescitleri mamur olacak fakat içlerinde hidayetten eser kalmayacak. Onların (kötü) âlimleri gökkubbe altındaki en şerli insanlar olacaktır. Fitne onlardan çıkar ve yine onlara döner.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
5. FAYDASIZ İLİMDEN SIĞINMAK “Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.”
[Müslim, Zikir, 73]
6. İLMİ DÜNYA İÇİN ÖĞRENMEK “Kim, sadece Allah’u Teala’nın rızasını kazanmak için öğrenilmesi gereken bir ilmi, sadece dünya menfaati (makam, para) elde etmek için öğrenirse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz.”
[Ebû Dâvûd, İlim, 12]
7. TARTIŞMAK İÇİN İLİM “İlmi, âlimlere karşı övünmek, cahillerle tartışmak veya insanların teveccühünü kendinize çekmek için öğrenmeyin. Kim böyle yaparsa o kimse ateştedir, ateşte!”
[İbn Mâce, Mukaddime, 23]
8. GERÇEK ÂLİMİN MECLİSİ “Size Allah’u Teala’yı hatırlatan, sözü amelinizi artıran, ilmiyle size ahireti sevdiren âlimlerle (salihlerle) beraber olun.”
[Ebû Ya’la, Müsned]
9. İLMİYLE AMEL ETMEYEN “Kıyamet günü bir adam getirilip cehenneme atılır… Cehennem ehli onun etrafına toplanır ve: ‘Sen bize dünyada iyiliği emredip kötülükten sakındırmaz mıydın?’ derler. O: ‘Evet, ama size emrettiğimi kendim yapmazdım, sakındırdığımı ise kendim yapardım’ der.”
[Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 10]
10. RUŞVEYDİBA DÖNEMİ “İnsanlar üzerine öyle aldatıcı yıllar gelecek ki… O dönemde Ruveybida konuşacaktır.” Ashab: “Ruveybida nedir?” diye sordu. Efendimiz: “Halkın genel işleri (ve dini meseleler) hakkında söz sahibi olan liyakatsiz, cahil (ve ahlaksız) kimsedir” buyurdu.
[İbn Mâce, Fiten, 24]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Âlimler iki kısımdır: Ulema-i rüsum (dünya âlimleri) sadece diliyle konuşur ve makam bekler. Ulema-i ahiret (ahiret âlimleri) ise kalbiyle konuşur, nefisleri hastalıklardan temizlemeye rehberlik eder.”
– İmam Gazâlî
“İlim, ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır!”
– Yunus Emre
“İlmiyle amel eden gerçek bir âlimin kalemi (mürekkebi), kıyamet gününde şehitlerin kanıyla tartılır ve ağır gelir.”
– Hasan-ı Basri
“İlmiyle amel etmeyen âlim, başkalarını giydirirken kendisi çıplak kalan bir iğne gibidir. Onun sözü, taşın üzerindeki su damlası gibi hemen kayıp gider.”
– Abdülkadir Geylânî
“Zenginlerin ve makam sahiplerinin kapısında dolaşan âlimden ilim alma. Zira o dinini dünyaya satmıştır, sana da hüsrandan başka bir şey veremez.”
– Süfyân-ı Sevrî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. İMAM-I AZAM’IN KIRBAÇLANMASI Halife Ebu Cafer el-Mansur, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerini başkadı (başhakim) yapmak istedi. Amacı, İmam’ın şöhretini kullanarak kendi haksız icraatlarına fetva almaktı. İmam-ı Azam bunu reddetti. Bunun üzerine zindana atıldı ve her gün kırbaçlandı. Kan revan içinde kalmasına rağmen, “Dinimi onların dünyasına alet ederek kalbimi kirletmektense, bu kırbaçları yer, ahiretime temiz bir şekilde giderim” diyerek hakiki âlimin duruşunu gösterdi.
[Kaynak: Menâkıb-ı Ebû Hanîfe]
2. İLİM KİMSENİN AYAĞINA GİTMEZ Halife Harun Reşid, Muvatta adlı hadis kitabını okutması için İmam Malik’i sarayına çağırdı. İmam Malik şu tarihi cevabı gönderdi: “Ey Müminlerin Emiri! İlim kimsenin ayağına gitmez, ilmin ayağına gelinir. Eğer ilim istiyorsan, sıradan insanların oturduğu gibi mescide gelip talebelerle yan yana diz çökersin.” Halife bu heybet karşısında boyun eğip İmam’ın meclisine gitmiştir.
[Kaynak: Kadı İyaz, Tertîbü’l-Medârik]
3. İMAM GAZÂLİ’NİN UYANIŞI İmam Gazâlî, Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisi iken (döneminin en büyük makamı) bir gün kalbinde bir kibir ve makam sevgisi hissetti. Dini sırf Allah’u Teala için değil, şöhret için anlattığından korktu. O devasa makamı, maaşı ve şöhreti bir anda terk edip Şam’a, Mescid-i Emevi’nin minaresine çekildi. 10 yıl boyunca uzlette nefsini hastalıklarından temizledi. Döndüğünde yazdığı eserler (İhya), kıyamete kadar ümmetin kalbini dirilten kaynaklar oldu.
[Kaynak: İmam Gazâlî, el-Münkızu mine’d-Dalâl]
4. VALİYİ TİTRETEN ÂLİM Emevi valisi Haccac zalimliğiyle meşhurdu ve etrafındaki saray âlimleri ondan korktukları için ona dalkavukluk yapardı. Hasan-ı Basri Hazretleri ise onun yüzüne karşı hatalarını, zulmünü ve ahiretteki hesabını haykırırdı. Haccac onu öldürmek için celladını hazırladı, fakat Hasan-ı Basri içeri girdiğinde dudakları kıpırdayarak bir dua okudu. Haccac bir anda titremeye başladı, onu kendi tahtına oturttu ve hürmetle uğurladı. Dışarı çıkınca ona ne okuduğunu sorduklarında: “Allah’u Teala’ya sığındım. O’nun büyüklüğü karşısında valinin bir sinek kadar hükmü kalmadı” dedi.
[Kaynak: İbn Hallikân, Vefeyâtü’l-A’yân]
5. HALİFENİN OĞLUNU REDDEDEN BABA Büyük hadis âlimi Said bin Müseyyeb’in çok güzel ve âlim bir kızı vardı. Halife Abdülmelik bin Mervan, veliaht oğlu Velid için kızı istedi. Said bin Müseyyeb, kızı saray hayatında dinini kaybeder endişesiyle bu teklifi reddetti. Ertesi gün, eşi vefat etmiş, sadece üç dirhem parası olan Abdullah isimli çok fakir ama takva sahibi bir talebesine kızını kendi elleriyle götürüp evlendirdi. O talebe diyor ki: “Eşim, bana hadisleri benim hocalarımdan daha iyi öğretecek kadar büyük bir ilim sahibiydi.”
[Kaynak: İbn Sa’d, Tabakât]
Nefis Muhasebesi: Hakikatin Aynası
(Ahir zaman fitnelerinde yolumuzu bulmak için kendimize soralım)
  • Dinimi, reyting veya para peşinde koşan şovmenlerden mi, yoksa ihlaslı Rabbani âlimlerden mi öğreniyorum?
  • Öğrendiğim ilim (veya izlediğim sohbet) beni kibre ve tartışmaya mı itiyor, yoksa kalbimi dünyadan temizleyip Allah’u Teala’ya mı yaklaştırıyor?
  • Din adına konuşanlarda “peygamber ahlakı, tevazu ve edep” mi arıyorum, yoksa sadece hitabet yeteneğine mi aldanıyorum?
  • Duyduğum fetvaları “nefsimin işine geldiği gibi” olanlardan mı seçiyorum, yoksa takvaya en uygun olanı mı arıyorum?
  • Bildiklerimle amel ediyor muyum, yoksa “ilmiyle amel etmeyen” grupta olup ahirette hüsrana uğramaktan korkuyor muyum?
Faydasız İlimden Allah’u Teala’ya Sığınırız
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa’, ve min kalbin lâ yahşa’, ve min nefsin lâ teşba’, ve min da’vetin lâ yüstecâbü lehâ. “Allah’ım! (Kibirden temizlenmemiş) Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.”
(Peygamberimizin en çok yaptığı dualardan / Müslim, Zikir, 73)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler